12 Mayıs 2009

Eşinizin sizi aldatmasını önlemenin, tek yolu.

Evlilikte mutlu olmak, bir yerde şans meselesidir, diyenler var. Ben buna inanmayanlar grubuna dahilim. Eğer, mutlu değilsen, sevmiyor ve anlaşamıyorsan, beklemenin anlamı yok. İleride daha büyük sorunlara yol açmamak için, yol yakınken ayrılmak en güzeli. Eğer, eşlerden biri diğerini aldatıyor ve diğeri bunu hissetmiş veya öğrenmişse, dakika beklemeden avukata dilekçeyi vermeli. Hiç hırgür yaşamadan, eşini muhattap dahi almadan, bir an önce yeni yaşamını kurmanın yolunu çizmeli. Aksi halde, içinden çıkması daha zor sorunlarla uğraşmak zorunda kalır ki, bunu yaşamaya herkesin gücü yetmeyebilir.

Eşler arasında aldatmaya gelince, toplumumuzda, kadın ve erkekler arasında ayırım yapıldığı, erkeğe daha hoşgörü gösterildiği yadsınamaz bir gerçektliktir. Aldatma konusunda, erkeklerle kadınların aldatma kriterleri ve şekilleri farklı olmaktadır. Bir kadının eşini aldatma aşamasına gelmesi için, eşinin ona ilgisinin azalması, onu aldatttığını öğrenmesi gibi, daha çok erkeğin olumsuz davranışları buna yol açar. Nadiren de, aşık olduğu başka bir erkeğin baskıları sonucu, eşini aldatabilmektedir. Erkekler ise, hiç böyle durumların olmasını beklemeksizin, aldatmanın erkekliğin şanından olduğu veya eşi dışında başka bir kadınla birlikte olmanın, bir aldatma olmayacağı düşüncesiyle hareket ederler. Bu duyguyu bastırmanın zayıflık olduğunu düşünürler. Çünkü, onlara bu düşünce toplumca şırınga edilmiştir.

Bir toplumda, erkeğin ve kadının birlikteliğinde, böylesine tek yanlı yargılar oluşmuşsa, erkeğe tanınan haklardan kadınlar yararlanamıyor, erkeğin yaptıkları mübah, kadının ki günah sayılıyorsa, o toplumdaki kadın erkek ilişkisi temelden sarsılmaya mahkumdur. Bu sarsıntı, toplumun bütün kesimlerini ve sistemini etkileyeceği gibi, en başta da çocukları etkileyecektir. Bu olumsuz etkileşim, toplumun tüm değerleri ile birlikte çöküşünü hazırlayacak ve hızlandıracaktır. Kendilerini böyle olumsuzluklardan, eşitsizliklerden koruyabilmiş, bütün bireylerine gerçek anlamda eşit haklar tanımış toplumlar dışında kalanlar, bu çöküş ve yokoluştan nasbini alacakları kaçınılmazdır.

Yaşadığımız dünyada, eğer aldatma ortadan kaldırılamayacak bir olgu ise, aldatmasız bir dünya olamaz deniyorsa; O halde, yasalarımızı buna göre oluşturmamız gerekir. Eşit haklar tanımamız gerekir. Eşlerden biri, eşini başkasıyla aldattığı tesbit edildiğinde, aldatılan eşe de bu hak tanınmalı. Ayrılmayı düşünmeyen eşine de, kendisini aldatan kişiyi aldatma hakkı yasayla verilmeli. Aldatılan eşe verilen bu hak, karşı tarafa diğer cezalardan daha çok caydırıcılık verecektir. Eşinin kendisinden başka biriyle olmasını düşünmek dahi istemeyecek ve bu onu aldatma düşüncesini bastırma ve frenlemesine sebep olacaktır.

Bu duruma, bir çok kesimin zinanın serbestleşmesi gözüyle bakacağı ve buna tepki göstereceği muhakkaktır. Zina, dinlerin tümünde yasaklandığı halde, niçin bunun önüne geçilemiyor? Dinlerde olmadığı halde, zina yapanlar arasında erkek ve kadın ayrımı yapılıyor? Bunu hiç düşündünüz mü? Çünkü, insanlar zamanla kutsal metinleri dahi kendi istek ve menfaatleri doğrultusunda değiştirip, orada geçen kelimelerin ve cümlelerin anlamlarını farklı şekillerde yorumlamaya, içselleştirmeye ve başkalarına empoze etmeye başlıyorlar. O metinleri gerçek anlamlarından çıkarıp, farklılaştırarak toplum üzerindeki baskı ve egemenliklerini sürdürmek istiyorlar.

