rasyonel bağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rasyonel bağ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Kasım 2009

Aldatmanın tek gerekçesi var; Sahip olma duygusu..



"Farkettiniz mi bilmem, (..)" diyerek başlıyor, Sevgili Hocam Nuran YILDIZ "Seni Aldatıyorum Çünkü..." başlıklı yazısına..
Farketmemizi sorduğu şey, gazete, köşe yazıları, kitap ve tv dizilerinde çok sıkça yer alan aldatma öyküleri..
Magazin sayfalarında zaten, aldatma haberi dışında hiç bir şey bulamazsınız..
Tv dizilerinin de aynı şekilde olduğunu ve "bu dizilerin konusundan aldatma çıkarıldığında, geriye anlamsız bir oyuncu yığını kalır" gibi çok önemli ve doğru bir tespit yapıyor, Nuran Hocam..
Burada şunu da, belirtmem gerekir ki; Hocamızın bu tespiti  yapmasının nedeni, tespitteki olgunun doğru veya yanlış, halka yararlı veya zararlı olmasından ziyade, bir iletişimcinin yapması gerekeni yapıp, sonucu ortaya koymak.
Nuran Hocam, bir de kitaptan bahsetmiş bu yazısında..
”Aldatmanın kitabı” diye bahsettiği kitabın adını vermemiş ve bu kadarla yetinmiş..
Kitabı henüz okumadığını, sadece basında yer alan haberlerini okuduğundan bahisle, yazarın kitapla ilgili görüşlerini belirtmiş yazısında..

Kitabın yazarı, aldatmanın nedenlerini anlattığı kitaptaki görüşlerini, özetle şöyle anlatmış, basında çıkan haberde;
Erkekler, nedenlerinden biri olarak, "özsaygılarının azalması" sonucunda aldatırlarmış. (Acaba, özsaygıları aldattıktan sonra zirveye mi çıkmış..? Bunu nasıl ölçmüşler..? Çok merak ettim, doğrusu..)
Eğer, erkeğin özsaygısı yerinde fakat yine aldatıyorsa, "yeni limanlara açılmak, geçici bir güven duygusu verdiği için" gibi bir nedene sığınabiliyor. (Aldatmak, nasıl bir güven duygusu veriyor acaba..? Bunu da çok merak ediyorum..)
Bunların hiç birisi, o erkek için gerekçe değilse, kesin olarak "ailesininin geçmişinde olduğundan" dolayı aldatıyormuş..
Yani, aldatan atalarının genleri taşınıp geldiği için aldatabiliyormuş.. (Buna ben de inanabilirim.. Ama, artık çözümü var..! Gen mühendisleri..!! Ne duruyorsunuz, temizleyin şu aldatma genlerini de, kurtulsun herkes..)

Kadınların nedenlerini de anlatıyor, kitabın yazarı, basında yer alan haberinde;
Kadınların, daha sıradan nedenlerle aldattıklarını savunuyor ve kadınların özsaygısını onarmak için, ya eşinden intikam almak için aldatırlarmış kadınlar.. Yahut da babaları sorunlu ise aldatırlarmış.. (Şimdi burada ne demek lazım bilemedim, ama “Portakal, orda kal” demek istiyorum. Yazarın burada, erkeklerin aldatmalarının “önemli” nedenlere dayandığını, kadınların ise sıradan nedenlerle aldattığını savunuyor. Bu durum çok önemli bir tespit. Bu görüşe ben katılmasam da..)

Nuran Hocam ise bu görüşleri derinlemesine sorguluyor ve bu sorgulamadan şöyle soru ve sonuç çıkarımları yapıyor yazısında..
"Peki o zaman yalnızca oyun için, canı istediği için, keyif için, yan yollara öylesine sapmak için aldatmalara ne diyeceksiniz?" diye soruyor yazara ve kendi okurlarına..
Bu sorgulamayı da, yazarın tüm gerekçelerinin geçerli olduğunu ve bunları kabul edilir bulunduğunu varsayarak yapıyor..
Ayrıca, bu gerekçelerin modasının geçmiş olduğunu farzederek ve aynı zamanda, kendisinin yeni çıkaracağı "Aşk Yüzyılı Bitti" kitabı için yaptığı onca araştırma, analiz ve gözlemlerini bir kenara bırakıp soruyor bu soruyu..

Lafı fazla dolandırmadan da, kendi gerekçesini sunuyor, Nuran Hocam..
Aldatma gerekçelerinin en önemlisinin, her koşulda güdülendirilen "sahip olma" duygusunun olduğunu belirtiyor..
Bu gerekçenin, diğer tüm gerekçelere baskın olduğunu söylüyor..
Ve buna da çok anlaşılır bir örnek veriyor..
Diğer tüm kokuları bastıran "sarımsak kokusu" gibi..

