29 Temmuz 2009

BANA BIR FIKRA ANLAT..


Sevgili okurlarım, inanın, Temmuz’un şu sıcak günlerinde, canım hiç yazı yazmak istemiyor. Yazmaya kalksam, yazacağım yazılar ne benim istediğim gibi olacak, ne de siz o yazıları severek okuyabileceksiniz. En iyisi yazmamak. Ama, blog da benden yazı bekliyor.

O nedenle, size fıkra anlatmaya karar verdim. Anlatma kararı bana ait, okuyup okumama kararı da size. Okursanız eğer, beğeni ve eleştirinizi belirtmeden geçmeyin, lütfen.

PASAPORT

Amerika'da zencinin biri, pasaportunu kaybetmiş. Aksilik bu ya, o gün de

Türkiye'ye uçacakmış. Kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı!

Hemen almış yerden, bir bakmış ki Leonardo Di Caprio'nun pasaportu. "Ne olursa olsun," demiş ve şansını denemeye karar vermiş. Çıkarmış Leonardo'nun fotoğrafını, kendi

fotoğrafını yapıştırmış. Uçmuş Türkiye'ye. Atatürk Havalimanı'nda görevli

gümrük memuru Temel'in karşısına geçmiş.

Temel, almış pasaportu, adamın ismine bakmış: "Leonardo Di Caprio". Fotoğrafa bakmış, bir zenci. Adama bakmış, aynı zenci. Birkaç şaşkın bakıştan sonra öbür masaya seslenmiş:

"Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yoksa yanmış mıydı.”

*****

Arzu : “Fıkrayı uyduran, ne kadar saçma sapan bir fıkra uydurmuş. Yok pasaportunu kaybetmiş, hemencik de yolda onun için biri pasaport düşürüvermiş. Hem de, Leonardo.. Ama, aferin bizim Temel’e, Leonardo’yu şıp diye tanıyıvermiş.” diyor. :DDD

KOL

Genç avukat, hırsızlıkla suçlanan müvekkilini hapis cezasından ancak, yaratıcı bir savunma yaparak kurtarabileceğini biliyordu. Bu nedenle savunmasını, sözcüklere "dans ettirerek" yapmaya başladı.

· "Müvekkilim, arabanın camından içeri yalnızca kolunu sokup çantayı almıştır" dedi ve yargıcın hukuka olan saygısını hedefleyerek sürdürdü konuşmasını: "Siz de takdir edersiniz ki, müvekkilimin kolu, müvekkilimin bizzat kendisi değildir" dedi ve görüşünü şöyle sürdürdü: "Yalnızca bir kol tarafından işlenen bir suç için, kişinin suçsuz öteki kolunu, bacaklarını ve bedeninin suçsuz tüm organlarını da cezalandırmış oluyorsunuz. Bu kararınızla, suçsuz organları da hiç de hak etmedikleri bir cezaya çarptırıyorsunuz. " Genç avukat bu görüşünü açıkladıktan sonra yargıca sordu: "Bu davranışınızı, kişi hukukuna olan saygınızla nasıl bağdaştırabileceğinizi açıklayabilir misiniz?" Yargıç, genç avukatın bu sözleri üzerine gülümsedi :

· "Peki, o zaman ben de kararımı aynı mantık doğrultusunda veriyorum ve müvekkilinizin, suçlu kolunu bir yıl hapse mahkum ediyorum" dedi. Sonra da kararını, gülümseyerek tamamladı : "Müvekkiliniz isterse, hapsedilen koluna eşlik edebilir."

Yargıcın bu kararından sonra gülme sırası, yargılanmakta olan hırsıza gelmişti. Genç avukatının yardımıyla takma kolunu çıkarttı, yargıca teslim etti ve öteki kolunu avukatının koluna sokarak mahkeme salonundan ayrıldı.

*****

Arzu : “Ehh, ben yargıç olsam, böyle şeytani bir planla, müvekkilini savunan avukata, şapka çıkartırdım. Ee yargıç efendi!.. İşte böyle olur, şeytanın izinden gidersen.” diyor.