Eğer, eşitlikçi ve özgür bir toplumda yaşamak istiyorsak, toplumun eskimiş ve köhnemiş değer yargılarını değiştirip, yerine daha çağdaş ve eşitlikçi bir düzene kavuşturmalıyız. Yasalarımızı buna göre düzenleyip, tüm topluma da bu yeni değer yargılarını içselleştirmelerini sağlamalıyız. Kimsenin diğerlerinden üstün olmadığını, bütün bireylerin toplumda eşit haklara sahip olduğunu, bunun bir insan hakkı olduğunu ve yasalarımızın da bunu öngördüğünü tüm topluma inandırmak zorundayız. Bunu yaparsak, toplumumuz ilerlemeye devam eder, aksi halde Tanrının adaleti o toplumu mutlaka yok edecektir.

Burada en büyük görev, biz kadınlara düşmektedir. Çünkü, erkeklerin böylesine bir dönüşümü gerçekleştirme istek ve düşüncede olmalarını beklemek, hayal kurmaktan başka bir şey değildir. Geleceğimizi kurtarmanın yolu, biz kadınların korkmadan ve yılmadan eşit haklarımızı hayata geçirmek için mücadele etmektir. Bu yolda atılacak her türlü adım mübahtır ve bu adımları desteklemeliyiz.

Son olarak, evlenme aşamasında olan kadınlara bir tavsiyem olacaktır. Yasalarımız değişene kadar, evleneceğiniz erkekle bir sözleşme yapınız. Ne kadar çok severseniz sevin, ne kadar aşık olursanız olun, sonuçta evleneceğiniz kişi, bir erkek. Bu toplumun genel yargıları ile yetişmiş olan bir erkektir, sizin evleneceğiniz kişi. Sözleşmenizde; "Seni başka birisi ile aldattığım takdirde, senin de beni aldatma hakkın olduğunu kabul ediyorum." diye yazarak her ikiniz de imzalayınız. Bu tür bir sözleşme, her iki tarafı da, frenleyecektir.

Photo

24 YORUMLAR :

Serkan dedi ki...

Seni başka birisi ile aldattığım takdirde, senin de beni aldatma hakkın olduğunu kabul ediyorum.
Bence böyle bir sözleşme değil neyi imzalasan nafile.İnsanın kafasında olduktan sonra çözüm değil,mayası iyi olsun önemli olan o bence...

Hich dedi ki...

"Ayrılmayı düşünmeyen eşine de, kendisini aldatan kişiyi aldatma hakkı yasayla verilmeli. "


kesinlikle katılıyorum!

Savaş Çocuğu dedi ki...

Aslına bakarsan ben aldatmaların temelinde mutsuzluk ilgisizlikten ziyade, sadakatsizlik egoizm yada Serkan'ın dedıgı gibi mayası bozuk insanların oldugunu düşünüyorum.Allah hepimizi korusun bu tip ilişki ve insanlardan demekten başkada bir şey gelmiyor elimden cunku aldatılışlardan o kadar canım yandıkı şimdi suyu bile üfleyerek içiyorum :)

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Serkan, burada amaç çözüme yardımcı olacak, insanların kafa yapılarının değişmesini sağlayacak bazı önlemler, frenleme işlevi yapabilecek bir çözüm önerisi. Yoksa, insan var olduğu müddetçe, iyi ile kötü, iyilik ile kötülük var olmaya devam edecek.

Maksat kafalara yerleşmiş olan kadın-erkek ayrımcılığını ortan kaldıracak bir şeyler üretmek. Benim de, çözüm olabileceğine inandığım ve üretebildiğim fikir naçizane bu oldu.

Arzu Breda dedi ki...

Önerime katıldığın için teşekkürler, sevgili Hich.

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Halim, elbette sadece igisizlik, mutsuzluk yatmıyor bu sorunun temelinde. Ayrıca, mayası bozuk tabirini yalnışlıkla kullandığını sanıyorum. Hiç bir insan doğarken kötü olarak dünyaya gelmez. Bununa senin itiraz etmeyeceğine eminim.

Bak gördün mü, sen de ne kadar şikayetçisin aldatılmaktan. Belki senin şikayetin, bir kadın-erkek ilişkisinden kaynaklanmıyor, başka bir nedene dayanıyor olabilir. O tür aldatmalarda da insanın canı yanmakta fakat, kadın-erkek ilişkisinde, daha çok da evliliklerde yaşanan aldatmalarda, eğemen sınıf olan erkeklerin neredeyse genlerine işlemiş olan bazı ayrımcılıklar, bu aldatmalara temel teşkil ediyor.

