10 Kasım 2008

1881 - Ebediyen Kalbimizde


Bugün Yüce Önder Atatürk'ü, aramızdan ayrılışının 70. yılında, bir kez daha özlemle anıyoruz.

Sen rahat uyu, Atam!

Bizlere emanet ettiğin Cumhuriyet ve onun eşsiz değerlerinin, yılmaz savunucusu ve koruyucusu olmaya var gücümüzle devam edeceğiz.

Aşağıya beğendiğim yazılardan birkaç alıntı koydum.
Beğeniyle ve ibretle okuyacağınızı sanıyorum.



ŞİMDİLERDE SENİ SEVMEYE "TABU" DİYORLAR...

“Memleket mutlaka çağdaş, uygar ve yenilikçi olacaktır. Bizim için bu, hayat davasıdır. Bütün fedakârlığımızın semere vermesi buna bağlıdır. Türkiye ya yeni düşünceyle donanmış, namuslu bir yönetim olacaktır ya da olamayacaktır.
İcraatımızda engel hiçbir zaman halktan, bu yoğun tabakadan gelmeyecektir. Halk refah içinde, bağımsız, zengin olmak istiyor; komşularının refahını gördüğü durumda fakir olmak pek ağırdır. Gerici düşünceleri besleyenler belirli bir sınıfa yaslanabileceklerini zannediyorlar. Bu kesinlikle bir kuruntudur. Gelişme yolumuzun önüne dikilmek isteyenleri ezip geçeceğiz. Yenilik yolunda duracak değiliz. Dünya müthiş bir akıntıyla ilerliyor. Biz bu ahengin dışında kalabilir miyiz?” (Mustafa Kemal, Aralık 1923)
Sevgili Atatürk,
Şimdilerde senin 1923’te verdiğin bu çağdaşlık dersini görmezden gelip, senin düşüncelerini izleyenlere “tutucu” diyorlar.
Sevgili Atatürk,
Şimdilerde seni sevmeye “tabu”, seni sevenlere “çağdışı” diyorlar.
Onlar sana yabancı değil, onları iyi tanırsın. Yaşamını işgalci ordularla mücadele etmekten daha çok onlarla mücadele etmeye harcadın. Onlar o gün varlardı, bugün de varlar.
Biz sana, senin düşüncelerine itiraz edenlere alışkınız, çekinmeyiz.
Seni izleyenlerin mücadele ruhu sendendir, rahat uyu ATATÜRK…

Kaynak : Nuran Yıldız / haberturk.com


SEN BİZİM GÖZÜMÜZÜ AÇTIN

Atatürk, sık sık memleketi dolaşan bir liderdi. Çiftçi ile, işçiyle, esnafla konuşur; dertlerini dinlerdi..İşte böyle gezilerinden birinde Orta Anadolu’da tarlasını süren bir çiftçi ile karşılaştı.
- Kolay gele, bereketli ola ağa, hayrola, öküzün teki ne oldu?
- Devlete borcumuz vardı bey, icra kapımızı çalınca öküzü satıp borcumuzu ödedik.

Atatürk kaşlarını çatarak dedi ki..
-Arkadaşlar, biz İstiklal Savaşı’nı Halil Ağa’nın öküzünü icra yoluyla satalım diye yapmadık. Köylünün çift sürdüğü öküzü elinden alınmaz.

Halil Ağa “Sen Atatürk Paşamsın galiba, beni bağışla, kusur ettim” diye yalvaracak oldu ki, Ata cevap verdi..“Sana güle güle Halil Ağa, sen bizim gözümüzü açtın”...

GÖZLERDEKİ SIR

70 yaşındaki Hacer Nine kimsesizlikten bunalmıştı yine.. Kocasını Yemen’de kaybetmişti. Bir oğlu Balkanlarda, ikisi de çöllerde kalmıştı. Torunlarının biri Büyük Muharebede şehit düşmüştü diğeri İkinci İnönü’den dönmemişti. Her bunalışında çarıklarını çeker, değneğini alır, Ankara’nın yolunu tutardı. Saatlerce yürüdükten sonra ikindin Ankara’ya geldi, Büyük Millet Meclisi’nin kapısı önünde durup çömeldi. Görevliler onu farketti, ‘neden burada duruyorsun’ diye sordular..
- Onun gözlerini görmek için çıkmasını bekliyorum. İşte böyle, ara sıra çok bunaldıkça buraya gelirim. O, Millet Meclisi’nden çıkarken gözlerine bakarım. Mavi gözbebeklerinde bütün şehitlerimin gözlerini görür gibi olurum. Son içime bir ferahlık dolar, kalkar köyüme giderim.

UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM

İngiliz Kralı VIII. Edward İstanbul’a Atatürk’ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine bir akşam ziyafeti verir. Ziyafetten önce İngiltere Sarayı’nda verilen ziyaretlerle ilgili araştırma yaptırır.. Sonunda sofra İngiliz usulu donatılır...Kral sofraya bayılır, kendini sarayda hissettiğini söyler Ata’ya ve teşekkür eder...
Sofraya hep Türk garsonlar hizmet etmektedir. Bunlardan biri heyecanlanarak, elindeki tabakla birdenbire yere yuvarlanır. Misafirler utançlarından kıpkırmızı kesilirler. Atatürk Kral’a eğilerek şöyle der....Bu millete her şeyi öğrettim, fakat uşaklığı öğretemedim..

İKİNCİ ŞANGIRTI

Atatürk, Boğaziçi’nde bir gazinoda meşhur konuşmalarından birini yapmaktadır..Herkes, kulak kesilmiş, sessizçe onu dinlerken, biri elindeki bardağı büyük bir şangırtı ile yere düşürür. Herkesin yerici bakışları, üzerinde toplanır. Adam utançtan ölmek üzereyken ikinci bir şangırtı bakışların yönünü değiştirir.. Eli henüz havada duran Atatürk’ün gülen yüzü ve hoşgörülük taşıyan gözleridir bu...

DİKTATÖRLÜK

Bir halk toplantısında, bir genç Ata’ya ‘Paşam, size diktatör diyorlar, ne dersiniz?’ diye sordu... Ata’nın cevabı hemen geldi..
- Ben, diktatör olsaydım, sen bana şimdi bu soruyu soramazdın..

Resim: www.meb.gov.tr

2 YORUMLAR :

TAZE NANE dedi ki...

Çok güzel yazmışsın.
Çok da beğendim zevkle okudum.
Sevgiler.

Arzu Breda dedi ki...

Munucum,
Çok naziksin canım, candan iltifatın için teşekkür ederim.
Öpüyorum hayatım.
Sevgiyle kal...