KARI - KOCA

Soğuk ve karlı bir günde bir işadamıyla sarışın sekreteri yollarını kaybetmişler ve bir ormanda kaybolmuşlar.

Bir süre sonrada arabaları bozulmuş ve arabayı terk etmek zorunda kalmışlar.

Zor ve uzun bir yürüyüşten sonra ormanın içinde bir kulübe bulmuşlar ve kendilerini hemen bu kulübenin içine atmışlar.

Kulübede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir sürüde battaniye olduğunu görmüşler.

Adam bir centilmen olarak sekretere onun yatakta yatabileceğini söylemiş ve kendide uyku tulumu alıp yere yatmış.

Adam yattıktan birkaç dakika sonra sarışından bir ses gelmiş,

- Efendim, ben çok üşüyorum.

Adam tulumun fermuarını açmış ve kalkıp sarışına bir battaniye vermiş ve sonra yine yatmış.

Tam uyumak üzereyken sarışın yine,

- Efendim, ben hala çok üşüyorum! demiş.

Adam yine fermuarını açmış, kalkmış ve sarışına bir battaniye daha vermiş.

Sonra aynı sakinlikle uyku tulumunun içine girip, fermuarı çekmiş.

Tam uykuya dalacağı sırada sarışın yine,

- Efendim, ama ben çooooook üşüyorum. demiş.

Adam sarışına dönüp,

- Burası ıssız bir yer. Ne olduğunu kimse görmez. İstiyorsan bir geceliğine karı-koca gibi davranabiliriz. demiş.

Sarışın cilvelenerek,

- Tabii efendim siz nasıl isterseniz. demiş.

Bunun üzerine adam avazı çıktığı kadar bağırmış,

- Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al!!!!!.

*****

Arzu :Sarı gacı, bak bana! Ben de, o lafları yutacak göz var mı? Üşümüşmüş! Ne üşümesi be, senin derdin başka, üşüme hikayesi bahane..” diyor.

AMELİYAT YERİ

İki sevgili bir ağacın gölgesinde otururlar. Delikanlının tatlı sözleri arasında bir ara kız sevgilisinin kulağına fısıldar :

-Sevgilim sana apandisit ameliyatı olduğum yeri göstereyim.

Delikanlının gözleri parlar.

-Göster canım göster.

Kız eliyle uzak bir yeri göstererek :

-Bak şu ilerde görünen sarı bina var ya, onun üçüncü katı....

*****

Arzu : “Vay kurnaz delikanlı!!! Kendini çok kurnaz sanırsın bir de. El elden üstündür, oluummm...” diyor.

ÖPTÜRECEKSE ÖPTÜRSÜN

Delikanlı,nişanlısı ile gezip dolaştıktan sonra, kızı evine getirmiş.Kapıda tam ayrılacakları vakit, bir elini duvara dayayarak kızcağızı kendi ile kapı arasına sıkıştırmış;

-"Bir kerecik öpeyim hayatım.."

-"Olmaz,komşular görür.." derken tartışma uzamış,

O sırada kapı açılmış ve kızın küçük kardeşi gözlerini ovuşturarak ablasına seslenmiş;

-"Babam diyor ki...' Öptürecekse öptürsün, yoksa ben aşağı inip, o herifi öyle bir öperim ki, bir daha unutamaz..' ' Hem söyle elini de diyafonun düğmesinden çeksin...' "

*****

Arzu : “Vay bee, ne babaymış öyle!! Öpmesine itirazı yok. İtirazı, diyafondan olacakları duymak..” diyor.