Yoksa ben bu işin tek çözüm yolu, sace ve sadece böyle bir yasa veya böyle bir sözleşme değildir. Bu sadece, işin teori olarak ilave bir çözüme yardımcı elemanı olarak düşünülebilir.

TILSIM dedi ki...

''Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına da yapma!! ''
Aldatmak herzaman için kötüdür ve kötünün peşinden gitmemek gerekir.Aldatmanın kadını-erkeği olmaz.Aldatan birinin karşılacağı en son nokta aldatılmak olarak kendisine geri dönecektir.
Arzucum yine çok zor bir konuyu kendine has uslubunla çok güzel anlatmışsın.Yüreğine sağlık diyorum canım arkadaşım.

Zeugma dedi ki...

Bence de Tılsım :)
Bu yazıda resmen Arzu tarzı var:)

Canım, öyle güzel yazmışsın ki gerçekten,düşüncelerinin hepsine birden katılıyor,fakat gerçekleşmesinin çok zor olduğunu da biliyorum.
Bu anlattıklarını toplumun çok küçüçücük bir kesimi benimser belki diyebilirim..
Özellikle kırsal kesim kadınlarımızın eşlerine ''Dişe diş,göze göz'' tarzı böylesi bir yaklaşımda bulunduğunu düşünürsek ertesi güne sağlam kemikleri kalmaz herhalde :)))Ya da direkt kurşuna dizilirler..

Ama çok haklısın..tamamen haklısın o ayrı :))
Sevgiyle öpüyorum seni...

Arzu Breda dedi ki...

@ Canım Tılsımcım,

Aldatmak ve aldatılmak elbette çok kötü. Bu yazı da, bu kötülüğü ortadan kaldırmak için, bu konuda bazı öneri ve görüşleri dile getirmek amaçlı olarak dile getirilmiştir. Yoksa, yazıda da belirttiğim gibi, bunu savunan ve aldatmayı teşvik edici bir görüş değildir. Zaten sen benim görüşümün ne olduğunu gayet iyi biliyorsun.

Beğendiğin ve desteğin için çok teşekkürler, canım arkadaşım.

Öpüyorum canım.. Sevgiyle kal..

Arzu Breda dedi ki...

@ Canım Zeugmacığım,

Düşüncelerime katılmana çok çok sevindim. Senin de dediğin gibi, bunun gerçekleşmesi tabii ki çok zor. Ancak, bu zorlukların bir şekilde aşılması ve toplumun tüm kesimleri aynı haklardan eşit şekilde yararlanmalı. Aynı şekilde tüm sorumlulukları da eşit şekilde paylaşmalı. Bunu gerçekleştirmek için, bu bilince sahip olanlara büyük görev sorumluluklar düşmekte. Bizler bu görev bilinci ile yılmadan çalışmak, bu görüşleri dile getirmek, insanların bilinçlenmesine katkıda bulunmak, bu toplumu en üst seviyede eşit ve özgür bireylerin yaşadığı bir toplum haline getirmek zorundayız.

Bunu yaparken elbette zorluklar ve engellerle karşılaşılacaktır. Fakat bu zorlukların üstesinden gelmenin yolunu mutlaka bulabiliriz. Burada en büyük görev biz kadınlara düşmektedir. Dayak yiyen ve öldürülen kadınlar, bu mücadeleye katılmadıklarında aynı şiddete maruz kalmıyor mu? Yine dövülüp, öldürülüyorlar. O halde, hiç olmazsa, haklı bir mücadele sonucunda dayak yemek veya ölmek daha onurlu bir davranıştır.

"Böyle gelmiş, böyle gider" gibi tutum içinde olmak geleceğimizi yok etmek anlamına gelmektedir. Geleceğimizi kurtarmak için, hertürlü haksızlığa karşı mücadeleye devam etmeliyiz.

Canımcığım yanaklarından öperim.. :))

Sevgiyle kal..

Zeugma dedi ki...

''O halde, hiç olmazsa, haklı bir mücadele sonucunda dayak yemek veya ölmek daha onurlu bir davranıştır..''

Haklısın..
Süpersin...

