Ceyda, mutfakta bir yandan bulaşıkları makineye koymakla meşgül, diğer yandan aklındakileri Mehmet'e nasıl söyleyeceğini düşünüyor.. Söze nasıl başlayacağına bir türlü karar veremiyor.. Mehmet'in ona vereceği tepkiyi hesaplamaya çalışıyor.. Sonunda kararını veriyor.. İki bardak çayı alıp, salona götürüyor..
Ceyda ve Mehmet iki yıllık evli bir çift.. Bir birlerine deli gibi aşık olup, bir süre sonra evlenmişler.. Evlenmeleri aşkların da hiç bir azalma meydana getirmediği gibi, daha da fazlalaşmış.. Evlilikleri ile başlayan aktif cinsellik, hayatlarına ayrı bir renk katmış.. Her ne kadar, Mehmet'in Ceyda ile tanışmasından önce cinsel deneyimleri olsa da, Ceyda'nın böyle bir deneyimi olmadığından, bu aktif cinsellik, Ceyda'nın eşine duyduğu aşkı daha da çoğaltmış..
Ceyda, eşinin çayını verdikten sonra, kendi çayınından bir yudum aldıktan sonra,
- Hayatım sana söylemek istediğim bir şey var.. diyor ve çaydan bir yudum daha alıyor..
Mehmet, eşinin vitrinlerde beğendiği bir kıyafetle ilgili bir konunun açılacağı düşüncesiyle,
- Söyle aşkım.. Nedir..? İş mi..? Alış veriş mi..? diye soruyor..
Ceyda, halen emin değil.. "Söylesem mi, söylemesem mi..?" diye düşünüyor.. Sevdiği erkeği tamamen kaybetme korkusu da beynini tırmalıyor.. Mehmet, karısına dönüp ne söyleyecek diye bekiliyor.. Ceyda, sonunda kararını veriyor..
- Aşkım, seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun.. Ben de, senin beni beni sevdiğini biliyorum.. diyerek söze başlıyor..
- Evet, tatlım.. Ne var bunda..? Biz bir birimize halen deliler gibi aşığız.. Bunu bilmeyecek ne var.. diyerek, karısına bir öpücük gönderiyor..
- Biliyorum aşkım.. Ama.. diyerek, duruyor, sözlerinin burasında Ceyda.. Kısa bir süre bekledikten sonra eşine,
- Ama.. diyor tekrar.. Sonra, dökülüyor ağzından tüm aklındandan geçenler..
- Sevgilim, sana deli gibi aşığım, biliyorsun bunu.. Ama, ben Esat'a da aşığım.. O'nu da deliler gibi seviyorum.. diyerek, büyük bir yükten kurtulmuş gibi rahatlıyor.. Mehmet ise, duyduklarını tam anlayabilmiş değil.. Beyninin onu yanıltığını düşünüyordu.. Yoksa, duydukları gerçek olamazdı..
- Aşkım, söyledikleri tam duyamadım.. Kimden bahsetiğini anlayamadım.. derken, duyduklarının doğruluğunu Ceyda'nın bakışlarından hissediyor. Ceyda da, eşinin durumunun farkında.. Kocasının şu an bir şok etkisinde olduğunu görüyor.. Ve kocasına,
- Aşkım, şimdi az önceki sözlerimi unut sen.. Ben sana uygun zamanda anlatırım.. diyerek, kocasının bu şoku atlatmasına çalışıyor.. Kocası, Ceyda'nın söylediklerini düşünüyor.. Ve, hafızası onu dört sene öncesine götürüyor..
.....
Necla ile ayrıldığı o günü hatırlıyor.. Bir birlerini o kadar çok severken, eften püften bir nedenle son vermişlerdi.. Bu aşkın sona ermesinde, Mehmet kendini suçluyordu, o günün aksine.. Sonrasında bir kaç defa görüşmüşler ve ayaküstü, öylesine bir kaç sözle geçiştirmişti ikisi de.. En son bir hafta önce rastlamıştı Necla'ya.. Yine ayak üstü bir sohbet yapmışlardı.. Kendi evliğinden bahsetmişti, Mehmet.. Necla da, sonlanan nişanlılık devresinden.. Ayrılırken, her ikisi de, aralarında halen bir şeylerin olduğunu, ateşin tamamen sönmediğini düşünüyordu..
.....
Ceyda, kocasının suspus oturmasından, en ufak bir tepki vermemesinden bir anlam çıkarmaya çalışıyor.. Ancak, aklına olumlu veya olumsuz hiç bir şey getiremiyor.. Bir şeyler söylese, söylediklerinden ne düşündüğünü çıkarabilecekti.. Mehmet, nihayet oturduğu koltukta doğruldu, arkasına yaslandı ve karısına dönüp,
- Sevgilim, şu an söylediklerini düşünüyor ve onları yorumluyordum.. Senin beni ne kadar çok sevdiğini, aşık olduğunu biliyorum.. Ben de seni çok, hem de çok seviyorum, sana öylesine aşığım ki.. Bu aşkım, senin başka birine de aşık olmanla azalmıyor.. diyerek hafiften biraz nefes alıyor.. Birazdan söyleyeceklerini söylemek için.. Ceyda ise duyduklarından rahatlamış vaziyette, kocasının yanına sokulup ona,
- Ahh, biricik aşkım, demek beni anlıyorsun.. diyerek kocasının yanağına kocaman bir öpücük konduruyor.. Kocası ise,
- Bir dakika tatlım, daha sözlerimi bitirmedim.. diyerek devam ediyor sözlerine,
- Bak dediklerimi duydun, sana olan aşkım, senin başkasına da aşık olmanla azalmıyor.. Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun aşkım.. Ama, ben de seni sevdiğim kadar, Necla'yı da seviyorum.. Necla'ya da aşığım..
