Ben Kimim?

İsmim, blog isminden ve post-gönderilerinden de anlaşılacağı gibi, Arzu. Ancak, kimliğimde yazan isim bu değil elbette. Siz şimdilik böyle bilin yeterli. Gerekirse, daha sonra ve kafama yatarsa gerçek ismimi de açıklayabilirim. Ama, bu ismi sadece internette kullanmıyorum, gerçek yaşamımda da bu ismimi bilen arkadaşlarım bulunmaktadır.

Soyadım olarak kullandığım Breda'ya gelince; Bu soyadını, Second Life adlı, benim CeNNeT adını verdiğim, kimilerine göre bir oyun olan, ama aslında hiç bir oyunla benzerlik taşımayan ve gerçek yaşamın internet üzerinde kurulan bir simülasyonu olan, gerçek dünyada bulunabilen ve yapılabilen her şeyi bir avatar sayesinde yapma imkanı bulunan bir sanal dünyaya adım atarken, seçenekler arasından kendime en uygun olarak seçebildiğim bir isim. Bu dünyaya adım atarken aldığım bu accountu, daha sonra slturkey adlı forumda da kullandım. Üzerime yapışıp kalınca, blog dünyasında da aynı soyadını kullanmaya karar verdim.

Hep sanal alemdeki durumumdan bahsettim. Peki, gerçek yaşamda ben kimim, nerede oturur-kalkarım, ne iş yaparım, birazcık da bunlardan bahsedeyim.

Önceleri cennette yaşarken, dünyaya gönderilen bir varlığım. Uzaydan dünyaya baktığımda, ilk gözüme çarpan ve kendime en uygun yer olarak Türkiye denilen yeri seçtim. Bu ülkede, cennet gibi bir şehirde, ailem dediğim kişilerle birlikte yaşıyorum. Ailem, ben dahil dört kişi.. Babam, annem ve erkek kardeşim.

Okul hayatım ise, biraz çalkantılı geçti. Liseyi bitirince, hayalim gazetecilikti. Ancak, üniversite sınavlarına çok kısa bir süre kala bir trafik kazası nedeniyle, uzun süre hastahanede kaldım ve sınavlara katılamadım. Daha sonra da, istediğim puanlara ulaşamayınca, bulduğum bir okula kapağı attım. Okul dediğime bakmayın, bu bir üniversite değil. Ben üniversite kampüsü ve sıraları nedir hiç bilmem. Hem çalıştım, hem de açık öğretimde okudum.

Dört yılın sonunda da, bir işletmede (bu işletmeye de biraz torpil vasıtasıyla girdim) muhasebe ve finans departmanında işe başladım. Şimdi de, o departmanın yöneticisi olarak görev yapmaktayım. (Şirketin ortaklarından olan sevgili amcam sayesinde) O görevi yapamayacak kapasitede olsam, beni tutarlar mı orası ayrı bir tartışma konusu olabilir.

Buraya kadar bunları anlattım iyi güzel de, nasıl biriyim, özelliklerim nelerdir ve nasıl bir karaktere sahibim. Biraz da bunlardan bahsedeyim mi? İster misiniz? Ama, ne yapacaksınız ki beni daha iyi tanıyıp da? Çok mu önemliyim yani? Hiç de öyle önemli biri değilim. Tamamen sıradan biriyim işte.

Boyum 175 santim, kilom 56 ile 59 arasında gelip gider, 60'a hiç izin vermem. Saçlarımın gerçek rengi kumral, ama yer ve zamana göre, daha çok da kafama göre değişiklik gösterebilir. Göz rengim ise, çakır denilen mavidir.

En önemli ve belirgin özelliğim; Kendimi methetmek gibi olacak ama,üstün ve keskin bir zekaya sahip olmakla övünürüm. Dış görünüşüme aşırı ilgi göstermem ve gösterenlere de aldırış etmem.

Karakterim ise; Karaktersiz olmaktır. Yani, bildiğiniz karakter özelliklerinden uzağım. Bana, ne iyi, ne de kötü diyebilirsiniz. O sıfatlar sizlere ait sıfatlardır. Beni tanıyanların söylediklerinden hareketle şöyle söyleyebilirim; Bazen derler ki, dünyada bu kadar iyi, şevkatli ve sevgi dolu bir insan olabilir mi? derler. Bazen de, bu kadar acımasız, kötü ve duygusuz insana rastlamadım. derler. Yani, yeri gelince munis ve sıcakkanlı, ama damarıma basıldığında da acımasız ve saldırgan bir olabiliyorum.

Bu dünyadaki amacın nedir? diye bir soru sorarsanız, cevabım söyle olacaktır; Benim bu dünyadaki amacım, dünyayı da geldiğim yere benzemesi için çaba göstermek. Dünyayı da rahat ve huzur içinde yaşanılır hale gelmesi için tüm insanların çaba göstermesini sağlamak. Dünyayı CeNNeT'e çevirmek diye kısaca özetleyebilirim.

Arzu'nun incileri ne demek derseniz..!
Bu inciler;
Ne Arzu'nun gözlerinden akan yaşlardır.
Ne de Arzu'nun boynunu süsleyen değerli taşlardır.
Sadece, Arzu'nun beyninden süzülüp, gönlünden taşanlardır.

Herkese sevgiler sunarım..