İşte senin benim gibi düşünenlerin bir araya geldiği sivil toplum örgütlerine ihtiyaç var ki bu haklı düşünceler çığ gibi büyüsün,yaptırımda bulunsun,sözde kalmasın..
Gerçekten de böyle gelmiş böyle gitmemeli çünkü Arzucuğum ...

Hep böyle sevgiyle kal..
Öperim :)

KaRaMeL dedi ki...

Aldatmak hayatı tam olarak kavrayıp gerçekleri göremeyen kişilerin yaptıkları en kötü hatadır.
Bence aldatan kişiler güvensiz insanlardır.neden? dersen:eğer kişi kendine güvenıyorsa ayrılsın eşinden, sonra başkasıyla birlikte olsun yada düşünsün, evlensin vs.
bakalım o zaman bu kadar cazip olacakmı!
Onca rahatlıktan sonra gidip aldatmak da kişinin problemli olduğunu gösterir.

yazını çok beğendim:)

ha bide burdan tüm aldatmayanlara selamlar:D

Adsız dedi ki...

Seni başka birisi ile aldattığım takdirde, senin de beni aldatma hakkın olduğunu kabul ediyorum.
---
Yapmayın bunu..çok iğrenç bu. Ne yani bu siz kadınlar içinde bu kadar kolaymı. erkek sizi aldatıyor diye sizde başka erkeğin yatağına girebilirmisiniz misilleme olsun diye? Erkek her zaman bu konuda şerefsizdir, yani eşine seviyorum deyip sonra onu aldatan erkek şerefsizdir. Siz kadınlar buna ortak olmakmı istiyorsunuz yani? Bu rezilliği yaşıyorsanız bırakıp gidersiniz, sizi aldatan eşinizi sizde aldatıp onunla yaşamaya devammı edefeksiniz yani? Neye çözüm olacak? Yapmayın bunu ya, erkek sokakta sigara içiyor biz niye içmeyelim diyerek başladı feministler sanki iyi bir haltmış gibi, sonra kadınlarda ağzında sigarayla dolaşmaya başladı sokaklarda. Niye erkeklerle bir olmaya çalışıyorsunuz ki hatalarında bile..erkekler yanlış şeyler yapıyorsa sizler soyutlayın, uzaklaştırın onları, kendinizi ne diye bozuyorsunuz ki erkeklere uyup?

Şu dünya düzenine bir bakın. Bayanlar erkek ararken nasıl birini arıyor, evi olsun, arabası olsun, iyi bir işi olsun, mühendis doktor olsun.. Yahu uğraşında sizler kendi kendinize zengin olsanıza..tabiki sonra erkekler bayanları parayla malla mülkle elde edilen varlık olarak görürler.
Kadın bunları istiyor ama kendinin hiçbir vasfı yok, sonra ekonomik bağımsızlığı yok diye erkeğin boynuzuna katlanıyor, çoğu kadın adamın parası için rahatı için bunu önemsemiyor.yalanmı??
Daha detaylı tespitler yapmak lazım arkadaşlar, gerçek doğruları konuşmak lazım..aldatan erkek karısını bir başka kadınla aldatmıyormu, burda biri iyi bir kötü kadın oluşmuyormu hemen, adam adi tamam da, evli olduğunu bile bile onla olan kadına ne demeli.
Keşke herkes kendini düzeltebilse.
Ama bence şunu kadınlar asla yapmamalı sizin tavsiyenizde olduğu gibi. O yattı benimde yatmama hak verdi.. Yapmayın erkek adiyse siz temiz kalın bari yaa.
Çekin gidin o pisliğiyle kalsın.
BİR ERKEK

Arzu Breda dedi ki...

@ Sevgili KaRaMeL,

Güzel yorumun için, çok teşekkür ederim canım. :)

Ayrıca, selamını aldım ve kabul ettim. Ben de sana selam ve sevgilerimi yolluyorum.

Arzu Breda dedi ki...

@ Adsız BİR ERKEK,

Keşke adını yazarak yorum yapsaydın ama önemli değil. Belki çok tanınmış bir şahsiyet olabilirsin, o nedenle ismini belirtmediğini düşünüyorum.

Yaptığın uzun eleştirel yorumuna gelince; Bunun için çok teşekkürler..

Evet, aldatmak çok iğrenç bir şey değil mi? Bunu sen de kabul ediyorsun. Bunu anlayıp kabul etmen bir erkek olarak büyük gelişme olarak kabul etmek gerekir.