Ceyda, kocasının suspus oturmasından, en ufak bir tepki vermemesinden bir anlam çıkarmaya çalışıyor.. Ancak, aklına olumlu veya olumsuz hiç bir şey getiremiyor.. Bir şeyler söylese, söylediklerinden ne düşündüğünü çıkarabilecekti.. Mehmet, nihayet oturduğu koltukta doğruldu, arkasına yaslandı ve karısına dönüp,
- Sevgilim, şu an söylediklerini düşünüyor ve onları yorumluyordum.. Senin beni ne kadar çok sevdiğini, aşık olduğunu biliyorum.. Ben de seni çok, hem de çok seviyorum, sana öylesine aşığım ki.. Bu aşkım, senin başka birine de aşık olmanla azalmıyor.. diyerek hafiften biraz nefes alıyor.. Birazdan söyleyeceklerini söylemek için.. Ceyda ise duyduklarından rahatlamış vaziyette, kocasının yanına sokulup ona,
- Ahh, biricik aşkım, demek beni anlıyorsun.. diyerek kocasının yanağına kocaman bir öpücük konduruyor.. Kocası ise,
- Bir dakika tatlım, daha sözlerimi bitirmedim.. diyerek devam ediyor sözlerine,
- Bak dediklerimi duydun, sana olan aşkım, senin başkasına da aşık olmanla azalmıyor.. Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun aşkım.. Ama, ben de seni sevdiğim kadar, Necla'yı da seviyorum.. Necla'ya da aşığım..
.....
Sevgili okuyucularım, yukarıdaki kurgulama hikaye burada sona erdi.. Bu kurgulama da nereden çıktı, böyle şey mi olur, bizim toplumuzun yapısına uyar mı..? gibi sorularınızı ve eleştirilerinizi tahmin edebiliyorum..
Elbette olmaz.. Olamaz.. Bizim toplumuzda bir kadının birden fazla erkeğe aşık olması, bir arada yaşaması diye bir kavram yoktur.. Olamaz, olması bile düşünülemez.. Böylesi kavramlar sadece erkelere özgü kavramlardır.. Erkek birden fazla kadınla birlikte olabilir.. Evli ise, karısının üstüne birden fazla kuma getirebilir.. Beraber olduğu her kadına da aşıktır, onların herbirini sevebilir.. Ama, kadınların böylesi bir hakkı yoktur.. Aklından bile geçiremezler.. Buna bile hakları yoktur..
Ama, dikkat edin sevgili karşı cinslerimiz.. Batıda yaygınlaşan "poliamori" yada diğer bir deyişle "polyamory", her salgın gibi canım ülkemizi de sarabilir.. Buna hazırlıklı olsanız iyi olur.. Önlemlerinizi şimdiden alırsanız, belki ülkemizi "teğet" geçerek gidebilir.. Ne önlem alabileceksiniz bilemem.. Orası sizin muhteşem o beyninize kalmış bir şey..
Sevgiler gönderiyorum hepinize, ayırım gözetmeksizin..
Sevgili okuyucularım, yukarıdaki kurgulama hikaye burada sona erdi.. Bu kurgulama da nereden çıktı, böyle şey mi olur, bizim toplumuzun yapısına uyar mı..? gibi sorularınızı ve eleştirilerinizi tahmin edebiliyorum..
Elbette olmaz.. Olamaz.. Bizim toplumuzda bir kadının birden fazla erkeğe aşık olması, bir arada yaşaması diye bir kavram yoktur.. Olamaz, olması bile düşünülemez.. Böylesi kavramlar sadece erkelere özgü kavramlardır.. Erkek birden fazla kadınla birlikte olabilir.. Evli ise, karısının üstüne birden fazla kuma getirebilir.. Beraber olduğu her kadına da aşıktır, onların herbirini sevebilir.. Ama, kadınların böylesi bir hakkı yoktur.. Aklından bile geçiremezler.. Buna bile hakları yoktur..
Ama, dikkat edin sevgili karşı cinslerimiz.. Batıda yaygınlaşan "poliamori" yada diğer bir deyişle "polyamory", her salgın gibi canım ülkemizi de sarabilir.. Buna hazırlıklı olsanız iyi olur.. Önlemlerinizi şimdiden alırsanız, belki ülkemizi "teğet" geçerek gidebilir.. Ne önlem alabileceksiniz bilemem.. Orası sizin muhteşem o beyninize kalmış bir şey..
Sevgiler gönderiyorum hepinize, ayırım gözetmeksizin..