BİZİMKİ DAHA GÜZEL

Karı koca lüks bir restoranda yemek yiyorlar... O sırada, masaya yaklaşan manken gibi güzel esmer bir hatun, adamı selamlayıp yanlarından geçiyor. Adamın karısı soruyor:

-Kim bu afet? Adam:

-Eğer mutlaka bilmek istiyorsan söyleyeyim, metresim! Kadın:

-Bir de bu kadar pervasızca söylüyorsun. Boşanıyorum senden! Adam:

-Yani, Etiler'deki apartmanı, Kandilli’deki yalıyı, Göcek’deki tekneyi ve Nice'deki villayı bırakıyorsun...

Uzun bir sessizlik olur. Çift yemeğini çatallarken, kadın birden sorar:

-Şu arkada oturan Fuat değil mi? Yanındaki kadın kim? Adam:

-Fuat'ın metresi. Kadın:

-Ayy bizimki çok daha güzeeeel!!!

*****

Arzu :Ahh canııımm!!! Sizinki mi daha güzel?.. Yoksa, tekne, villa, yalı ve apartman mı daha güzel?.. Sattın değil mi kendini, 3-5 değersiz mala.. Yuh olsun, senin gibi hemcinsime!!!diyor.

23 YORUMLAR :

Zeugma dedi ki...

Hepsi seçmece,hepsi ayrı güldürdü bu fıkraların.
Yalnız tam yatmayı düşünüyordum,fazla gülmekten uykum açıldı Arzucuğum, ne yapacağız şimdi? :))
Altlarına ilave ettiğin görüşlerin de yine yıkılıyor yani. Bu tarzını hiç bırakma lütfen..

Keşke sabah okusaydım ama olan oldu artık.En çok da ''Kahrolası battaniye'' güldürdü :)))
Teşekkürlerimi iletiyor seni sevgiyle öpüyorum Arzucuğum..

E.Deran dedi ki...

Valla hepsi komik de Arcuu, ben en çok yine Temel'e güldüm:)))

ADLI.:) dedi ki...

Fıkralar güzel..senin yorumların daha güzel.:)
BİR ERKEK

NoEngel dedi ki...

Merhabalar,
Ameliyat Yeri fıkrasına özellikle çok hoşuma gitti.Bu güzel fıkralar için teşekkürler Canım arkadaşım.Sağlıcakla kal..

Arzu Breda dedi ki...

Canım Zeugmacım, Valla yapacak bişe yok.. Bi defa kaçmış bulunuyo, uyku..
Bunu, o saate kadar otururken düşünecektin. Hem sen niye o saate kadar yatmadın bakim?.. Hıı, cevap ver bakim..

Görüş ilave etmeden, copy-paste yaparsam ne kıymeti harbiyesi kalır. Niye bakasının uydurduğu fıkraları yayınlayım ki?..

Battaniyeye niye daha fazla güldün bakim? Ayırımcı seni.. Hımmmm, seni seni!!!..

Ben de, mucx mucx yaptım, canım.

Arzu Breda dedi ki...

Canım Elif AntiKacı, Bak bak!!! Hem diyor ki, hepicisi gomik, hemide diyo en çok Temele güldüm. Neden bu ayırımcılık??.. Hem ben ne temelden, ne duvardan, ne de çatıdan bahsettim..

Nasıl okuyorsunuz bilmem.. Okuma yazma bilmeyen gelmesin kardeşimmmmm... :Ppp

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili ADLI, çok teşekkür ederim.. En çok teşekkürü de, benim yorumlarımı beğendiğin için.. :)) Biraz da kendime pay çıkarayım.. :))

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili NoEngel, sen de ayırımcılık yaptın bak, diğer okurlar gibi.. Niye ameliyat yeri bakim??.. Hıı, söyle bakim, sebebi ne??..

Ben teşekkür ederim, beğendiğiniz için.. :))

Sebebini bekliyorum, unutmam bilirsin, canımmmm..

NoEngel dedi ki...

Domates alırken en kırmızısını seçersin ya işte ondan.Şimdi hepsini beğendim desem bu kadar domatesi ne yapacağım.Yanı bu fıkraları hepsini beğensem gülme fesatı geçiririm. :) Bilmem anlatabildim mi canım. Sağlıcakla kal..

Arzu Breda dedi ki...

Demek ki, ameliyat yeri fıkraların içinde en kırmızı olanı, öyle mi?!?!?!..

Cevabına, yine bir soru ile karşılık verdim. Kusura bakmazsın dimi??.. Canım benim.. :)))

hakan-can dedi ki...

"Apandiz ameliyatı olan yerini göster bana çabuk..."(burda adamın ağzından salyaları akıyor tabiii) Puhhahaaaa....!:))

Hich dedi ki...

ehahahheah

Çınar dedi ki...

Hepsi de birbirinden komik. Kahkahalarla okudum teşekkürler.

"Ayy bizimki daha güzeeel" ha? Buna bayıldım:))

İyi geceler

ufuk çizgisi dedi ki...

Bir yazım hakkında yorumlarınıza ihtiyacım var, kabul ederseniz bloguma davet edebilirmiyim.
Teşekkür ederim.

E.Deran dedi ki...

Yorumun yoranı: Birincisi acep neden 'antikacı'oldum? İkincisi, Arzu arkadaşım, ben var ya zaten fıkra denen şeye gülemem,niye mi? Şimdi birisi başlar sana fıkra anlatmaya, fıkranın sonunda doğal olarak gülmeni bekleyecektir. Gülmemi beklediği için bende bi ters reaksiyon oluşur ve gülemem. Ha, ben böyle bi huyuma rağmen , kalkmış da en çok Temel'e gülmüş isem, yat kalk dua ediniz bee!:)))

Arzu Breda dedi ki...

Hakancım, "aha da, şu karşıdaki binanın ikinci katında aldılar apandizimi." ahahaaa :D Apandizimi de görmek ister misin, Hakancım? :DDD

Arzu Breda dedi ki...

Hich, ahahaaaa... Çok güldürdün beni yaaa.. :DD

Arzu Breda dedi ki...

Çınar, teşekkür ederim.. :)
Ayrıca, hemcinsimin yaptığı pek gülünecek bir durum olmasa da, seni güldürdüğü için, onu birazcık affettim.. :))

Arzu Breda dedi ki...

ufuk çizgisi, ne demek elbette gelirim bloguna. Ama yapacağım yorum sana ne kadar yararlı olur bilemem.. :)

Arzu Breda dedi ki...

Elifcim, birinciden başlayım ben de; soruyu doğru sorsaydın, cevabı da bulurdun.. "Anti" senin ruhunda var zaten. "Kacı"ya gelince, o da benim ne gader nezaketli ve ince kibar oldumu gösterir.. Sana direk, "Gacı" diye hitabetme nezaketsizliği göstermediğim için, şükran borçlusun.

İkincisini anladık zaten, senin ne gader anti olduğunu söylemek malumun itirafı olur ki, buna gerek olmadığı asırlardır söyleniyor.

Üçüncüsü ise, ne duası, ne yatıp kalması.. Yorumundan beri, kalkmadan sana secde ediyorum.. Hay senden, tüm mahlukat razı olsun emi.. :))

Öpüldün AntiKacı..

ufuk çizgisi dedi ki...

Teşekkür ederim...

TAZE NANE dedi ki...

Hepsi çeşit çeşit.
Canım bu sıcaklarda yazı yazsan seni sıkar bir tuhaf havalar bunaltıyor insanı. Ama dediğin gibi blog yazı bekler.
Sevgiler canım.

Adsız dedi ki...

Bayanın Birisi ütü yaparken telefonu calmiş telefonun yerine kulağına sıcak ütüyü tutmuş tabi kulağı yanmış tekrar telefon calmış bu defa ötekı kulağına tutmuş o kulağı da yanmış kadın doktora gitmiş doktor bey kulağım yandı demiş doktor sormuş ne yapında kulağın yandı demiş telefonun yerıne ütüyü tuttum demiş öteki kulağına ne oldu tekrar telefon caldıda öteki kulağıma da tuttum o da yandı