psikososyal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
psikososyal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Eylül 2008

Düşüncelerde; Yalan - Duygularda; Karmaşa

Siz hayatınızda, birinin ölüm haberini alıp da, daha sonra bu haberin uydurma olduğu öğrendiniz mi? Yani, öldü denen kişinin yaşadığı haberi, sizi nasıl etkiler? Yaşamakta olduğunu öğrenmeniz, sizi sevindirir sanırım. Öldüğü haberine nasıl üzüldüyseniz, yaşadığı haberine de aynı derecede, hatta daha fazla sevinirsiniz. Öyle değil mi?

Normalde böyle olması gerekirken, yani sevinmeniz gerekirken, böyle olmaması, yani sevinememeniz, nasıl bir duygudur? Neden sevinemediniz acaba? Kalbiniz mi katılaştı? Duygularınız mı köreldi?

İnsanların duyguları ile oynandıysa, aldatıldıysa ve bunun böyle olduğunu anlamışsa kişiler; Sevinmeleri gereken bir olaya bile sevinemezler. Aldatılmanın verdiği kırgınlık ve duyguları ile oynanması, insanları kötümser duygulara sevkeder. Duyguları körelir, kalpleri katılaşır. Bu durumun düzelmesi, eski haline dönmesi için biraz zaman geçmesi, olayın küllenmesi gerekir. Bu süre ise, kişiye ve olayın ruhumuzda yaptığı tahribata göre değişir.

Lidyanın ölüm haberini duyduğum zaman nasıl şok yaşadıysam, haberin doğru olmadığını öğrendiğimde de aynı şoku yaşadım. Hatta bu seferki şok öncekinden farklı etkileri olan bir şoktu. Çünkü, ilkinde yaşadığım şok, ruhuma ve kalbime herhangi bir hasar vermediği halde, ikincisinde ise kalbimi ve ruhumu çok kötü bir şekilde etkileyerek, hasar vermiş bulunuyor. Bu hasar, insanlara karşı duyduğum güven konusunda kötü yönde etkili oldu. İnsanlara karşı güvenim bir kez daha sarsılmış oldu. Bu durumun değişmesi, kalbimin ve ruhumun tekrar yumuşaması, insanlara tekrar güven duymam için zaman gerekecektir. Bu zaman içinde, insanlara güvenir hale gelmem için, kalbimin ve ruhumun huzur ve şefkate ihtiyacı olacaktır. Bu kısa zaman da mümkün mü acaba? Tabii ki mümkün . Tekrar eski durumuma dönmeyi, tüm dostlarım ve sevdiklerim sayesinde başarabilirim.

İnsanların duyguları ile oynamak, bu kişilere zevk mi veriyor acaba? Zevk verip vermediğinden emin değilim, ancak bunların hasta olduklarına eminim. Ve bunlar hasta olduklarından da bihaberler. Aslında, bizlerden daha fazla onların yardıma ihtiyacı var. Bunların ihtiyacı olan tıbbi ve psikolojik tedavidir. Bunların ancak bu tedavi sonunda yaptıklarından pişmanlık duymaları beklenebilir.

Şimdi, Lidya'nın ölmemiş olmasına göstereceğim duygusal tepki, ilk anlarda yaşadığım şok nedeniyle gösterdiğim tepkiden çok farklı. Çünkü, bu zaman zarfında tekrar eski durumuma dönmeyi başardım. Hatta, bu yazıyı dahi iki farklı ruh halinde iken yazıyorum. Yazıya başlarken daha katı bir durumda olan kalbim, yaklaşık 12 saat sonra yumuşamış ve daha sevgi dolu olan eski haline dönmüştür.

Ne olursa olsun, bizler nasıl bir duygu karmaşası yaşamış olsak da, geri gelen, bir insanın yaşamı. Geri gelmene sevindim Lidya. Her ne olduysa, her ne yaşandıysa unutalım. Umarım, bir daha böyle bir olay başımıza gelmez.

Sevgiyle Kalın...

Arzu

30 Ağustos 2008

DÜŞÜNCELERDE, ÖLÜM VE YAŞAM...

Ne kadar da neşeli başlamıştım, yeni güne. Tatil yaramıştı; bedenim zinde, ruhum huzurlu, kalbim kıpır kıpır. O tatil dönüşü mahmurluğundan da eser kalmamıştı. Keyifli ve neşeli bir şekilde işe geldim. Her sabah olduğu gibi, akşamdan hazırladığım yapılacak işleri gözden geçirip, yine her gün olduğu gibi SLTurkey'e "Merhaba" dedim.

SLTurkey'de de, yine neşeli bir şekilde yeni tanıştığım, siteye yeni üye arkadaşlarla sohbete başladık. Bazen felsefi, bazen havadan sudan konularla sohbet ediyoruz. Bir ara, "hezarfen" isimli arkadaş, "... akşam çok üzücü bir olay oldu ... çok üzüldük" dedi. "arya" isimli arkadaş, "hayırdır?" diye sorunca, şöyle diyaloglar geçti.

hezarfen - dün türk adalarında helperlik yapmış bir arkadaşımız vefat etmiş. hastalığına yenik düşmüş. herkes yastaydı. çok üzüldük
Arzu - hezarfen, kim vefat eden? tanıyormusun?
arya - başınız sağolsun..
Arzu - Sağol aryacım, fakat benim bilgim yok kimin vefat ettiğine dair.
hezarfen - Arzucum İsmi Lidya ben tanışmamıştım sadece birkaç defa gördüm
Arzu - Lidya ile ben de tanışmadım. Ama, genç birinin bu haberine çok üzüldüm. İçim bir hoş oldu şu an....
hezarfen - Arzu bu akşam 21:00 evinde tören yapacaklar. Erkek arkadaşı Alper akşam taziyeye gittik.
arya - büyüdükçe ne çok duyar olduk ölümü .. sen de ölmedikçe kaybettim sayma yinede. iyi anılarıyla yaşatın içinizde ki ruhu huzura ersin..
hezarfen - Kansermiş yavrum ya. Daha gencecik yaşında gerçekten bende çok etkilendim. hele akşam oradaki atmosfer çok fenaydı
Arzu - Ailesi, arkadaşları ve dostları için, ne kadar acı bir gün. Hepsine Allah sabırlık versin.
hezarfen - amin amin


Arya'nın dediği gibi, büyüdükçe ne çok duyar olduk ölümü. Hayatımızın bir gerçeği, doğumumuzla başlayan bir süreç olduğunu bilmemize rağmen, kabullenmekte zorlanıyoruz. Biliyoruz ki, bu süreç kaçınılmaz. Bu olgudan, kurtulmak, kaçmak olanaksız. Fakat, yine de kaçabileceğimizi sanıyoruz ve korkuyoruz ölümden.

Peki, ölümden, yaşamın bu gerçeğinden korkmamalı mıyız?... İşte, buna da olanak yok. Çünkü, korkma duygusu da, insanlara özgü, çok insani bir olgu. Bu olguyu değiştirmeye çalışmak, korkmamaya çalışmak da, insan ruhunda değişimlere ve bozulmalara yol açabilir. Ünlü bir söz vardır, "Zaman, her şeyin ilacıdır." diye. Her yaraya, her acıya iyi gelen zaman, korku duygusunu da törpüleyerek, unutma duygusunu da kullanarak, bizi bu gerçeklere yavaş yavaş alıştırır.

Belki de kendisi ile aynı yaşlarda olduğumuz, gencecik bir genç kız, Lidya. Onunla reel yaşamı bırak, SL'deki avatarı ile dahi tanışmadım. Ama, içimi öyle tarifi güç bir acı ve sıkıntı sardı ki, anlatılması imkansız.

Bu olayın beni bu derece sarsmasının nedenini, biraz olsun tahmin edebiliyorum. Benim gibi yaşının genç olmasının ötesinde, yazımın başında belirttiğim, tatilde yaşamış olduklarımın da bir payı var diye düşünüyorum. Çünkü, tatilde bedenim ve ruhum dinlendi, huzur buldu. Kalbim ise, kırgınlığın yerine aşkla doldu yeniden. Bu aşk ve sevgi ile dolan kalbim, bu tür acı bir olay karşısında, olağandan fazla sarsılması elbette gayet normal ve doğal bir olgu. Kırgınlığın verdiği sertlik, yerini aşkın sağladığı bir yumuşaklığa bıraktı.

Bu yazıyı o andaki duygularla yazamazdım. Çünkü, o anlarda beynim dahi uyuşmuş gibiydi. Şimdi, daha kendimi toparlamış gibiyim, beynim, mantığım işliyor. Kalbim yine de kıpır kıpır...

Sevgiyle kalın, hepiniz...


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu