Evlilikte mutlu olmak, bir yerde şans meselesidir, diyenler var. Ben buna inanmayanlar grubuna dahilim. Eğer, mutlu değilsen, sevmiyor ve anlaşamıyorsan, beklemenin anlamı yok. İleride daha büyük sorunlara yol açmamak için, yol yakınken ayrılmak en güzeli. Eğer, eşlerden biri diğerini aldatıyor ve diğeri bunu hissetmiş veya öğrenmişse, dakika beklemeden avukata dilekçeyi vermeli. Hiç hırgür yaşamadan, eşini muhattap dahi almadan, bir an önce yeni yaşamını kurmanın yolunu çizmeli. Aksi halde, içinden çıkması daha zor sorunlarla uğraşmak zorunda kalır ki, bunu yaşamaya herkesin gücü yetmeyebilir.Eşler arasında aldatmaya gelince, toplumumuzda, kadın ve erkekler arasında ayırım yapıldığı, erkeğe daha hoşgörü gösterildiği yadsınamaz bir gerçektliktir. Aldatma konusunda, erkeklerle kadınların aldatma kriterleri ve şekilleri farklı olmaktadır. Bir kadının eşini aldatma aşamasına gelmesi için, eşinin ona ilgisinin azalması, onu aldatttığını öğrenmesi gibi, daha çok erkeğin olumsuz davranışları buna yol açar. Nadiren de, aşık olduğu başka bir erkeğin baskıları sonucu, eşini aldatabilmektedir. Erkekler ise, hiç böyle durumların olmasını beklemeksizin, aldatmanın erkekliğin şanından olduğu veya eşi dışında başka bir kadınla birlikte olmanın, bir aldatma olmayacağı düşüncesiyle hareket ederler. Bu duyguyu bastırmanın zayıflık olduğunu düşünürler. Çünkü, onlara bu düşünce toplumca şırınga edilmiştir.
Bir toplumda, erkeğin ve kadının birlikteliğinde, böylesine tek yanlı yargılar oluşmuşsa, erkeğe tanınan haklardan kadınlar yararlanamıyor, erkeğin yaptıkları mübah, kadının ki günah sayılıyorsa, o toplumdaki kadın erkek ilişkisi temelden sarsılmaya mahkumdur. Bu sarsıntı, toplumun bütün kesimlerini ve sistemini etkileyeceği gibi, en başta da çocukları etkileyecektir. Bu olumsuz etkileşim, toplumun tüm değerleri ile birlikte çöküşünü hazırlayacak ve hızlandıracaktır. Kendilerini böyle olumsuzluklardan, eşitsizliklerden koruyabilmiş, bütün bireylerine gerçek anlamda eşit haklar tanımış toplumlar dışında kalanlar, bu çöküş ve yokoluştan nasbini alacakları kaçınılmazdır.
Yaşadığımız dünyada, eğer aldatma ortadan kaldırılamayacak bir olgu ise, aldatmasız bir dünya olamaz deniyorsa; O halde, yasalarımızı buna göre oluşturmamız gerekir. Eşit haklar tanımamız gerekir. Eşlerden biri, eşini başkasıyla aldattığı tesbit edildiğinde, aldatılan eşe de bu hak tanınmalı. Ayrılmayı düşünmeyen eşine de, kendisini aldatan kişiyi aldatma hakkı yasayla verilmeli. Aldatılan eşe verilen bu hak, karşı tarafa diğer cezalardan daha çok caydırıcılık verecektir. Eşinin kendisinden başka biriyle olmasını düşünmek dahi istemeyecek ve bu onu aldatma düşüncesini bastırma ve frenlemesine sebep olacaktır.
Bu duruma, bir çok kesimin zinanın serbestleşmesi gözüyle bakacağı ve buna tepki göstereceği muhakkaktır. Zina, dinlerin tümünde yasaklandığı halde, niçin bunun önüne geçilemiyor? Dinlerde olmadığı halde, zina yapanlar arasında erkek ve kadın ayrımı yapılıyor? Bunu hiç düşündünüz mü? Çünkü, insanlar zamanla kutsal metinleri dahi kendi istek ve menfaatleri doğrultusunda değiştirip, orada geçen kelimelerin ve cümlelerin anlamlarını farklı şekillerde yorumlamaya, içselleştirmeye ve başkalarına empoze etmeye başlıyorlar. O metinleri gerçek anlamlarından çıkarıp, farklılaştırarak toplum üzerindeki baskı ve egemenliklerini sürdürmek istiyorlar.
Eğer, eşitlikçi ve özgür bir toplumda yaşamak istiyorsak, toplumun eskimiş ve köhnemiş değer yargılarını değiştirip, yerine daha çağdaş ve eşitlikçi bir düzene kavuşturmalıyız. Yasalarımızı buna göre düzenleyip, tüm topluma da bu yeni değer yargılarını içselleştirmelerini sağlamalıyız. Kimsenin diğerlerinden üstün olmadığını, bütün bireylerin toplumda eşit haklara sahip olduğunu, bunun bir insan hakkı olduğunu ve yasalarımızın da bunu öngördüğünü tüm topluma inandırmak zorundayız. Bunu yaparsak, toplumumuz ilerlemeye devam eder, aksi halde Tanrının adaleti o toplumu mutlaka yok edecektir.
Burada en büyük görev, biz kadınlara düşmektedir. Çünkü, erkeklerin böylesine bir dönüşümü gerçekleştirme istek ve düşüncede olmalarını beklemek, hayal kurmaktan başka bir şey değildir. Geleceğimizi kurtarmanın yolu, biz kadınların korkmadan ve yılmadan eşit haklarımızı hayata geçirmek için mücadele etmektir. Bu yolda atılacak her türlü adım mübahtır ve bu adımları desteklemeliyiz.
Son olarak, evlenme aşamasında olan kadınlara bir tavsiyem olacaktır. Yasalarımız değişene kadar, evleneceğiniz erkekle bir sözleşme yapınız. Ne kadar çok severseniz sevin, ne kadar aşık olursanız olun, sonuçta evleneceğiniz kişi, bir erkek. Bu toplumun genel yargıları ile yetişmiş olan bir erkektir, sizin evleneceğiniz kişi. Sözleşmenizde; "Seni başka birisi ile aldattığım takdirde, senin de beni aldatma hakkın olduğunu kabul ediyorum." diye yazarak her ikiniz de imzalayınız. Bu tür bir sözleşme, her iki tarafı da, frenleyecektir.
Photo


