30 Ekim 2009

Korkularının nedeni, Onun dirilişi mi..?


Sizler de görüp, izlemişsinizdir tv'de..
Denizli'deki Cumhuriyet törenlerinde meydana gelen olayları..
Atatürkçü Düşünce Derneği üyelerinin kutlama törenlerine katılmasını engellediler..
Engellemekle kalmayıp, yerlerde sürükleyerek, emniyete götürüldüler..
Neden..?
Bunu yapmalarındaki sebep nedir..?
Acaba, korku mudur, bunu yaptıran..?

Evet, korkuyorlar..!!
Hem de çok korkuyorlar..!!
Hatta tek korkuları var..
Bir tek..!!
Sadece O'ndan..!
Başkasından değil..!

Korktukları gayet apaçık değil mi..?
Seksenaltı senedir bu böyle..
O zaman dedeleri korkuyordu..
Şimdi ise, torunlarında korkmak sırası..

Nerdeyse her kurumu ele geçirdiler..
Ama, halen korkuyor ve kafalarında bir "acaba" sorusu yiyip bitiriyor benliklerini..
Hemen hemen tüm dünya destekliyor onları..
Fakat, bir türlü yenemiyorlar korkularını..

Peki, bu korkunun sebebi yersiz mi..?
Asla yersiz değil..
Çok iyi biliyorlar ki; Zira, Atatürk bu Cumhuriyeti kurarken, ülkenin temellerini atarken, öyle baştan savma bir şekilde yapmadı..
O kahraman insan, aynı zamanda çok büyük bir düşünürdü..
Ülkenin temellerini atarken, en ufak bir hataya meydan vermeden, her şeyi sistemli bir şekilde, akla, mantığa ve bilime dayanarak, bunların yanında milletleri millet yapan değerleri de ihmal etmeden, her alanda tam anlamıyla devrim yaparak, gelecek nesillerin de geliştirmesine imkan tanıyarak, yarattı bu Cumhuriyet Türkiyesini..

Evet, biliyorlar..
Tüm bunları gayet iyi bildiklerinden, bu kadar çok korkuyorlar..
Çünkü, bu iktidarları çok uzun sürmeyecek ve sonunda başlarına gelecek olanı da, çok iyi tahmin ediyorlar..
Tüm korkuları, bir zaman sonra halkın uyanıp gerçekleri görmesinden..
Bütün korkuları, Atatürk düşünce sistemine sahip kitlelerin, devrimcilerin halkı aydınlatmasından..
Açıkçası, halktan, halkın tepkisinden korkuyorlar..

İşte bu nedenledir ki, Atatürk posteri taşıyan, Atatürk'ün adını haykırarak gösterilere katılanlara tahammül edemiyorlar..
Esnaf dernekleri, meyve-sebze satıcıları geçit törenine katılabilirken, Atatürkçü Düşünce Dernekleri veya biraysel olarak bu düşünceleri seslendiren halkı, bu törenlere sokmuyorlar..
Katılmak için direnenleri ise, polis gücü ile araçlara doldurup emniyete götürerek, bu düşünce sahiplerine baskı uygulayıp, sindirmeye çalışıyorlar..


Bu bayram Cumhuriyet Bayramı değil mi..?
Bu bayram Cumhurun bayramı değil mi..?
Cumhur olarak sadece kendi seçtikleri, kendilerinin beğendikleri mi olacak..?
Bu bayram tüm halkın bayramı..
Atatürk döneminde ki kutlamalarda, her isteyen vatandaş tören alanındaki yürüyüşe katılabiliyordu..

İçim acıdı o sahneleri gördüğümde..
Ama, dedim ki, "Yapın bakalım, yapabildiğiniz kadar.. Hatta daha bile fazlasını da yapabilirsiniz.. Bu yaptıklarınızla, bu baskılarla bizi yıldırabileceğinizi düşünüysanız, işte o andır, sizin bittiğiniz an.."
Gerçekten de, orada sürüklenerek götürülen, kadın-erkek, genç-yaşlı, herkes sanki benim gibi düşünüyordu..
Alınıp götürülmeyen insanlar, "Bizi de alın, bizi de götürün.." diye hep bir ağızdan haykırıyordu..

Bu olanlardan anladığım, uzunca bir süredir, yapılan baskılar ve uyutma taktikleri sonucunda, sessiz kalan Atatürkçü kitle, nihayet bu sessizliğini bozmaya ve sesini duyurmaya karar verdi..
Atatürk'ün ruhu uyuyan kitleyi ayağa kaldırmayı başardı, diye düşünüyorum..

Sevgilerimle..

21 YORUMLAR :

Neslihan dedi ki...

O görüntüleri izlerken içim sızladı. Halkın tepkisi yakında büyüyecek ve onlar daha çok korkacaklar. Bütün kurumları ele geçirdiler. Ama az kaldı. Bir devlet kurumunda çalışan ben bu konuda muzdarip olanlardan biri de benim.

Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.

Tepki verenlere diyecem tek bir sözüm var. Kanları sulanmış bu topraklarda nefes alıyorsun. O nefesi Gazi Mustafa Kemal'e borçlusun.

alizafersapci dedi ki...

Teşekkkürler, düşünceleriniz çok önemli...

Çınar dedi ki...

Aynı fikirdeyim bütün bu baskıların tek bir nedeni var, korku. Atatürk'ten onun devrimlerinden ve de halktan korkuyorlar...

Sevgiler

cemo dedi ki...

Çok güzel bir yazıydı altına imzamı atarım...İstedikleri kadar korksunlar,istedikleri kadar insanları bastırmaya çalışsınlar,ellerndeki tüm güçlede bizimle uğraşsalar yıldıramayacaklar.Elbet bir gün yeniden bu ülkenin aydınları gerçekten hakı aydınlatacak ve bir gün bu ülkenin yiğit insanları bu vatanı yeniden bu ver-sat kurtulculardan temizleyecek.

Kara Kalem dedi ki...

Merak etme
Bende senin gibi düşünüyorum.
Ve inanıyorum binlerce, on binlerce vatan evladı da aynı senin gibi düşünüyor.
Ve biliyorum bugün akıl suhunetleri buğulandırılmış olan kimi umutlarımız dediğimiz gençlerimizde, Atatürk militarizminin baskısı altında eziliyoruz gibi entel dantel sözler edip, çağ dışı karanlığın ve emperyalist katillerin ekmeğine yağ sürselerde, ben biliyorum ki farkındalıkla çok geç kalmadan ülkenin karşı karşıya kaldığı sürece ortak olacaklardır.

İlkeleri olan bir Cumhuriyet yarattı Mustafa Kemal ve silah arkadaşları. İlkesiz hiç bir yönetim, hiç bir feodal yapı, hiç bir millet kendi bağımsızlığını koruyamaz ve mutlaka gün gelir onun bunun şemsiyesi altında, gücü altında bekasını daim ettirmek ezikliğine dilenir durur. Bugün ülkemizini Amerikan ve diğer emperyalist güçler karşısındaki durumu bundan farksızken, şimdi karanlığın en geri güçlerinide ülkemize davet edip, sözüm ona ümmete ve ümmet ezilmişliğine özgürlük adı altında Arapların kıçlarını yalamaya hazırlanıyoruz.

Bu ülke Denizi asarken, genç delikanlının hangi sözlerle yağlı urgana gittiğini unutanlar, Deniz ve arkadaşlarını reklam panosu yapıp dudak aralarındaki Tam Bağımsız Türkiye gerçeğini türkü barlarda sulandıranlar, unutmasınlarki, çağ dışılık sadece görüntüde değil, beyinlerde de yer ettikçe, bizler savunmasız ve çıplak kalacağımız karanlık karşısında 19 mayısta Samsundan doğan güneşe bir kez daha muhtaçlık duyacağız.

Atatürk Düşünce Derneğine yapılan saldırıyı, pastanın içinden Mustafa Kemali çıkaran zihniyeti, yazıları ile Mustafa Kemali bir diktatör gibi gösterip çağın en büyük devrimcisini gözlerde küçültmeye çalışan satılık, kandırılmış kalemleri kınıyor ve halen sabırlı bir millet olduğumuzu ve sabrımızı gittikçe zorlamaya başladıklarını iyi görüyorum.

Merak etme
Bende senin gibi düşünüyorum.

Sevgilerimle

Ahmet

aysema dedi ki...

İçten ve dıştan ne kadar uğraşsalar da yıkamıyorlar, yıkamayacaklar... Sinsi oyunları , köstebekler kullanmaları, iki yüzlü çabaları gün ışığına çıkıyor. Yavaş da olsa halk uyanıyor. Az kaldı, geldikleri gibi gidecekler, gitmeliler...

Çok güzel bir yazıydı. Kutlarım.

tuncer dedi ki...

yaa yapamyın arkadaşlar yıkılan ney onu anlamıyorum
bi yıkılıyor yıkılıyor yaygarasıdır gidiyor
bu kadra çürük mü bu cumhuriyet yaa
birilerinin gazına oyununa gelmeyin
yada kendi kendinize gaz vermeyin

şirinem dedi ki...

çok güzel yazmışsın okurken bile çok duygulandım bizim gibi düşünenler oldukça bu vatan ayakta kalacaktır korkanlarda daha çok korksun çünkü birgün bu gidişata dur denildiğinde korkuyu çok daha güzel anlıyacaklar sevgiyle kal canım

mefisto dedi ki...

benim içim çok uzun bir zamandır aralıksız acıyor, aralıksız bir utanç içindeyim. başımızda oturanlardan, ağızlarından köpükler saçarak ettikleri laflardan, ısrarla görmezden gelenlerden.. menfaatin de bir sınırı olmalı diye düşünüyor insan ister istemez. bu düzenden nemalanıyor da olsan, böyle giderse nemalanacak bir düzene sahip toprak parçası bile kalmayacak elinde! bize bu memleketi bırakmak için çocuklarının ekmeğini elinden alıp cepheye götüren analardan, oyuncaklarıyla oynaması gerekirken, askere su taşıyan çocuklardan utanıyorum nicedir..

Zeugma dedi ki...

Ne diyordu Atamız ?
“Sizler, yeni Türkiye’nin genç evlatları; yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz!”
Sen gidince her şey değişmeye başladı.Gençliğe Hitabın'daki söylemlerin bir bir gerçekleşti.Bağımsızlığımıza,demokrasimize kara kara gölgeler düştü !
Zaman birlik olma zamanıdır artık. Az kaldı, temizleneceğiz.Tıpkı yazında yazdığın gibi..Kitleler ayağa kalkmaya başladı..
Çok güzeldi yazın, kutluyorum seni Arzucuğum..
Ve sevgiyle öpüyorum..

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Neslihan;

Her kurum ve kuruluşta, her yerde var, senin benim gibi, bu yapılanlardan sıkıntı çeken, hatta baskı gören insanlar..
Ama, elbet sonu gelecek, bu sıkıntı ve çekilen çilelerin..
Yapmak istedikleri bu karşı devrimleri, bu eski köhnemiş zihniyeti tüm millete benimsetip, bu rejimi ülkeye egemen kılabileceklerini sanıyorlar..
Hatta artık, bunu başardıklarını düşünüyorlar..
Ancak, kafalarında halen bir soru işareti var..
Acaba..? diyorlar..
İşte bu "acaba" sorusu onları kortutup, içlerini kemiriyor..
Bu "acabanın" cevabını da bildiklerinden korkuyorlar..

Çok teşekkür ederim hayatım.. :)
İyi ki varsınız, iyi ki bu düşünceler azalmamış..

Sevgilerimle..

Sevgili Ali Zafer;

Ben de çok teşekkür ederim..
İki kelimeyle her şeyi anlattınız..
"Önem"in altını çizerek..

Sevgilerimle..

Sevgili Çınar;

İşte bizlerinde anlayamadığı, kavranması imkansız olan;
"Halka rağmen ve halktan korkmak"
Bu nasıl bir çelişki, bunu anlamak mümkün değil..!!
Halkı sevmek varken ve dururken, neden bu "korku imparatorluğu"..?

Sevgilerimle..

Sevgili Cemo;

Çok teşekkür ederim, düşüncelerime ortak olduğun için..

Elbette yıldıramayacaklar..
Bu korku tünelinin, yarattıkları karanlık tablonun, sonu mutlaka gelecektir..
İstedikleri zaten, bu baskılar ve korku kampanyaları ile bizi yıldırarak, emellerine ulaşmak..
İçimizden bir çok kimseyi de, yıldırmış durumdalar..
Çok çeşitli nedenlerle, onların baskılarına boyun eğmiş ve söylemlerini değiştirmek zorunda bırakıldılar..
Ben, bu kişileri de çok fazla kınamıyorum..
Onlar zaten yaşam mücadelesinde yenik düşmüş, yenik düşürülmüş kişiler..
Bu nedenle, aslında onların elinden tutulup, yanımıza çekmemiz, güç birliği yapmamız gerekenler olarak görüyorum..
Onları dışlayarak bu mücadele sonuca ulaşamaz..

Sevgilerimle..

Sevgili Ahmet;

Bir "Söylemez"in, ülkenin durumunu bu kadar "güzel" ifade eden sözlerinden sonra, eklenebilecek söz bulmakta zorlandığımı söyleyebiliyorum sadece..
"Altına imza atmak" gibi kalıplaşmış bir cümle dışında..

Aynı düşündüğünün altını çizerek seslendirdiğin için, çok teşekkür ederim, sevgili Ahmet..

Sevgilerimle..

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Aysema öğretmenim;

Beğenmenize ne kadar sevindiysem, bir o kadar da üzülüyorum, keşke diyorum bu düşüncelerim kendi kuruntularımdan kaynaklanıyor olsa diye..
Ama, ne yazık ki zihinleri bulandırılmış, beyinleri yıkanmış o kadar çok insan var ki, onlar adına dahi üzülmemek elde değil..
İyi ki sizler, sizin gibi öğretmenlerimiz var..
Her türlü baskıya karşın, doğru bildiği yolda çocukları ve gençleri eğiten..
O kutsal elleriniz, eğilmez başınız, geniş yüreğiniz dert görmesin..

Çok teşekkür ederim, sevgili öğretmenim..

Sevgilerimle..

Sevgili Tuncer;

"Yıkılan ne, onu anlamıyorum" demişsin..
Sorduğun sorunun cevabı, sorunun içinde açıkça belli oluyor zaten..
Şimdi, eskiden Moğol istilaları gibi, önlerine ne gelirse yakıp-yıkma şeklinde yapmıyorlar..
Hiç anlamadan, nasıl olduğunun farkına varmadan, ülkeleri ele geçiriyor şimdinin emperyalistleri..
Bu nedenle anlayamıyoruz...
Bu nedenle, bu derece gafil avlıyorlar..
Anladığımızda ise, iş işten geçmiş olacak..
Ne Cumhuriyetin çürük kurulmasından, ne de kendi kendimize gaz vermemizden kaynaklanıyor bu kaygılar..
Osmanlı'nın nasıl yıkıldığını düşünür ve kavrarsak, aynı oyunların bugün de oynandığını görürüz..

Sevgilerimle..

Sevgili Şirinem;

Çok teşekkür ederim hayatım, duygularıma ortak olup, bunları paylaştığın için..
Bu ülke ve halk ne badirelerden geçti, ne bunalımlar atlattı..
Bunları da atlatacak gücü olduğuna inanıyorum..

Sevgilerimle..

Sevgili mefisto;

Asıl utanması gerekenler, şu an bizi ve ülkeyi idare ettiğini düşünen düzenbazlar..
Senin, benim yerime onlar utanmalılar..
Güzelim ülkemizin her bir değerini, çok uluslu şirketlere peşkeş çekip, her şeyi demokrasi için yapıyoruz diyerek de, demokrasi havarisi geçinen, düzenbazlar utanmalılar, bu topraklar için hiç bir şey düşünmeden, canını veren Aziz Şehitlerimizden..

Çok teşekkürler, duygularını bizlerle paylaştığın için..

Sevgilerimle..

Arzu Breda dedi ki...

Canımın içi Zeugmam;

Elbette bitecek bu karanlık günler..
Çok yakındır gitmeleri..
Darbe ile veya yargısal yollarla değil gitmeleri..
Böyle olacağını, tekrar mağduru oynayabileceklerini hiç zannetmesinler..
İlk seçimde, halkın oyu ile gidecekler..
Bu halk görmeye başladı artık oynan oyunları..
Bu halk bozacak onların oyunlarını ve sandığa gömerek gönderecek..
Umarım ve dilerim halkımız da, seçimlerde kendileri için başka oyun ve tuzakların kurulabileceğini hesaba katarak, bu tuzaklara düşmez..
Yapılacak bir darbe ve parti kapatma, onların ekmeğine yağ sürecektir..

Hayatım, sen ve diğer dostlarımın yorumu sayesinde güzel olabilir yazılarım..
Bu değerli katkılarınızdan mahrum etmediğiniz için, asıl ben çok teşekkür ederim, canımın içi..
Ellerinizden öperim, sevgili öğretmenim, Zeugmam..

Sevgilerimle..

Zeugma dedi ki...

Canım Arzucuğum;
Asıl ben senin ellerinden öpüyorum, böyle güzel bir yazı yazdığın ve bizi coşkuyla doldurduğun için.
Sendeki milli duygular, vurdumduymaz olmayıp ulusunun geleceği için endişeye düşmen, yazdırdı bunları sana..
En başta öğretmenler olmak üzere herkes tarafından beğenildi yazın canım..

Ve gidişleri umarım senin dediğin gibi olacak..Yetti canına milletin...

Sevgiyle öpüyorum seni...

Arzu Breda dedi ki...

Canımın içi Zeugmam;

Gerçekten de yetti milletin canına..
Tak etti artık..

Çok iyi biliyorum ki, şu anki iktidara oy vermiş olan çok insan, vermiş oldukları oylardan pişman..
Umarım, seçime kadar bu düşünce yaygınlaşıp, seçimde bu iktidardan kurtulabileceğiz..

Canımın içi, sözlerin beni öylesine mutlu etti ve öylesine duygulandırdı ki, yanımda olsan sarılıp ağlayasım geldi..

Seni çok seviyor ve öpüyorum hayatım.. :)

Sevgilerimle..

sufi dedi ki...

Yılmaz Özdil bugünkü gazetenin köşe yazısında bak ne yazmış: "domuz momuz hikâyedir, ahalimize illa aşı yapılacaksa, “idrak aşısı” yapılsın kardeşim... “İdrak yolları enfeksiyonu” tedavi edilene kadar, durmak yok."
İdrak yollarımızı çeşitli iltihaplardan kurtarma çareleri düşünmeliyiz."Denizler durulmaz dalgalanmadan" deyimleriyle oyalanma ve teslimiyette, sağ elimiz kalbimizin üstünde durma zamanlarımız geçti artık.Darbe ise bu ülke için en büyük çöküş olur.Esas çözüm muhalefetin başına getirilecek yürekli bir liderle gerçekleşecek bence.

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Suficim;

Yılmaz Özdil ne yapsın..?
Tek başına, Don Kişot gibi kaldı adamcağız..
Öyle olduğu halde, korkmadan, dimdik, doğru bildiğini, cesurca ve hedefine 12'den çakıp duruyor..
Tüm medya, iktidar yalakası oldu çıktı..
Ben duymadım böylesini..
Babam anlatır bazen, eskiden bütün büyük gazeteler, hangi iktidar olursa olsun, ona karşı muhalefet görevi görürlermiş..
Yanlışları konusunda tabii ki..
Şimdi hayret edilesi bir durum var ülkemizde, hiç bir ülkede göremeyeceğimiz durumdayız..
Tüm medya iktidara kapı kulu olmuş vaziyette..

Muhalefet konusunda ise ben biraz farklı bakıyorum, bilhassa Deniz Baykal ve CHP ilişkisine..
Yürekli bir lider getirilmesi konusu CHP'de olmaz..
Ancak, yine Deniz Baykal liderliğinde, köklü bazı değişiklikler yapılabilir..
Kadrolar eskilerden temizlenip, gençleştirme yapılabilir..
Bu aktif genç kadro ile seçimlerde başarıya ulaşabilir diye tahmin ediyorum..
Başka türlüsü yine fiyasko ile neticelenebilir..
Şu anda yaptığı muhalefet fena değil..
İktidarın oyunlarına gelip, tuzağa düşmemeye dikkat ediyor..
Bu önemli bir durum ve gelişme..
Hayırlısı diyeceğiz bakalım, seçimde belli olacak her şey..

Çok teşekkür ederim, fikir düşüncelerinle katkıda bulunup, paylaştığın için..

Sevgilerimle.. :))

mr_lonely dedi ki...

Son dönemlerdeki halimizi gördükçe Osmanlı devletinin yıkıldığı zamanlar geliyor aklıma. Ona buna bağımlı halde asalak bir devlet haline gelmişti. Tarihe damgasını vurmuş Fatih Sultan Mehmet'ler, Yıldırım Bayezid'ler mezarlarında ters döndü belki de Osmanlı İmparatorluğunun o halini gördükçe. Koltuğu ülkesinden daha önemli bir padişahı vardı. Sonra bir Atatürk geldi. Büyük Önder. Artık son demlerini yaşayan ölüm döşeğinde yatan bir hastaya sihirli bir değnek değdirdi ve gençleştirdi bir anda. En umutsuz anda geldi Atatürk. Her Türk insanının başkasının egemenliğini kabul ettiği bir anda çıktı, siz bağımlı, köle değil egemen halk olmak zorundasınız. Size kölelik yakışmaz dedi uyandırdı hepsini. En büyük mücadeleyi verdi kurtardı ülkesini. Düşmanlar kuyruğunu kıstırıp kaçtı resmen. Üzerinden 86 yıl geçti veOsmanlı'nın 700 yılda geldiği o hazin sona biz 86 yılda geldik.
Evet gerçekten o sonun eşiğindeyiz biz.
Ancak şunu da unutmamak gerekir, Dünya'da insanlık tarihinin başladığı günden bugüne kadar her zaman Türk milleti olmuştur. Her zaman dünyanın it gibi korktuğu imparatorluklar Türk imparatorlukları olmuştur. Bu yüzden, biz bir sonun eşiğindeyiz belki ama aynı zamanda da bir başlangıcın eşiğindeyiz. Biz bu yapılan oyunlara çok fazla sessiz kalamayız. Eğer bu dönemde sesimiz çıkmıyorsa bu fırtına öncesi sessizliktir. Kurtuluş savaşından önceki sessizlik gibi aynı. Eğer susuyorsak arkasından büyük fırtınalar çıkartacağımız içindir.

UykusuZ dedi ki...

Arzu, birkaç kere kontrol etmeme rağmen blog açılmamıştı, sonra da atlamışım afedersin.
Hamdolsun olanları görebilecek kadar zeki ve kültürlüyüm, bu ülkede güdülemeyen insanlar da var, dolayısı ile gaza gelmek ne demek anlamam.
Beni güçlü kılan şeylerden biri de, birgün mutlaka hesap verecekleridir. O gün benim için en büyük bayramlardan biri olacak, açıcam rakımı, zeybek eşliğinde yudduuum yuduum içicem. Elbet bunların hesabı birgün sorulacak

M Enes dedi ki...

Bir sahne ile bu kadar kin kusulmaz ki ..
Hiç hoş sahneler değil elbet fakat çok merak ediyorum bu ülkenin polisi, karşıdaki sessiz sakin dururken mi götürmek istedi, götürmek istedide karşıdaki normal bir şekilde gitmek istediği halde mi zorla sürüklendi,hadi söylediğiniz gibi olsun hiç bir şey yapmadıkları hatta karşı çıkmadıkları halde,olmuş olsun.
Oradaki polisin fikrini nereden biliyorsunuz ,nasıl hemen hükümet yanlısı yaptınız ,yok mu zerre kadar o kadar polise itimadınız, onlarda sizin gibi bu ülkenin evladı ve belki 10 yıl önce göreve başladılar.
Yeter artık Atatürk sırtından geçinmeye çalışmaları birilerinin,madem o kadar samimisin anlat kardeşim sağına soluna önüne arkana vapurda şurda burda Atatürk ü anlat varsa ne kadar bildiğin güzellik anlat , bu millet zekidir ,idrak sahibidir.Bu millet Atatürk ün ismine tapmaya asla saygı duymayacaktır.İhtiyaç olan fikirleri özümsemek ve günümüze uygulamaktır.Bu millet artık marka Atatürkçülüğü yapanlardan hesap soracaktır,soruyorda.
Aziz ordumuzun içine sızan ayrık otlarınıda temizleyecektir,tabiki bu Atatürk ü geçim kaynağı olarak görenlerin hoşuna gitmeyecektir ,meydanlarda görünen azimli ve çalışkan arkadaşlarımız er yada geç nasıl kandırıldıklarını kimlerin maskotları olduklarını göreceklerdir.

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili M.Enes,

Abarttıysam herkesden özür dilerim.. Ama, Atatürk'ü sevenlerin de bunun içten bir sevgi olduğunu, yaptıkları ve yapamadıkları ile sevdiğini başka türlü nasıl anlatacaklar. Bizler Atatürk'ü sadece ismine veya resmine tapan kişiler değiliz. Marka Atatürkçüsü hele hiç değiliz.

Ülkmizin polisini elbette yeri geldiğinde hak ve hukunu savunuruz. Fakat, yapılan yanlış uygulamaları da, eleştirmek hakkımız olduğunu düşünüyorum. Bu hakkımızın da, polisin yetki ve sorumluğu içinde yeri olduğunu düşünüyorum. Her kurum gibi, polis de biz vatandaşlar için var. Vatandaşın huzurunu korumakla görevli. Ancak, her kurumda olduğu gibi, polis teşkilatımız da siyasetten ve siyasetçiden etkileniyor.

Sevgilerimle..