Ancak, anlamadığın bir şey var. Halen aynı mantıkla düşünüp, aynı gözle bakıyorsunuz kadınlara. Kadınların ne istediğini, nasıl bir erkekle evlenmek istediklerini, sizler biliyorsunuz. Kadınların düşüncelerini okumak gibi bir kabiliyetiniz de var sizin.

Bir kadın eşini seçerken, -aşık olduğu durumlar hariç- niçin iyi bir kariyer, iyi bir iş, paralı, yakışıklı birini seçmek istemesin?. Ama önceliği bunlara verdiği zaman elbette sonunda hayal kırıklığı yaşayabilecektir. Bu nedenle, kadın evleneceği erkekte karakter yapısına doğruluk ve dürüstlüğüne öncelik vermelidir. Diğer vasıflar bunlardan sonra gelmelidir.

Benim burada belirtmek istediğim, aldatmanın özendirilmesinden çok, bunun ortadan kaldırılması için, bir öneridir. Yazının girişini iyi okursan, ilk önerdiğim şey, hiç beklemeden aldatan kişiden uzaklaşmak olmalıdır diyorum. Diğer önerinin amacı ise aldatmayı frenlemek için düşünülen bir fikirdir. İster benimsenir, istenirse benimsenmez. Ancak, ben bunun erkekleri frenleyeceğini ve aldatmaya teşebbüsünü engelleyeceği kanaatindeyim.

Bir kağıda yazılarak imzalanan bu beyandan niye bu kadar korkuyorsunuz? Yoksa, kendinize hiç güveniniz yok mu? Bunu imzalıyorum ama, eğer karımı aldatırsam, sonra ne yaparım diye mi korkuyorsunuz?

Yok yok, korkmayın. Göreceksiniz bunun benimsenip toplumda yaygınlaşması durumunda, erkeklerde aldatmaktan vazgeçeceklerdir.

Adsız dedi ki...

Yorumuma, yorumunuz için teşekkür ederim. Bu konu ve bu gibi konulardaki tutumlar benimde hassas olduğum bir konu.
Aldatmanın iğrenç olduğu tartışmak çok saçma zaten. Kadınların nasıl bir erkekle evlenmek istediğini bilmek için kadınların düşüncelerini okumaya gerek yokki. Genel tavırlara bir kadın kadınler ve genç kızların. İzdivaç programlarına bir bakın, kadının kadınlığından başka birşey yok elinde, onunda ne kadar olduğu tartışılır, ama istedikleri erkeği anlatırken bazısı adam gibi adam olsun diyor başta yarım yamalak ve anında iyi bir işi olsun, evi olsun, şusu olsun busu olsun, bunu 23 yaşındaki bir kız bile istiyor aradığı 26 yaşlarındaki bir erkekten. İyi ama 26 yaşında bir erkek nasıl ev sahibi olsun ve iyi koşullara sahip olsun, babadan zengin veya biraz varlıklı olması lazım. Kadınlar veya genç kızlar diyelim genelde iyi bir kapıya gidelimde rahat edelim peşinde değilmi. KAdınlıktan başka birşeye sahip olmadıkları için daha sonra da boynuzlandığı halde ekonomik bağımsızlıkları olmadığı için erkeğe katlanmak zorunda kalmıyorlarmı? Başka versiyonda ise paralı zengin erkeği bulan kadın aldatıldığı halde bunu umursamayıp erkeğin parasını imkanlarını sonuna kadar kullanmak için onla olmaya devam etmiyormu, yani iyi kapıdan aldatılsa bile vazgeçmiyor asla. Hanımefendi bakınız, kendini ucuzlaştıran yine kadının kendisi, çabalasalar okumaya devam etseler, iyi bir iş edinseler, kendilerini erkeklere esir etmeseler, güçlü ve i,yi bir duruşları olsa, haklarını arayabilseler, erkek şerefsizlik yaptığı zaman ona pabuç bırakmayacak duruşta olsalar, bahsettiğiniz anlaşmaya gerek kalacağını sanmıyorum. evet belki erkeğe "eğer beni aldatırsan bende seni aldatırım" demek onu rahatsız edebilir korkutabilir, fakat şu çok üzücü ve yazık değilmi gerçekten. İlişkiler aşk ve sevgi üzerine kurulmuyormu, iyi ama gerçek sevginin olduğu bir ilişkide zaten aldatma olmaz olmamalı..sevginin olduğu bir ilişkide beni aldatırsan aldatırım demek, veya sizin dediğiniz gibi,
"Seni başka birisi ile aldattığım takdirde, senin de beni aldatma hakkın olduğunu kabul ediyorum."
çok zavallı bir durum değilmi birbirini seven iki insanın bu sözlerle evliliğe başlaması.

Bana sormuşsunuz, eğer karımı aldatırsam, sonra ne yaparım diyemi korkuyorsunuz diye, hanımefendi başka erkekler ne der bilmem ama ben eğer karımı aldatırsam onu gözden çıkarmışım demektir zaten, aldatırsam bunu günlük cinsel heveslerimi tatmin etmek için yapmam, sadece ve sadece sevdiğim kadınla yaparım ki bunu yapıyorsam boşanma söz konusu olmuştur kesinlikle.
Önce kadınlar akıllı olsunlar, aldatan erkeklerini affetmesinler, paranın hatrına veya çocuk hatrına, kendilerinin bir duruşu olsun..erkek dediğin nedir ki, senin gibi bir insan. Herkes seviyorsa insan gibi sevsin, uçkurunun hevesi kalbini beynini bastırıyorsa o zaten adam değildir erkek değildir, tekrar söylüyorum erkeğiniz size sevdiğini söylediği halde sizi aldatıyorsa çok şerefesiz bir adamla evlisiniz demekir, onla yaşamaya ve o adamla yatmaya devam eden artık o erkekten daha şerefsiz demektir benim nazarımda, ve konuşmaya hakkı kalmamıştır.
Toplumda önce kadınlar kendilerini cinsel meta olarak görülmesini engellesinler, basit bir dondurma reklamında bile kadın cinselliği ve tahrik ediciliği kullanıyora, bir araba lastiği reklamında, bu bence düşündürücüdür. Hiç düşündünüzmü prelli firması yıllardır neden sadece çırılçıplak kadın fotoğraflarından oluşan takvim yaptırır? Kadın erkeklerin beyninde yıllar içinde nasıl oluşur sizce? Bu dünyada erkekler öz kızlarına tecavüz ediyor bodruma kapatıp, biliyorsunuz, ve bu ülkede 17 aylık masuma tecavüz eden pislikler çıkıyor biliyorsunuz. Bu süreç ve kadına bu yaklaşım değişmeli ama nasıl? Sözde en medeni en gelişmiş ülkelerde dahi tecavüz olayları gelişmemiş ülkelerden çok daha fazla. Dünyada yaklaşık 23 saniyede bir, bir kadın tecavüze uğruyor. Yani genel bire değişim yaşanmalı bu dünyada, yeni doğan erkek çocuklarına kadının, kadından çok insan olduğu, eş olduğu zaman kullanılacak birşey değil aynı zamanda bir arkadaş olduğu, evliliğin el ele yola çıkılan bir kurum olduğu yerleştirilmeli beyinlere. Sizinde dediğiniz gibi kadın elbette eşini ararken işi kariyeri olsun diye bakmalı, FAKAT DAHA ÇOK İYİ BİR ERKEKMİ, DÜRÜST BİR ERKEKMİ DİYE BAKMALI,ama birde dönüp kendisinin nesi var diye bakmalı sonra, kadınlığından başka birşeyi yoksa, büyük ihtimalle evlilik sürecinde bir yere "yok" olacaktır. Neyse uzattıp afedersiniz, bu çok uzun ve hassas bir konu.
BİR ERKEK

Arzu Breda dedi ki...

@ Adsız BİR ERKEK,

Yaptığın yorumda, niçin bireysel kişi ve konuları seçiyorsun? Tv'de yayınlanan programları örnek göstererek, konu hakkında yorum yapıyorsun. Ben o programları izlemediğim gibi, oralara çıkan kadın ve erkekleri de umursamıyorum. Onlar orada kendilerini pazarlıyorlarsa, o konu benim ilgi alanımın dışındadır. Onların seçimlerine de karışamam.
Benim bahsettiğim genel olarak kadınların durumudur.

Sen diyorsun ki, kadınlar okusunlar ve ekonomik özgürlüklerine kavuşsunlar. Ondan sonra, böyle bir durumda erkeğe muhtaç olmadan, kendi ayakları üstünde dik durabilirler, diyorsun. Elbette, bizim de istediğimiz, temenni ettiğimiz bütün kadınların bu duruma gelebilmesi. Ancak, sen de görüyorsun, kırsal kesimde ve şehirlerin varoşlarında yaşayan kadınların durumunu. Doğu ve güneydoğu yörelerinde kimi töre diyerek, kimi ekonomik durumunu bahane göstererek, kız çocuklarını okula göndermiyorlar. Bir çok yöremizde halen kızlarını bir "mal" gibi, çocuk yaşta satıyorlar, istemedikleri kişilerle evlendiriyorlar.

Haklısın, batıda ve dolayısıyla orayı taklit eden ülkemizde de, kadın vucudu bir reklam malzemesi olarak kullanılıyor. Bu kapitalist düzenin çarkları kadınları da, bir eşya gibi kullanıyor. Bizler buna da karşı çıkıyoruz ve çıkmalıyız.

Benim genel anlamda kullandığım çogul ifadeleri, sana söylenmiş olarak anlayıp cevap vermişsin. Benim asla, bireysel olarak kişilerle bir alıp-veremediğim olamaz. Benim sözlerimin tümü genel anlamda kullanılmış ifadelerdir. Bu nedenle sana kullanılmış olarak anlamanı istemem.

Evliliği kutsal bir kurum olarak gördüğüm için, onu koruma amacı güden bu düşüncelerimi dile getiriyorum. Asla onu yıpratıcı ve o kurumu yıkıcı hiç bir düşüncem olmadı ve olamaz.

Benim bu yazıda vurgulamak istediğim, aldatan hangi taraf olursa olsun, bunun önüne geçebilecek bir çare üretmek. Bu düşünce bugün için belki de çok sivri, çok mantıksız, çok uçuk bir fikir olarak görülebilir. Ancak, aldatmanın önüne de, alışılmış çareler ve fikirlerle geçilemiyeceği aşikardır. Dün bizlere çok uçuk ve mantıksız gelen nice fikirler, bugün hepimiz için gayet normal fikirler olarak görünmekte ve hiç üzerinde durma geregi duymuyoruz.

Bu fikrin de, yarın yaygınlaşarak kabul görmeyeceğini hiç kimse iddia edemez. O zaman belki aldatma insanlar arasından kalmış ve huzurlu bir ortam doğmuş olur. Sözleşmeye bile gerek kalmadan..

ayten dedi ki...

Evet toplumun kanayan yarası aldatma sorunu bugüne kadar çok konuşuldu ama bir türlü düzelemedi,çünkü ahlaksız erkekler buna erkekliğin doğasında var diyerek kestirme bir yol bulmuşlar. Aldatmayı asla düşünmeyen yarım ahlaklı ama kişiliği gelişmemiş erkeklerde bu tür söylemlerden etkilenip aldatmayı erkeklik ispatı olarak algılamışlar.işin kötüsü buna kadınlar bile inanmış yada inanmak zorunda kalmış erkektir yapar, erkeğin elinin kiri demişler. bazılarıda çocuk hatrına katlanmışlar çünkü erkek bilir ki kadın çocuğunu alıp gidemez , çocuğuyla hiçbiryere sığamaz, çalışamaz, çocuğundan ayrılmayı da hiç göze alamaz. yani aldatıldığı tespit edildiğinde kadının belini büken çok büyük bir etken çocuk.Çocuk olmasa bile yaşanan maddi manevi sıkıntılara girmeye hiç gerek yok ben diyorumki % 90 gibi çok büyük oranda erkeklerin aldattığı herkes tarafından bilindiği halde kadınlar evlenmeye devam etmemeli, aldatılma oranı bu kadar yüksekken hiç değilse ayakları üzerinde durabilen kadınların bu protestoya katılmaları diğerleri de olabildiğince katılma gayreti içinde olmalı. bu fikrim asla evliliğe karşı olduğumdan değil ama çok zarar görmüş bu müessesenin saygınlığını korumak ve caydırıcı olması açısından değerlendirmeye değer diye düşünüyorum...

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Ayten,

Yorumunda belirttiğin, evliliği protesto ve kadın-erkek ilişkileri konusundaki düşüncelerine katılıyorum. Erkekleri "adam" etmek için üretilecek her fikir ve düşünce değerlidir.

Katkıların için çok teşekkürler canım. :)

Sevgiyle kal..

Adsız dedi ki...

Beni yanlış anlamışsınız. Bireysel bakmadım olaya, bana söylenmiş olarak asla düşünmedim,bu mümkün değil zaten. Bende örneklemeler yaptım hayatın içinden. Erkekleri diyorsunuz siz aldatıyor ve aldatırsan bende aldatırım diye sözleşme yapılsın diye, bende her iki cinsin bu aldatma olayından sonra nasıl daha düştüğünü, ladatıldıktan sonra sizin sözleşmeniz olsa da artık neye yarar..diye düşüncemi vurgulamaya çalışıyorum. Zira dediğim gibi gerçekten seven aldatmaz, aldatan gözden çıkarmış demektir, sonrasında kadınlar misilleme yapsa ne olur ki, aldatan şerefsizin seviyesine düşmeklten başka. Evet çözüm önerileri lazım, ama ben diyorumki önce her iki cinsin beyinleri, bakışları düzeltmesi lazım. KAdın erkeğin kişiliğinden çok cüzdanına ve onlayken ne kadar rahat edeceğine bakacağı yerde, niceliğe ve kaliteyede baksın, ki erkeklerde kadına, para olduğu zaman elde edilecek varlıklar, veya elde tutulabilecek insanlar olarak bakmasınlar. Kadınlar erkeğin karşısında ezik kalmasınlar benim çöüzm önerim bu, kalmamaları içinde kendileride ekonomik bakımdan güçlü olmalılar..zengin ve rahat edeceği erkek peşinde olmamalılar. doktor mühendis arayacakların yerde kendileri olsunlar. Kaldıki şöylede bi ironi yokmu..kadın erkekte kariyer arar, durumu iyi olsun evi olsun arabası olsun diye arar, ama bunlar kendisinde varsa ve eğer karşısındaki erkekte yoksa, ona farklı bakarlar, ve kendi denklerinde bir erkek isterler. İlginç ve gerçek değilmi bu? Herkesin şapkasını önüne koyup tam bir özeleştiri yapması şart. Erkek çok fazla uçkur düşkünür, bu doğru, bu ister genlerle açıklansın ister başka şeyle, gerçek olan şu olguyu beyinlere yerleştirmek lazım yeni nesil çocuklara..evlilik kutsaldır, asıl olan sadakattir..bu bir süreç, uzun bir süreç.. Zira en medeni toplumlarda bile tecavüz olayları korkunç seviyelerde. düşünebiliyormusunuz dünyada her 23 saniyede bir kadın tecavüze uğruyor. Erkeklerin beyini tebiye edilmeli belki, bu çok anormal, her an elde edebilediği ülkelerde bile bunlar oluyorsa eğer! Belki sevgiyi öğetmeli insanlara, ve seven ne yapar ne yapmaz bunu öğretmeli. Bunca yıllık insanlık tarihinde hala insanların ne kadar geri olduğu bence yadsınamaz bir gerçek. Her nedense olması gereken evrim bir türlü gerçekleşmiyor.

Ve ben diyorum ki kadında da iş bitiyor. Erkeleri evlendikten sonra rahat edecekleri iyi birer kapı olarak vazgeçmeli kadınlar, genç kızlar..altında bir mercedesi olan erkeğe, yelkenleri suya inmemeli. Her iki tarafta kişilikli olmalı. Erkeğin malına tamah eden kadın gün gelir onun malı olur, bu gerçek unutulmamalı. KAdın hakkını arayan, sadece sevdiği ve saydığı için erkeğin yanında olan biri olmalı, erkek birazda kadından böyle çekinmeli, haddini bilmeli, çantada keklik görmemeli. Umarım biraz daha anlatabilmişimdir ne demek istediğimi.
BİR ERKEK

Arzu Breda dedi ki...

@ Adsız BİR ERKEK,

Bu çok önemli konuda, görüş ve düşüncelerini bizlerle paylaştığın için, çok teşekkür ediyorum.

Bundan sonraki farklı konularda da, fikir ve düşüncelerinle bizlerle birlikte olmanı bekliyorum.

Sevgiyle kal...

adsız dedi ki...

teşekkür ederim

Adsız dedi ki...

BENDE EVLİ VE BİR ÇOÇUK ANNESİYİM BU ALDATMA KONUSUDA BENİM İÇİN ÇOK HASSAS BİR KONU
ERKEKLER NEDEN ALDATIR BİLEMİYORUM AMA ÇOK İĞRENÇ BİRŞEY BU HANGİ KADIN BUNA SABREDEBİLİRKİ ERKEKLER ÇOK MAYMUN İŞTAHLI AYNI YEMEĞİ ÜST ÜSTE YEMEK İSTEMİYORLAR FARKLI YEMEKLERİNDE TATLARINA BAKMAK İSTİYORLAR O YÜZDEN BU ALDATMANIN HİÇ BİRZAMAN ÖNÜNE GEÇİLEMEZ BENCE
BERNA

Adsız dedi ki...

BU ALDATMANIN ÖNÜNE HİÇ BİRZAMAN GEÇİLEMEYECEK BENCE