Kadın erkek ilişkilerini de, ekonomik ilişkilere benzeterek, ekonomistlerin savundukları; "Bugünkü ekonomik krizin temel nedeni, üretim ile tüketim arasındaki ‘rasyonel bağ’ın kopmasıdır" görüşüne, ithafta bulunuyor..
Ekonomistlerin söylediği "rasyonel bağın kopması" ise, gerekçelerin ortadan kalkması olduğu ve sadece "eylem"in ortada kalması ve önem kazanması olarak ilişkilendirmiş oluyor, konuları birbirine.
Yani, aynen ekonomide olduğu gibi "sadece tüketmeye koşullandırılmış kadınlar ve erkekler için, aldatma ahlaki bir sorun olmaktan çıkıyor."
Ve sadece bir “eylem” olarak kalıyor.

İlişkilerdeki benzetmeler de çarpıcı  ve şak diye çarpıyor yüzümüze..
Örneğin, gardırobunda bir elbiseye sahipken, bir tane daha elbise almak gibi olduğunu söylüyor, başka bir kadına veya erkeğe gitmenin..
Sadece, içimizdeki ses "al" dediği için, elbise aldığımız gibi, içimizdeki ses "başka bir kadın veya erkek" istediği için, aldatıyormuşuz.

Yazıda, aldatılan kişinin uğradığı haksızlık ve ahlaksızlık karşısında aldığı tavır ve o andaki şaşkınlığın nedeni olarak da, bu yaşadığı sadakat kavramının yok oluşuyla karşılamanın verdiği şaşkınlık olarak, vurgu yapılıyor..
Aldatılan kişinin yaptığı bu sorgulamaya, gerekçe olarak verilen yanıt ise, sonucu kesin olarak ortaya çıkarıyor..

"Seni aldatıyorum çünkü (..)"
"Çünkü, içimdeki sesi dinliyorum. İçimdeki ses, dışımdaki seslerin "al" talimatına uyuyor."
Bu yanıtın anlattığı durum ise, dışımızdaki tüm sesler süreksizlik, bağlantısızlık ve güvensizlik ürettiğinden, bu seslere uymaktan başka çarenin kalmadığını vurguluyor..
"Seni aldatıyorum çünkü (...)  Çünküsü falan yok." diyerek sonucu açıklıyor..
"Sonuç, aldatılmayı göze almadan, hiçbir sadakat ilişkisine girilemez artık, üzgünüm." diyerek de son noktayı koymuş oluyor..

Şimdi durumu böylece kavradıktan sonra, yani kadın erkek ilişkisinde gelinen son durumu ortaya çıkardıktan sonra, sıra geldi ne yapılabilirin cevabını bulmaya..
Sevgili Nuran Hocam, bundan böyle bir ilişkiye girecekseniz, aldatılmayı göze almalısınız, diyor..
Yani, aldatmazsa ne ala, şanslısınız demek istiyor, anladığım kadarıyla..
Fakat benim, bu konuda bir çözüm önerim var.
Bu çözümü, 12 Mayıs 2009 tarihli ve "Eşinizin sizi aldatmasını önlemenin tek yolu." başlıklı yazımda anlatmıştım..
Kendi çapında epey bir tartışma yaratan ve ses getiren bu yazımda, tek çözümün yasalarımızı değiştirmek olduğunu vurgulamıştım...
Bu yasa değişikliğinde, kadınlar ile erkekler arasındaki eşitsiliğin kaldırılması ve "Aldatılan eşe de, yasal olarak aldatma hakkı." diye özetleyebileceğim bir madde konması..
Böylece, aldatmaya meyilli olan eşin bu düşüncesini bastırma ve frenlemesi sağlanabilir.
Böyle bir yasal değişiklik yapılana kadar da, kadın ve erkek arasında bir sözleşme ile yasalarda yapılmasını önerdiğimiz "aldatma hakkı"nın sözleşmeye yazılarak elde edilmesi ve eşlerin bir birine sadakatleri için bir güvenceye kavuşabileceklerini önermiştim..


Bu görüş ve önerilerim halen geçerliliğini korumaktadır.
Çözüm olarak ya benim önerdiğim yol denenecek, veya kader kısmet deyip, şansınızı deneyeceksiniz.
Tercih sizin..!

Sevgilerimle..

Resim: aldatmıyorum ki..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu