13 Temmuz 2009

Vücudumuzun 24 Saati ve Onu Ne Kadar Tanıyoruz?

Uzmanlar, insan vücudunun 24 saatte, tam 24 kez değiştiğini belirtiyorlar. Yani, her saat başı vücudumuzda değişimler meydana geliyormuş. Ruh hali, vücut ısısı, tansiyon, kalp atışı, hormonlar sürekli uğraş halinde oluyor. Biyologlar, doktorlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma "Kronobiyoloji" adını veriyorlar.

İşte bedenin 24 saatlik faaliyet raporu.

Ve işte benim 24 saatlik faaliyet raporum.


06.00
Kortizon salgılamasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için kendini yavaşca kalkmaya hazırlama işareti. Metabolizma hareketleniyor, günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır oluyor.

Vücudum uyanmaya hazırlanıyor ama, ben henüz hazır değilim. Bu durumda, beyin ile vücut arasında bir uyum problemi mi var, acaba? Haa, anladım. Ben kalkmasam bile, hazırlıklar tamamdır, diyorsun. İyi o zaman..

07.00
Vücut hâlâ zayıf. Spor yapmaktan kaçının. Kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenirsiniz. Spor yerine kahvaltı edin, sindirim bu saatte mükemmel çalışıyor.

Bu saatte ne sporu be?.. Daha yataktan kalmadık henüz. Sindirim sistemi bu saatte iyi çalışıyormuş ama, biraz daha beklemesi lazım.

08.00
Libidonun en yüksek olduğu saat. Fazla miktarda hormon salgılanıyor. Sigara tiryakileri için de durum aynı. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla çok daraltıyor.

Hahaha.. Libido yüksek olsa kaç yazar? Libidoluk bir şey olmayınca(!) Ah sevgilim ah(!) Elini çabuk tut, bir an önce...

09.00
Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saat. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zaman. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülüyor, vücut röntgen ışınlarına karşı daha dirençli oluyor.

Aayy, iğne olmak mı(?)(!) Olmasak olmaz mı?.. Vucut dirençli diye şart mı, iğne yaptırmak? Ama, bunu öğrendiğim iyi oldu. Bundan sonra kimse bana, sabah saat 09.00 haricinde iğne yaptırtamaz.

10.00
Organizmanın kendine gelme, 'ben buradayım' deme saati. Fazla enerjik, vücut en yükes ısı seviyesinde. Verimliliğimiz de öyle. 'Kısa süre belleği' iyi durumda. Bir önemli ayrıntı: 10.00 ile 12.00 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanıyor.

Tamam, organizma kendine gelmiş.. Enerji üst seviyede.. Verimlik de aynı oranda yüksek. Pekala, tam bu durumdayken, enfarktüs olayının burada ne işi var? Vücudumuz en kuvvetli durumdayken mi enfarktüs oluyoruz? Çok ilginç bir durum doğrusu. Dikkat(!)

11.00
Vücudun tam formunda olduğu, verimli olmaya programlı bir saat. Kalp ve dolaşım o kadar zinde ki yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Hazır cevaplık tavan yapar, özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde, zorlanmadan çözülür.

Yani diyorsun ki, en önemli işlerini bu saatte yap. Tam zamanıdır. Ben bir de kendim kontrol edeyim, bakalım bu dediklerin benim bünyemde de aynı saatte daha mı iyi işliyor(?) Hazır cevaplık, hesap işleri filan.. Genelde, her saat iyi işler ama, kontrol edeceğim, bu dediğini..

12.00
Dinlenme saati. Dikkat azalıyor ve insanı uyku basıyor. Midedeki asit miktarı fazlalaşıp, beyindeki kan akımı azalıyor. Zira kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılıyor. Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse %30 oranında az rastlanıyor.

Öğlen uykusu mu? O da ne ki?.. Kuzum, öğlenleri kim uyutacak ki beni? Hıı, uyuyanlarda %30 daha az enfarktüs. Bu iyi bir oran ya(!) Bundan sonra, öğlen yemeği yerine bir saat uyku uyuyayım o zaman. Hey!.. Beni saat tam 13.30 uyandırırsınız. Unutmayın!..

13.00
Vücut formdan düşüyor. Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısına iniyor. Bütün organlar en alt düzeyde çalışıyor, sadece safra öğle yemeğini hazmetme faaliyeti gösteriyor.

Düşsün ne gam!.. Ben şu an öğlen uykusundayım, cancağızım. Zzzzz.. Zzzz..

14.00
Bitkin oluruz. Çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşüyor. Diş doktorundan korkanlar için en uygun randevu saati. Çünkü bu saatte acı az hissediliyor. Lokal anestezi uzun süre devam ediyor (30 dk.).

Dur yahu!.. Ne çabuk bitkinleştik hemen?.. Öğlen uykusunun hiç mi faydası olmadı? Ohh, neyse!.. Bu saatte daha az acı hissediyormuşuz. Doktorcum, müsait misiniz?.. Müsait değilseniz, bana yarın 14.00'e randevu verir misiniz? Tamam, yarın görüşürüz, doktorcum.

15.00
Enerji geri geliyor, bellek tam formunda. İkinci verimlilik dönemi başlıyor ama sabahkinden az.

Ohh be! Tam formumdayım. Ben işten korkacağıma, işler benden korksun.

16.00
Spor için en iyi saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumda.

Her şey iyi güzelde!.. Bu saatte spora kim izin verir ki? Hangi patron düşünecek, şimdi vücudun tam spor yapması gereken kıvamda olduğunu? Düşünse bile, bu saatte izin vermez. İşlerin tam da en civcivli saatinde ne izini, mesaiden sonra daha iyi spor yapılır, demez mi? Der.. Çünkü, patronlar insan vücudunu uzmanlardan daha bilir.

17.00
Organların faaliyeti üst düzeye çıkıyor.Kuvvet artıyor, oksijen harcanıyor, böbrekler ve mesane çok çalışıyor. Tırnaklar ve saçın en çabuk uzadığı zaman. Midedeki asit miktarı fazlalaşıyor. 17.00'ye doğru mide kanaması geçirme riski artıyor.

Dur, yavaş ol biraz. Hepsini birden sıraladın. Bu durum iyi mi, kötü mü? Birden bire kavramakta zorlandım. Bir tek en son dediğini hemen kavradım. Mide kanaması mı? Nasıl yani? Bu saatlerde hep mide kanası mı geçireceğiz? Haa, risk artıyor diyorsun. Onu demek istedin yani. Tamam canım, kızma.. Elbette, vücut benim vücudum. Ama, dediğin gibi ne istersem yapmam vücuduma. Hiç yapar mıyım(?)

18.00
Akşam yemeği için ideal saat. Pankreas bu saatte özellikle aktif.

Anne bak, vücudum ne diyor? Akşam yemeği saati imiş. Nee, daha hazır değil mi? Sen de, ne kadar tembel oldun son zamanda. Bak pankreasım da çok aktif. Ne demekse bu pankreasın aktif olması. Google'a bak, öğrenirsin mi dedin? Uyarın için, çok sağ ol sevgili vücudum. Sen de mi(?)

19.00
Kan basıncı ve nabız tembelleşiyor. Bu nedenle kan basıncı düşüren ilaçlara dikkat, tehlikeli olabiliyorlar. antidepresanların tesiri de bu saatte daha fazla.

Aaa, ne oluyor yahu?.. Daha dur!.. Erken daha!.. Nee! Tam zamanı mı? Ölüyor muyum yoksa?.. Niye kan basıncımı düşüren ilaç alayım ki? Antidepresan da kullanmıyorum. Sanki bilmiyorsun.. Hıı, alacak olanları uyarıyorsun.. Anladım..

20.00
Karaciğerdeki yağ düzeyi düşüyor ve kirli kan kalbe her zamankinden daha fazla akıyor. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı. Etkisi hemen görülüyor. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde oluyor.

Bu uyarıları da bana yapmadığını anladım. Alması gerekenler, dikkatli olsun, diyorsun. Aman, dikkat(!)..

21.00
Sindirim organlarının günlük görevi sona eriyor. Gelen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalıyor ve bu çok tehlikeli. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum ediyor.

Neeeee(!) Bu saatten sonra yediklerimin hepsi, çöp mü yani?.. Görevi nasıl sona erer ya(?).. Peki, nöbetçi görevli yok mu? İnsan, bir nöbetçi bırakır, gelen yiyecekleri halletmesi için.

22.00
Vücudun polisi akyuvarlar aktif hale geliyor. Sigara içenler dikkat! Bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri çok zor atıyor.

Aaaa(!).. Aktif hale geliyor, diyorsun. Yanlış duymadım değil mi? Şimdiye kadar nerdeydi peki polisimiz? Görevi ihmalden, sorguya çekmeyecek misiniz? Haa, öyle diyorsun!.. Anladım.. Görevi şimdi başlıyor, polisimizin. Sigara yok diyorsun.

23.00
Organizma gün boyunca aktif faaliyet gösteren stres hormonunun salgılamasını durduruyor. Sakinleşip, rahatlıyoruz.

Ya, oldu mu şimdi? Bunu demeyecektin işte!.. Sen bütün gün salgıla, o stres hormonlarını.. Bizim bütün günümüzü berbat et. Şimdi, durduruyorum de, bu saatte. Gün boyunca, stres hormonu gerekli mi dedin? İyi, iyi tamam. Sen gereksiz bir şey yapmazsın, anladım. Şimdi, sana zaten kızamam bu saatte. Stres hormonum yok, çünkü.

24.00
Uyurken deri hücreleri durmadan çalışıyor, gündüz olduğundan daha sık bölünüyor. İlk rüya safhası, yarım saat içinde rüya görmeye başlıyoruz.

Ayy, daha dur!.. Yatmadım henüz. Ayakta mı rüya gördüreceksin bana?.. Hıı, beni uyarıyorsun, yat diye.. Ne olur, biraz daha oturayım. Bak yazacak, bir yazım var. Arkadaşlarla biraz daha sohbet edeyim. Ondan sonra yatarım. Valla, sen annemi de geçtin. Yat artık, kızım hadi yat!.. Yarın işe gideceksin, yat dinlen biraz.. Ne buluyorsun, şu bilgisayarın başında bu kadar, bilmem? Tamam, annecim. Birazdan yatıyorum, merak etme.. Bak aşkım, annem kızıyor, biraz kısa keselim sohbeti, bu akşam.. Bak birisi ne diyor, aşkım.. Vücudumun rüya safhası gelmiş. Birazdan rüya görecekmişim. Seni görürüm rüyamda umarım. Sen de, beni gör.. Sakın başkasını göreyim deme.. Karışmam bak!!..

01.00
Verim en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapabiliyor, dikkat azalıyor, çünkü vücut kendini uyumaya programlıyor.

Yok canım, bu saatte çalışmak mı? Merak etme sen, sevgili vücudum. Çalışmıyorum.. Sevgilimle birazcık sohbet ediyorum, ne var bunda? Aksine dinlendiriyorum seni..

02.00
Araba kullananlar dikkat: görme zayıflıyor, tepkiler yavaşlıyor, kazalar bu saatte çok oluyor.

Buraya dikkat!!.. Evet, araç kullananlar, çok dikkat etmeli bu saatlerde. Bilhassa uzun yol giden şoför dostlar. Aman ha! Çok dikkatli olun! Mümkünse, aracınızı müsait bir yere çekip, bir süre uykunuzu alın ve ondan sonra çıkın tekrar yola.

03.00
Bedenin de ruhun da en karanlık safhası. Melatonin hormonunun salgılanması tembel ve kararsız yapıyor. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşıyor.

Ayy, intihar mı?.. Uyuyorum ayol, bu saatte.. Ne intiharı? Haa, uyumayanlara söylüyorsun, yani.. Yine uyarıyorsun beni. Ben de seni anlamakta güçlük çekiyorum, bazen..

04.00
Stres hormonundan enerji kazanıyoruz. Enfarktüs krizleri saat 04.00 ile 06.00 arasında çok oluyor; çünkü kan basıncı oldukça yükselip, damarlar geriliyor. Doğum yapma olasılığının en yüksek saati.

Eyvah! Stres hormonu daha ben uyanmadan mı devreye girdi?. Haa bak, bunu duymuştum. Enfarktüs olayları genelde sabaha kaşı daha yoğun olarak yaşanıyor, diye. Eskiden hastanelik bir olayım olmuştu. O zaman doktorların birinden duymuştum. Hıı, bir de doğumlar da, daha çok bu saatte oluyor? O zaman, gündüz ve akşam saatlerinde sancılanan kadınları doğumevine götürmeye gerek yok, diyen çok kişi olabilir. Benden hatırlatması.. Bizim erkek milletimiz, hemen bu tür bilgileri kendi lehine kullanmaya bayılır. Bak karıcım, uzmanlar şöyle şöyle diyor, senin doğumuna daha vakit var. Ancak, sabaha karşı doğururmuşsun, o zaman götürürüm, ben seni, diyecek çok koca çıkar bu memlekette.

05.00
Erkeklik hormonu salgılanması artıyor. Strese hormonu bizi faaliyete geçiriyor ve gündüz değerinin tam 6 katına çıkıyor. Vücudumuz harekete geçiyor kaybolan enerji yeniden geri geliyor. Gelsin, yeni bir gün başlıyor.

Buraya kadar, iyi güzel geldik de.. Şimdi, sabah sabah bu da, ne demek oluyor????... Benim vücudumun erkeklik hormonu ile uzak yakın ne alakası var?? Eee, baştan erkeklerin vücudu diye desen, bizde şaşırmasak bu kadar(!) En stresli anım, ben uyanmadan başlamış oluyor bu durumda. Hıı, vücut uyandığında hazır halde olacak, diyorsun.. Enerjiyi fulledim diyorsun?.. Tam kapasite ile harekete hazır ve nazır olarak, güne başlayabilirim. Gelsin bakalım, yeni gün. Ben hazırım..

Herkese, sağlıklı ve kaliteli bir yaşam dilerim.


Kaynak : Haberturk

Foto : Photoshop

12 YORUMLAR :

Zeugma dedi ki...

Var yaa..Süpersin sen..Gerçekten Arzuğum..
Birçoğumuzun bu türden haberler görüp şöylesine bir baktımız durumu ince zekanla zevkten okunulası, okurken öğrenilesi ve tebessüm edilesi harika bir hale getirmişsin.
Valla tek tek okudum bütün maddeleri, altına eklediğin o şeker fikirlerinle şahane gitti:)Aklıma kazındılar her kelimesiyle..
Bu fikrin de şahane..Yazan ellerini öpüyorum yine..
Muhteşemsin, ne diyeyim..
Çok ama çok beğendim.
Bu güzellik için teşekkür ediyor, seni sonsuz bir sevgiyle öpüyorum canım Arzuğum:))

Arzu Breda dedi ki...

Canım Zeugmacım,

Senin beğenilerin, benim için bir iftihar vesilesidir. Çok teşekkürler canımın içi.. :)

Bu teşviklerin beni daha da, olumlu ve farklı şeyler yapmaya teşvik ediyor.

Güzellik ve çirkinlikler, bakan göze göre değişir, canım Zeugmacım.. :) Senin bakışın güzel olmasa, hiç bir şey güzel olamaz.

Sevgiyle öpüyorum, canımın içi..

UykusuZ dedi ki...

ben de pek beğendim, zevkle okudum ancak bana da hiiiç mi hiiç uymuyor bu saaatler

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili UykusuZ,

Güzel sözlerin için, çok teşekkürler.. :)

Saatlerin uymaması gayet normal. Çünkü, vucüdumuzun normal ritmik saati ile bizim günlük faaliyetlerimizin saatlerinin uyuşması imkansız. Uyuşabilmesi için, bir defa yaz saati uygulamasının kaldırılması gerekir. Ayrıca, gece hayatımızın olmaması ve erken yatmamız gerekir.

Fakat, bu dediklerimin hiçbirisi olabilecek durumlar değil. En azından bu gençlik dönemimizde. Yaşlandığımızda uymaya çalışırız demekten, başka bir şey gelmiyor elimden.

UykusuZ dedi ki...

Arzu beni de genç kategorisine soktun ya tuttuğun altın olsun diyor başka da bişi demiyorum :)

Arzu Breda dedi ki...

Aşkolsun UykusuZ!.. Daha yaşın ne başın ne, dedirteceksin bana. 100 yaşına kadar yaşayacağız ya. Yolun yarısına kadar daha çok var. O zamana kadar genciz.

Aman! Aman! Bana öyle dualar etme(!) Ne olur, ne olmaz(!) Bakarsın tutar da, her yer altın kesilir. Yemeklerimi de, başkasına yedirtmek zorunda kalırım. Aman, altın mı?.. Allah korusun.

TILSIM dedi ki...

Vücudumdan korkmaya başladım.Ne kadar çok şey yapıyormuş meğersem.Bu eğitici ve aynı zamanda espirili konu anlatımın için teşekkürler Arzucum.Sevgiyle kal canım..

Arzu Breda dedi ki...

Yok, yok!!.. Sakın korkma, kendi vücudundan(!)

Asıl benden kork sen! Çünkü, benim vücudun ne zaman, kime ne yapacağı belli olmuyor. :Pp

Konu çok mu espriliydi(?) Çok mu güldün yoksa?.. Aslında hiç de öyle görünmüyorsun. Yüzünden düşen bin parça.. :Pp

Sevgiyle gülümse her zaman, tüm sevdiklerine.. :)

E.Deran dedi ki...

Arzu,resimdeki çocuk taş taş:)) Kıza gelirsek...gelmeyelim....:))

Arzu Breda dedi ki...

Elifcim, taş olmasalar blogumda ne işleri var(!) :) Bloguma gelenler arasında ayırım olmasın, herkese hitap etsin diye, iki cinsin de taş olanlarını bulup, birleştirip, ölümsüzleştirdim. :))

Sevgiyle kal canım..

adsız dedi ki...

Çok sağol..çok güzel ve faydalı bilgiler gerçekten.:)
BİR ERKEK

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili adsız ERKEK okurum,

Beğendiğine sevindim.. Çok teşekkürler.. :)

Arzu