Şimdi, yukarıdaki başlığa bakarak çeşitli yorumlara kalkmadan önce, aşağıda neler demişim ona bakalım öncelikle..
F tipi denilince, akla hemen yeni sistem cezaevleri gelirdi insanın.. Daha sonraları da, F tipi diye Fetullah cemaatine bu ad verilmeye başlandı..
Benim F tipi diye bahsettiğim ise, bambaşka bir şey..
F tipi (Ef tipi değil, türkçe okunuşuyla Fe tipi) klavyeden bahsediyorum..
Nereden aklıma geldiğini de söyleyeyim size; Vatan Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat'ın 05.01.2010 tarihli Emperyazılıma hayır! başlıklı yazısını okuyunca geldi aklıma.. Mine hanımın yazısının başlığını doğru düzgün okumadan "Emperyalizme hayır" şeklinde görmüşüm, ancak içeriği okuyunca, başlığı yanlış okuduğumu ondan sonra fark ettim.. Demek ki, göz yanılgısı dedikleri bu olsa gerek..
Her neyse, Mine hanım bu F tipi klavye ile Q tipi klavye karşılaştırmasına nereden gelmiş.. Mine hanımın evi soyulmuş ve hırsızlar evinden değerli eşyaları ile birlikte bilgisayarını da alıp gidince, Mine hanım da, evi ve eşyaları sigortalı olduğundan, sigorta şirketi eşyaların parasını ödemiş.. O da yeni bir bilgisayar almış kendine.. Yeni model bir Apple Mac bilgisayara kavuşmuş.. Kavuşmuş kavuşmasına da, asıl sorunlar da ondan sonra başlamış.. Mine hanım çoğu gazeteciler ve yazarlar gibi F tipi klavye kullanıyormuş ve bu nedenle F tipi klavyeli bir laptop ısmarlamış.. Ancak, Apple şirket temsilcilerinden aldığı yanıt, F tipi klavyeli ürün olmadığı yönünde olmuş.. Sadece, "F tipi klavye yapıştırması" gönderebileceklerini söylemişler.. Filan falan bir sürü görüşme, bir sürü detay işte.. Kendisi bile fazla detayını yazmadığına göre benim o detaylara girmem abesle iştigal olur..
Mine hanım, bu klavye meselesinde asıl üzerinde durulması gerekenin, dilde yabancılaşmaya dikkat çekiyor.. Q klayvenin Türkçe bir metin yazarken insanın ellerinin nasıl yorulup, felç ettiğinden bahisle, "bilek sinirleri kasılması" hastalığının da tümüyle klavye uyumsuzluğundan kaynaklandığını belirtmekte. F tipi klavyenin düzenleniş biçimi ise tamamen Türkçeye uyumlu olması ve sözcük dizilimi yönünden ergonomik oluşu vurgulanmakta..
Benim en hoşuma giden ise, yazısının son cümleleri;
"Bir toplumu ulus yapan din değil, dildir.
Türkiye’yi parçalamak isteyenler, Türkleri kendi dillerine yabancılaştırarak öğütmeye başladılar.
Türkiye’yi savunmak için, önce Türkçeyi savunmak gerek. Ama dil, top tüfekle savunulmaz. F klavye ile başlayabiliriz: Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın, Gümrük Müsteşarlığı’nın, 1955 yılından beri var olan TSE şartını derhal işletmesi, üretilen ve ithal edilen bilgisayarların en az yüzde 50’sinin F klavye olmasında diretmesi gerek. İsteyen Q klavye kullanır, isteyen F.
Hani kapitalizm çeşitlilik demekti?
Tep tip Q klavye ile ülkemizde “komünistlik” yapıyor, bu şirketler!"
Mine hanım bu şekilde noktalamış sözlerini.. Ben de kısa bir araştırma sonucu bulduklarımı paylaşayım sizlerle..
VİKİPEDİ özgür ansiklopedi de, Q klavyenin nereden çıktığı ve bu ismi nasıl aldığı detayları ile anlatılmakta.. Q klavye ya da QWERTY klavye, İngilterede Christopher Latham Sholes tarafından 1874'de patentini alarak, yine aynı yıllarda daktilo işleriyle uğraşan E.Remington and Sons şirketine patentini satmış. Hatta NASA bile bu Sholes'un anısına, bir astroidi "6600 Qwerty" olarak adlandırma şerefine nail olmuş..
Yine VİKİPEDİ ansiklopedisinde, F klavye üzerine yazılanlarda şu şekilde; "Türkçe için özel olarak geliştirilmiş bir klavye çeşididir. Bilimsel temellere dayalı standart bir Türk klavyesi geliştirilmesinin zorunluluğuna inanan İhsan Yener, bu konuda 1946'dan itibaren daktilo öğretmeni sıfatı ile sürdürdüğü çalışmalarının dikkate alınmasını ancak 1955'te başarabilmiş. Yabancı uzmanlarla da pekiştirilmiş İhtisas Komisyonu'nca oluşturulan On parmak yöntemi ile Türkçe için uygun Klavye'yi 20 Ekim 1955'te Bakanlıklararası Standardizasyon Komitesi'ne Standart Türk Klavyesi olarak onanmış.
Türkiye'deki tüm daktilo makinelerinin Milli Klavye'ye dönüştürülmesi, 1963 yılında Gümrükler Kanunu'na eklenmesi ve 1974 yılında Türk Standartları Enstitüsü tarafından Zorunlu Standart olarak onanmasıyla kesinleşmiştir. 25 yıllık bir mücadelenin sonunda kendisine inananların da yardımları ile o günlerde 'Klavye İnkılabı' olarak anılan bu standardizasyonu gerçekleştiren İhsan Sıtkı Yener, bu sebeple F Klavyenin Babası olarak da anılmaktadır."
Bir de bunlardan ayrı olarak, internette bu konuda çok sayıda makale yer almakta, bunların bir çoğu teknik detaylara kadar da inmektedir. Ancak bizim için önemli olan, bir klavyede yazarken dilimizdeki sözcüklere ve o sözcüklerde en çok kullanılan harflerin klavyede yer alışı olmalıdır.. Bileğimizin ve parmaklarımız yorulmadan en kolay ve hızlı bir şekilde yazmamız önemli bizim için..
Bu konuda da görüşler farklı farklı; Q klavye savunucularından Hıncal Uluç "Dünya ''Q'' klavye kullanıyor, o yüzden yurtdışına gittiğinizde deli danalar gibi ''F'' klavye arayıp bulamayacağınız, hâlbuki eğer ''Q'' klavye kullanıyor olsaydınız sürü sebil klavyeyi emrinize amade bulacağınız için ''F''yi atın, baştan ''Q'' kullanın." böyle diyor..
Sevgili Hıncal Uluç'un bu sözlerine ise, yazar Yurtsan Atakan bakın nasıl cevap veriyor; "Aynı mantıkla iyisi mi biz Türkçe’yi toptan başımızdan atalım. Öyle değil mi ya, yurtdışına çıktığımızda derdimizi anlatacak Türkçe bilen biri arayıp bulamayacağımıza -eğer İngilizce bilseydik sürü sebil kişiyle iletişim kurabileceğimize- göre Türkçe’yi atalım, resmi dil olarak baştan İngilizce’yi kabul edelim. "
Bir de; "F Klavye Kullanmak Bizi Küresel Dünyadan Uzaklaştırır" diyenler var..
Yurtsar Atakan’ın onlara cevabı ise; "Bu gibi bazı gerekçeler ise çok gülünçtür. Japonlar, Çinliler, Kiril alfabesi kullananlar bugün sırf kendi alfabelerini kullandıkları için dünyadan kopmakta mıdırlar?" diyerek, bu gerekçelerin gerçeklerle ne kadar örtüşmediğini vurgulamakta.
Şimdi bu yazımı okuduğunuza göre, hepinizin önünde bir Q klavye vardır, işaret parmaklarınızı F ve J harfi üzerindeki noktalara koyar ve 10 parmak “üzümcü incir çimi üzerine düşünmüş ölçmüş” yazmanızı istesem.. Şimdi bu ne saçma cümle demeden önce serçe parmağınızın sesini dinleyin.. Hayatında küfür etmeyen gariban serçe parmağınız size bakıp kafa sallarken ağız oynatıyor.. Neyse, bu dediklerim işin birazcık geyik tarafı.. Bu cümleler de bana ait değil, yine internetten alınma..
Pardon unutmadan şunu da ekleyeyim; Bir de, Kürt kardeşlerime sormak isterim.. Yanlış anlaşılmasın sakın.. Bilmediğim için soruyorum; Kürtçe sözcüklerde, söz diziminde Q, W, X harfleri evvelden var olagelmiş mi? Yoksa, Türkçeye dayatıldığı gibi, Kürtçeye de yapılan dayatma sonucu mu girmiş o dile bu harfler?.. Sadece öğrenmek maksatlı bu sorum, başka bir şey aramayın altında..
Bu konuda daha söylenip yazılan bir sürü detay var ama, bunları bu Q tipi klavyede yazmak benim bileklerime zarar veriyor.. Yoruyor fazlasıyla.. O nedenle kısa kesmek zorundayım.. Ayrıca, mouse'un da verdiği yorgunluktan sağ koluma sancılar girip, gece uyku uyutmuyor..
Hepinize sevgilerimi sunarım..
