14 Ocak 2010

F TİPİ Mİ? YOKSA..



Şimdi, yukarıdaki başlığa bakarak çeşitli yorumlara kalkmadan önce, aşağıda neler demişim ona bakalım öncelikle..

F tipi denilince, akla hemen yeni sistem cezaevleri gelirdi insanın.. Daha sonraları da, F tipi diye Fetullah cemaatine bu ad verilmeye başlandı..

Benim F tipi diye bahsettiğim ise, bambaşka bir şey..
F tipi (Ef tipi değil, türkçe okunuşuyla Fe tipi) klavyeden bahsediyorum..
Nereden aklıma geldiğini de söyleyeyim size; Vatan Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat'ın 05.01.2010 tarihli Emperyazılıma hayır! başlıklı yazısını okuyunca geldi aklıma.. Mine hanımın yazısının başlığını doğru düzgün okumadan "Emperyalizme hayır" şeklinde görmüşüm, ancak içeriği okuyunca, başlığı yanlış okuduğumu ondan sonra fark ettim.. Demek ki, göz yanılgısı dedikleri bu olsa gerek..

Her neyse, Mine hanım bu F tipi klavye ile Q tipi klavye karşılaştırmasına nereden gelmiş.. Mine hanımın evi soyulmuş ve hırsızlar evinden değerli eşyaları ile birlikte bilgisayarını da alıp gidince, Mine hanım da, evi ve eşyaları sigortalı olduğundan, sigorta şirketi eşyaların parasını ödemiş.. O da yeni bir bilgisayar almış kendine.. Yeni model bir Apple Mac bilgisayara kavuşmuş.. Kavuşmuş kavuşmasına da, asıl sorunlar da ondan sonra başlamış.. Mine hanım çoğu gazeteciler ve yazarlar gibi F tipi klavye kullanıyormuş ve bu nedenle F tipi klavyeli bir laptop ısmarlamış.. Ancak, Apple şirket temsilcilerinden aldığı yanıt, F tipi klavyeli ürün olmadığı yönünde olmuş.. Sadece, "F tipi klavye yapıştırması" gönderebileceklerini söylemişler.. Filan falan bir sürü görüşme, bir sürü detay işte.. Kendisi bile fazla detayını yazmadığına göre benim o detaylara girmem abesle iştigal olur..

Mine hanım, bu klavye meselesinde asıl üzerinde durulması gerekenin, dilde yabancılaşmaya dikkat çekiyor.. Q klayvenin Türkçe bir metin yazarken insanın ellerinin nasıl yorulup, felç ettiğinden bahisle, "bilek sinirleri kasılması" hastalığının da tümüyle klavye uyumsuzluğundan kaynaklandığını belirtmekte. F tipi klavyenin düzenleniş biçimi ise tamamen Türkçeye uyumlu olması ve sözcük dizilimi yönünden ergonomik oluşu vurgulanmakta..

Benim en hoşuma giden ise, yazısının son cümleleri;
"Bir toplumu ulus yapan din değil, dildir.

Türkiye’yi parçalamak isteyenler, Türkleri kendi dillerine yabancılaştırarak öğütmeye başladılar.

Türkiye’yi savunmak için, önce Türkçeyi savunmak gerek. Ama dil, top tüfekle savunulmaz. F klavye ile başlayabiliriz: Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın, Gümrük Müsteşarlığı’nın, 1955 yılından beri var olan TSE şartını derhal işletmesi, üretilen ve ithal edilen bilgisayarların en az yüzde 50’sinin F klavye olmasında diretmesi gerek. İsteyen Q klavye kullanır, isteyen F.

Hani kapitalizm çeşitlilik demekti?

Tep tip Q klavye ile ülkemizde “komünistlik” yapıyor, bu şirketler!"

Mine hanım bu şekilde noktalamış sözlerini.. Ben de kısa bir araştırma sonucu bulduklarımı paylaşayım sizlerle..

VİKİPEDİ özgür ansiklopedi de, Q klavyenin nereden çıktığı ve bu ismi nasıl aldığı detayları ile anlatılmakta.. Q klavye ya da QWERTY klavye, İngilterede Christopher Latham Sholes tarafından 1874'de patentini alarak, yine aynı yıllarda daktilo işleriyle uğraşan E.Remington and Sons şirketine patentini satmış. Hatta NASA bile bu Sholes'un anısına, bir astroidi "6600 Qwerty" olarak adlandırma şerefine nail olmuş..

Yine VİKİPEDİ ansiklopedisinde, F klavye üzerine yazılanlarda şu şekilde; "Türkçe için özel olarak geliştirilmiş bir klavye çeşididir. Bilimsel temellere dayalı standart bir Türk klavyesi geliştirilmesinin zorunluluğuna inanan İhsan Yener, bu konuda 1946'dan itibaren daktilo öğretmeni sıfatı ile sürdürdüğü çalışmalarının dikkate alınmasını ancak 1955'te başarabilmiş. Yabancı uzmanlarla da pekiştirilmiş İhtisas Komisyonu'nca oluşturulan On parmak yöntemi ile Türkçe için uygun Klavye'yi 20 Ekim 1955'te Bakanlıklararası Standardizasyon Komitesi'ne Standart Türk Klavyesi olarak onanmış.

Türkiye'deki tüm daktilo makinelerinin Milli Klavye'ye dönüştürülmesi, 1963 yılında Gümrükler Kanunu'na eklenmesi ve 1974 yılında Türk Standartları Enstitüsü tarafından Zorunlu Standart olarak onanmasıyla kesinleşmiştir. 25 yıllık bir mücadelenin sonunda kendisine inananların da yardımları ile o günlerde 'Klavye İnkılabı' olarak anılan bu standardizasyonu gerçekleştiren İhsan Sıtkı Yener, bu sebeple F Klavyenin Babası olarak da anılmaktadır."

Bir de bunlardan ayrı olarak, internette bu konuda çok sayıda makale yer almakta, bunların bir çoğu teknik detaylara kadar da inmektedir. Ancak bizim için önemli olan, bir klavyede yazarken dilimizdeki sözcüklere ve o sözcüklerde en çok kullanılan harflerin klavyede yer alışı olmalıdır.. Bileğimizin ve parmaklarımız yorulmadan en kolay ve hızlı bir şekilde yazmamız önemli bizim için..

Bu konuda da görüşler farklı farklı; Q klavye savunucularından Hıncal Uluç "Dünya ''Q'' klavye kullanıyor, o yüzden yurtdışına gittiğinizde deli danalar gibi ''F'' klavye arayıp bulamayacağınız, hâlbuki eğer ''Q'' klavye kullanıyor olsaydınız sürü sebil klavyeyi emrinize amade bulacağınız için ''F''yi atın, baştan ''Q'' kullanın." böyle diyor..

Sevgili Hıncal Uluç'un bu sözlerine ise, yazar Yurtsan Atakan bakın nasıl cevap veriyor; "Aynı mantıkla iyisi mi biz Türkçe’yi toptan başımızdan atalım. Öyle değil mi ya, yurtdışına çıktığımızda derdimizi anlatacak Türkçe bilen biri arayıp bulamayacağımıza -eğer İngilizce bilseydik sürü sebil kişiyle iletişim kurabileceğimize- göre Türkçe’yi atalım, resmi dil olarak baştan İngilizce’yi kabul edelim. "

Bir de; "F Klavye Kullanmak Bizi Küresel Dünyadan Uzaklaştırır" diyenler var..

Yurtsar Atakan’ın onlara cevabı ise; "Bu gibi bazı gerekçeler ise çok gülünçtür. Japonlar, Çinliler, Kiril alfabesi kullananlar bugün sırf kendi alfabelerini kullandıkları için dünyadan kopmakta mıdırlar?" diyerek, bu gerekçelerin gerçeklerle ne kadar örtüşmediğini vurgulamakta.

Şimdi bu yazımı okuduğunuza göre, hepinizin önünde bir Q klavye vardır, işaret parmaklarınızı F ve J harfi üzerindeki noktalara koyar ve 10 parmak “üzümcü incir çimi üzerine düşünmüş ölçmüş” yazmanızı istesem.. Şimdi bu ne saçma cümle demeden önce serçe parmağınızın sesini dinleyin.. Hayatında küfür etmeyen gariban serçe parmağınız size bakıp kafa sallarken ağız oynatıyor.. Neyse, bu dediklerim işin birazcık geyik tarafı.. Bu cümleler de bana ait değil, yine internetten alınma..

Pardon unutmadan şunu da ekleyeyim; Bir de, Kürt kardeşlerime sormak isterim.. Yanlış anlaşılmasın sakın.. Bilmediğim için soruyorum; Kürtçe sözcüklerde, söz diziminde Q, W, X harfleri evvelden var olagelmiş mi? Yoksa, Türkçeye dayatıldığı gibi, Kürtçeye de yapılan dayatma sonucu mu girmiş o dile bu harfler?.. Sadece öğrenmek maksatlı bu sorum, başka bir şey aramayın altında..

Bu konuda daha söylenip yazılan bir sürü detay var ama, bunları bu Q tipi klavyede yazmak benim bileklerime zarar veriyor.. Yoruyor fazlasıyla.. O nedenle kısa kesmek zorundayım.. Ayrıca, mouse'un da verdiği yorgunluktan sağ koluma sancılar girip, gece uyku uyutmuyor..

Hepinize sevgilerimi sunarım..

28 YORUMLAR :

mr_lonely dedi ki...

F klavyenin Türkler için özel üretim olduğunu bilmiyordum. Ben de Q klavye kullanıcısıyım, çünkü bilgisayar kullanmaya başladığım dönemler Q klavyenin yayılıp F klavyenin etkisini kaybettiği yıllar. Q klavyede öğrendim ben dijital ortama yazı aktarmayı. :))
Başkalarını bilmiyorum ama, Q klavye benim parmaklarımı pek yormuyor. Bunda iki parmak kullanmamın da nedeni olabilir. Ben on parmak yazı yazamam. Ama iki parmakla da hızlı yazarım. :))

Ama F klavye hakkında Yurtsan Atakan'ın söylediklerini desteklememek mümkün değil. Dilimizi korumamız gerekiyor. Hadi dilimizi geçtim de, yani bir Türk'ün bulduğu bir sistemi yaygınlaştırmak yerine tarihten silmeye çalışmak çok salakça bir davranış. O davranış da bize yakışırdı zaten bir tek...
Hıncal Uluç beyefendi de her zaman yaptığı gibi bu konuda da saçmalamış. Türkiye Cumhuriyeti'nde de sürü sebil Hıncal Uluç var. Kendisini atıverelim, onun aldığı paranın yüzde birine, aynı oranda saçmalayacak insanları çıkaralım ekranlara.


Saygılar...

alizafersapci dedi ki...

İyi bir konu, üzerinde tartışılması, çözümlenmesi gerekiyor. Teşekkürler.

Çalışkan Arı dedi ki...

Tamamen katılıyorum da; her ne kadar küreselleşme ya da yabancılaşma karşıtı olsak da hepimiz popüler kültürün bi tarafından etkilenip, günlük konuşmamızı "ful" bu şekilde yapmıyomuyuz. Kabul edelim elektronik postaya değil emaile bakıyoruz. Örnek: Bolgunuzda sağ üst sütun :)))))
Ama en azından direnmek lazım, teslim olmadan savaşmak...

Zeugma dedi ki...

Sevgili Arzucuğum;
Türkçenin yozlaştırılmasıyla ilgili en bariz örneklerden biri bu Q klavye. Ne yazık ki benimki de öyle. F klavye kullanmam gereken durumlarda öyle zorluk çekiyorum ki.Tek bir cümle yazmam x5 kez uzuyor.Oysa ki yıllarca daktilo kullanmıştım.
“Üzümcü incir çimi üzerine düşünmüş ölçmüş” cümlesi için tuşlara şu an bir bakayım dedim. Tuşlararası olabilecek en uzak mesafeler bulunmuş, bravo valla :)) Artı benim özellikle sol bileğim çok ağrı yapıyor...
Mine Kırıkkanat ve Yurtsan Atakan'a şiddetle katılıyorum.
Bu güzel paylaşım için yine yine yine teşekkür ve öpüyorum Arzucuğum..
Sevgilerimle...

mefisto dedi ki...

f klavyede hiç bakmadan 10 parmak, q klavyede bakarak en fazla 4 parmakla yazabilen birisi olarak söylediklerinin tamamına katılıyorum. önceden ayarlardan f klavyeye çevirir, öyle yazardım. fakat şimdilerde o özelliği de kaldırdılar bilgisayardan. her şeyde olduğu gibi dilde de emperyalizme gönüllü olarak yenik düşüşümüzün en çarpıcı örneklerinden birisi de bu maalesef..
bu arada "bir sürü sebil" nasıl bir sıfattır; bilen bana da anlatsın lütfen!

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Özgür;

Bu durumu bilmemen gayet normal.. Çünkü, belli bir yaşın altında olan kesim, bilhassa bilgisayar teknolojisinin ülkemizde yaygınlaşma süreci itibariyle, Q klavye ile tanışmaya başladı. Buna rağmen, bazı kurum ve kuruluşlar F klavyeyi kullanmaya devam ediyordu.. Özellikle yazarlar ve gazetelerde kullanılan bilgisayarlar halen F klavyeli ve genelde de Apple Mac bilgisayar kullanırlar.

Evet, seni yormayabilir.. Çünkü sen iki parmakla yazıyorum diyorsun.. İki parmakla yazmaya alıştın mı çok zor gelmez. Ama, çok fazla yazı yazan kişilerin, iki parmakla yazmalarını düşünmek bile imkansız. Mutlaka on parmak öğrenerek hızlı bir şekilde yazılarını yetiştirmeleri gerekir.

F klavyenin bir Türk tarafından yaratılmış olması elbette önemli.. Zaten bir yabancı bizim dilimize uygun bir klavye üzerinde niye çalışsın ki.. Ülkemizde F klavyenin unutulup, Q klavyenin yaygınlaşmasının bir nedeni de (bence) bilgisayarın ve internetin gençler arasında yaygın kullanımının başladığı süreçte, ülkeyi yönetenlerin ulusalcı bir anlayışa sahip olmamalarından kaynaklanıyor. !2 Eylül'den sonraki iktidarları bir düşünürsen durumu anlayacaksın.. Özal ile başlayarak devam eden süreçte hep globalizm taraftarı iktidarları göreceksin.. Böyle iktidarların da dış sermayenin sözünden çıkabilmesinin mümkün olmadığı ortadadır..

Özgürcüm, Sevgili Hıncal Uluç hakkında biraz aşırı tepki gösterdiğini düşünüyorum.. Onun yaklaşımlarını genelde beğenen biriyim.. Bir çok konuda çok doru ve iyi tespitler yaptığını, uzun süredir yazılarını takip eden biri olarak söyleyebilirim.. Ben, Hıncal Uluç'u acımasızca eleştirdikleri bir çok davranış ve fikirlerinin, onu eleştirenler tarafından nasıl imrenerek baktıklarını ve onun yerinde olmayı istediklerini sanıyor ve düşünüyorum.. Bu konudaki değerlendirmesinin de kendi yazısından okumadığım için, bu görüşünü destekleyecek diğer argümanlarını bilmiyorum. Sadece bu sözler üzerine eleştiriyoruz.. Bunu herkes gibi ben de yapıyorum.. Ancak, Hıncal Uluç gibi bir kişiliğin, Türkiye için olmazsa olmazlarından biridir. Yokluğunda da eksikliği her zaman hissedilecektir..

Sevgilerimle..


Sevgili Ali Zafer;

Çok haklısın, üzerinde tartışılması ve çözümlenmesi gereken, dilimiz ve bu dille üretim yapanlar açısından çok önemli bir konu.. Ancak, ülkemizdeki bu toz duman arasında böyle bir konuyu kim gündeme taşıyacak da, üzerinde tartışıp, çözecekler o merak konusu..

Ben çok teşekkür ederim, değerli yorumun için..

Sevgilerimle..


Sevgili Çalışkan Arı;

Evet, çok haklısın.. Hepimiz bu popüler kültürün bir yerlerinden etkileniyor ve onun bir parçası olmaktan kurtulamıyoruz.. Aslında popüler kültür, tarihin her döneminde var olan bir olgu.. Fakat, bizde yaşanan daha ziyade, toplumun kendi değerlerine yabancılaşması, o değerlerden kopması ve yozlaşması olarak kendini göstermekte.. Üzerimize düşen görev, işte bu durumu engellemek ve ortadan kaldırmaya çalışmak..

Ayrıca, yine çok haklısın.. Benim blogumun sağ üstünde yazan da yine elektronik postanın yabancı versiyoru.. İkisi birlikte yazılmış.. Orada biraz da benim çeviri sırasında kodlamalarda bilgi eksikliğimden, yanlış yapmama düşüncesinden, ilişmediğim kısımlar oldu.. Dikkatiniz ve uyarınız için çok teşekkür ederim.. :))

Ziyaretiniz ve değerli katkılarınız için bir kez daha teşekkür ediyorum.. :))

Sevgilerimle..

Arzu Breda dedi ki...

Canımın içi Zeugmam;

Sen de, bizlerden çok daha iyi biliyorsun ki, Türkçenin yozlaştırılması konusunda, bu Q klavye meselesi sorunun küçük bir parçası.. Bunan çok çok daha önemli sorunlar olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.. Ancak, ne yazık ki bu konuları gündeme almayı düşünmeye bile fırsat tanımadan, büyük bir kampanyanın esiri olmuş durumda ülkemiz.. Bundan kurtuluşun çaresi de, yine bizlerin gayretli çalışması ile mümkün olacaktır. Sorunlu konularımızı her platformda ve zamanda, bulabildiğimiz çözüm önerileri ile birlikte anlatarak, el birliği ile çalışarak üstesinden gelebiliriz.

Canımın içi, bana sıraladığın güzel sözlerin için tekrar tekrar teşekkür ederim..
Çok çok öperim Zeugmacım..

Sevgilerimle..


Sevgili mefisto;

Senin gibi F klavyeyi on parmak yazabilen kaç kişi var ki?.. Bil hassa gençler arasında artık F klavyeyi bilen bile yok.. Klavyeye bakarak yazmak zaten başlı başına bir problem.. İnsan vücudunu, bilhassa boyunt, kollar ve sırt ağrıları tamamen bu klavyeye bakarak yazmaktan ortaya çıkıyor.. Tabii ki, bu arada "mouse" kullanımını da yabana atmamak gerekir.. Bilhassa, sağ kolumun felç olduğundan şüphelendiğim zamanlar çok olmuştur..

Tamam haklısın, Türkçe Q klavyeyi Windows özelliklerinden F tipine çevirebilme olanağı mevcut.. Fakat, o zaman da gözün klavyeye kaydığı anda, sanki hiç klavye görmemiş gibi bir duruma düşüp, tuşların yerini şaşırma durumu söz konusu.. Ayrıca, bu özelliğin de kaldırıldığını söylüyorsun.. Bundan hiç haberim yoktu.. ben eski bir PC ve eski bir windows versiyonu kullandığım için, malesef haberim olmamış..

Yorumunla yaptığın çok değerli katkılar için teşekkürler.. :))

Sevgilerimle..

Hüseyin Soykök dedi ki...

Ben Q klavye kullanıyorum 10 parmak yazıyorum...Ancak, F klavyeyide en az onun kadar iyi kullanırım hiiç fark etmez...Ancak F klavye gerçekten çok zor bulunan bir klavye ayrıca...Her model klavye de bulamazsınız...
Dil ile ilgili hassasiyet bir klavye ile başlar mı bilemem..Fakat dil konusundan gerçekten titizlikle durulmalı..
çünkü araştırmalar göstermiş ki Biz Türklerin bir diğerini türk kabul etmesi için iki temel etken söz konusu
1 Yurt sevgisi
2 Dil birliği

Daha sonra diğer koşullar geliyor...
:)))

bilge dedi ki...

paylaşımınız ve bilgilendirmeleriniz için teşekkürler..teknolojiyle arası iyi olmayan biri olarak klavyemden memnunum diyebilirim ama f tipimi Q tipimi onu bile bilmiyorum..sevgiler...

TAZE NANE dedi ki...

Canım F tipi diyince bende cezaevi sandım ama klavyeyle ilgili oluncak hemen daldım mevzuya. Ben tam 6 ay daktilo kursuna gittim F klavye olarak. Tabiki daktilo hiç işime yaramadı. Ama şimdi gel bilgisayara. Q klavyeyi hemen F klavyeye döndürüyorum ve jet hızıyla yazıyorum. Q kullanırken klavyede iki parmak öyle yavaş yazıyorum ama deliriyorum yani. Yok ben F'ciyim hayat boyu böyle yazıcam. Tabiki 6 aylık kurs beynime öyle yazmışki F klavyeyi herşey ezberimde. Elim klavyede ama gözüm ekranda harfler başka oluyor ya. Neyse bak ben birde ne hatırladım. Arçelik F klavyeli bir bilgisayar yani laptop sanırım üretmişti ama rabet görmedi sanırım. Ya da halen var. Şimdi gazeteciler yazarlar hep eskiden daktilo kullandıkları için bilgisayar teknolijisi gelince yine F klavye arıyorlar. Bende öyle Q klavye görünce sanki öcü görmüş oluyorum. Hemen klavyeyi F'e döndürüyorum.
Ölünceye kadar F kullanırım. Salakmıyım ben tek parmak kelime arıyım. Takır takır 10 parmak F yazmak dururken. Bunları sana bak hemen yazdım.
Sevgiler canım.

TAZE NANE dedi ki...

Artı şunuda ekliyim. 6 aylık daktilodan sonra. Bilgisayarda F 'e dönünce varya hiç karışıklık yok. Elini koy klavyeye bitti. Zaten hem klavyeye bakmak hem ekrana ayrı bakmak zaman kaybı. Elim klavyeyi görsün, ben ekrana bakıyım yani dimi canım.

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Hüseyin;

Her iki klavyeyi de, aynı şekilde hızlı kullandığını söyleyen ilk sana rastladım..
Çünkü, F klavyeyi kullananların çoğunluğu, yazarlar ve gazeteciler..
Onlar, Q klavyeyi nefret derecesinde sevmezler..
Eğer, yazmak zorunda oldukları bir yazı olduğunda ve klavye de Türkçe Q klavye ise, sistemden onu F klavyeye çevirerek, bakmadan yazarlar..
F klayve bulmak zor dediğin gibi..
Bunun sebebi de, yazıda ve yorumlarımda anlattığım nedenlere dayanıyor..
Yani, Türk ithalatçılarının kendi halkını düşünmemeleri veya yeterince baskı yapamamaları..
Bir cep telefonunda bile, Türkçe karakterlerin yer almasını yıllarca sağlayamadılar..

Dil konusunda sana katılıyorum..
Dilin yozlaşmasında klavyenin etkisi ise, kesinlikle olduğunu fakat, ne oranda etkilediğini söyleyebilmenin zor olduğunu belirtmek isterim..

Yorumunla yaptığın değerli katkıdan dolayı çok teşekkürler.. :))

Sevgilerimle..


Sevgili Bilge;

Klavyenin sol üstteki harf, o klavyenin tipini belirler..
Q klavyede QWERTY harfleri bulunur ve o adla anılır..
F klavyede ise, FGĞIOD harfleri bulunur, sol üst tarafta..

Paylaşım ve bilgilendirme, bu blogu açma sebebim zaten..
Asıl ben teşekkür ederim, yorumunda bilmediklerini açık yürekle belirtip, öğrenme gayretin için.. :))

Sevgilerimle..

Arzu Breda dedi ki...

Canım Munucum;

Vayy!!!.. Demek sen F klavyecilerdensin demek..
Keşke ben de öğrenseydim F klavyeyi.. Q klavyede de on parmak yazamıyorum ben.. Ancak, 4-5 parmakla yazıyorum.. Süratim fena değil ama, o kadar da hızlı yazamıyorum..
Bir de yorulmadan yazıyorsundur.. Bizim kollarımız, bileklerimiz ve parmaklarımızın ne çektiğini bilsen..
Bir de mouse'un verdiği yorgunluk eklenince, gece sırt ağrıları, kol kasılmaları, uyu uyuyabilirsen..

Valla sen akıllı kadınsın, gitmişsin kursa on parmak F klavye öğrenmişsin ve şimdi de rahatsın.. :))
Canım, çok doğru diyorsun, benim boynum felç oluyor bazen, bir klavyeye, bir ekrana bakmaktan.. :((

Canım Munucum, yorumunla yazıma değer kattın, çok teşekkür ederim.. :))

Kucak dolusu sevgiler yolluyorum hanenize..

HÜSEYİN USTA dedi ki...

Ben isminizle ilgili duyduğunuz kaygıyı anlıyorum.fakat çok yakın gelecekte küresel yapının inşaatı bitince,boğazımıza takılacak teknolojik kelepçede isimler olmayacaktır,numaralar olacaktır.Endişelenmeniz gereken şey uğursuz sandığınız numaralardır ama
bir uğur takıntın yoksa boşver gitsin.

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Hüseyin;

İsmimle asla kaygı duymuyorum..
Hem isim dediğin nedir ki??..
Aslolan o ismin altındaki kişiliği geliştirebiliyor musun, önemli olan o..
Valla numarlandırma da yapabilir şu küresel sermaye uşakları..
Benzer bir dizi var, CNBC kanalında bir kaç bölümünü izlemiştim..

Yorumu farklı bir postun altına kaydetmişsin ama, hiç önemi yok..
Önemli olan bloguma yaptığın katkıdır benim için..
Bunun için de çok teşekkürler.. :)

Sevgilerimle..

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

f tipi klavye ülkemizde hala devlet dairelerinde kullanılmaktadır. zaten devletin okullara dağıttığı bilgisayar sistemlerinin hepsinde f tipi klavye kullanılmaktadır.
kısaca devletin bütün kurumlarında yeni yada eski bilgisayar sistemi olsun hepsini klavyesi f tipidir. çünkü ülkenin resmi dili türkçedir ve sizinde wikipedia'dan yaptığınız alıntıda geçtiği gibi türkçe için geliştirirlen f tipi klavye kullanılması gereklidir.
apple gibi bir firmadan bahsediyoruz. bu firma için türkiye oldukça küçük bir pazar payına sahiptir. dolayısıyla bu küçük pazar payı için f tipi klavyeli sistemler üretmemeleri gayet normaldir.
fakat işletim sistemi macos yerine windows yada unix çeşidi olan yada işletim sistemi olmayan ve türkiye'deki pazar payı büyük olan firmalar f tipi klavyeli sistemler üretiyorlar.
açıkcası f tipi klavyeli sistem / q tipi klavyeli sistemle dilin yozlaştırılmaya çalıştığını düşünmekten ziyade pazar payından dolayı böyle bir strateji uygulandığını düşünüyorum. sonuç olarak biz ülke geneli olarak korsan yazılımı sonuna kadar destekleyen bir ülkeyiz ve bir çok firma bizim ülkemizdeki düşük pazar payından dolayı bizler için ürün üretmek gönüllüsü değil.

Şevket Zaimoğlu dedi ki...

Mine Kırıkkanat her zamanki gibi Fransa merkezli kıt bilgileriyle atıp tutmuş. Bir toplumu ulus yapan ne dindir ne de dildir. Ulus bir kurgudur ve ilk defa Batı Avrupa'da 16. yüzyıldan sonra çok güçlenen Fransa, İngiltere, İspanya gibi devletlerin çevresinde ortaya çıkmıştır. Daha sonraki yüzyıllarda ortaya çıkan ulusların tarihini incelediğimizde, merkezi devletlerin kendilerine uygun uluslar icat ettiklerini görürüz.

İronik değil mi, bin yıllık alfabemizi 1928'de çöpe atarken getirilen en önemli argümanların başında, "dünyanın gelişmiş ülkeleri Latin alfabesi kullanıyor" geliyordu, bugün F klavyeye karşı kullanılıyor bu argüman. O zaman eski yazıyı savunanlar "Japonlar, Çinliler o zor yazılarını muhafaza ediyorlar, pekala o yazılarıyla modernleşebiliyorlar" diyorlardı, bugün Türkçe kampanyaları açanlar, F klavyeyi savunanlar kullanıyor bu argümanı. O zaman eski harfleri korumayı savunanlara gerici diyenler şimdi F klavyeyi korumak gerektiğini ileri sürüyorlar.

Ben de sormak istiyorum: Madem bu kadar Türkçe'ye düşkündünüz, neden bin yıldır kullanılan Arap alfabesini attınız da Latin harflerini benimsediniz? Latin alfabesini aldıktan sonra klavye Q olmuş F olmuş ne farkeder?

Kürtçe konusuna gelince, Q, W ve X harfleri Kürtçe'de gerçekten mevcut olan ve aslında dilimizde de kullanılması gereken sesleri karşılar ve dolayısıyla bir ihtiyaçtır. Zaten bu nedenle Azeriler ve Özbekler Latin alfabesine geçerken bu harfleri de kullanma ihtiyacı hissetmişler.

Son olarak, Latin alfabesi kabul edilirken dikkate alınmayan, ama Türkçe'nin vazgeçilmez seslerinden birisi de "nazal n" olarak bilinen sestir. Neşet Ertaş'ın güzel telaffuzuyla "Gönül Dağı" derken kullandığı ses, "n" değil "nazal n"dir ancak mevcut alfabemizde bu sesi karşılayan bir harf bulunmuyor. Oysa eski yazıda bu sesi göstermek mümkündü.

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili S.A.K.

Devlet dairelerinde f klavye kullanımının yaygınlığı konusunda gerçekten fazla fikrim yok.. Bazı kurumlarda kullanılıyor olduğu muhakkak, ancak tüm devlet kurumlarında kullanılmadığını da, bazı şahit olduğum kurumlardan biliyorum..

Üretici firmalar hakkında yaptığın açıklamalara katılıyorum elbette. Üreticiler tabii ki, pazar payını ve dolayısıyla karlarını düşünecekleri aşikar. Burada asıl sorun, senin de belirttiğin gibi, kendimiz yani ülke olarak biz nasıl bir strateji, tutum ve yaklaşım içindeyiz, ona bakmamız, bu tutum ve yaklaşımımızın ülkemiz açısından doğuracağı sonuçları iyi irdeleyip, ona göre de yeni bir bakış açısı geliştirip, kendi menfaatlerimize uygun olanı seçmeliyiz.

Korsan yazılım konusunda ise; Bu konuda kanunlarımız diğer avrupa ülkelerinden farklı olomamasına rağmen, uygulamada onlardan çok farklı durumdayız. Bu duruma da, bu üretici firmaların rıza göstermelerinin yol açtığını düşünüyorum. Ülkemizde korsan yazılım kullandığından dolayı takibata uğrayıp da yüklü cezalar ödemiş olan ne kadar kişi, kuruluş var ve bu cezalar ne kadar yaygın olarak uygulanıyor? Bunları düşünüp, üst üste koyunca, bu kanunların uygulanmasındaki gevşek tutumda bu üretici firmaların da payı olduğunu seziyorum..

Açıklayıcı yorumun için çok teşekkürler.. :)

Sevgilerimle..

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Şevket Zaimoğlu;

Söze Mine Kırıkkanat'dan girdiğiniz için, ben de yanıtımı onunla başlama gereği duydum.. Sizin burada ulusların doğuşu hakkında söylediklerinizin hiç birine de itirazım yok.. Lakin, Mine hanımın Fransa'da oturup yazılarını oradan yazması benim için hiç önem taşımıyor. Ben onun bu ülke insanı için neler hissediyor ve bu hislerini dillendirirken söylediği sözlere bakarım. Eğer, o sözlerden benim veya daha doğrusu insanlarımız için bir şeyler bulabilirsem, onu önemser ve kendimden addederim.. Bunun dışında Mine hanım da, diğer binlerce yazarımızdan farklı biri değildir hayatımda..

Gelelim "neden" diyerek sorduğunuz sorulara; Latin harflerin benimsenmesi, ülkemizde yapılan köklü bir kültür devriminin sonucu olduğunu biliyorsunuz. Bu devrimler sırasında, ülke insanının hangi şartlar içinde ve nasıl bir eğitim düzeyinde olduğunu hepimiz okuduklarımızdan az veya çok öğrenmiş bulunuyoruz. Eğitim düzeyinin hiç yok denecek kadar az ve okuma yazma oranının da aynı şekilde olduğu bir ülkeden bahsedildiğine göre, bu ülkede kullanılacak alfabenin Arap veya Latin olmasının hiç bir önemi olmadığı düşünülmüş ve yepyeni bir ulus ve ulusa yepyeni bir bakış açısı verilmek istenmiş. Bu yapılanların doğru olmadığı, eski düzenin devam ettirilmesinin daha iyi olabileceği söylenip, tartışılabilir. Bunlara hiç bir sözüm yok. O dönemde ülke için bunların daha iyi olacağı düşünülmüş ve bağımsız bir ulus olma peşinde olan Türkiye Cumhuriyetinin kurucuları da, yapmışken en iyisini yapalım diye düşünmüşler. Ancak, ne yazık ki, bu devrimleri yapmaya çalışan Önderimiz Atatürk, bu devrimlerin istediği ölçüde yerleşmesini göremeden aramızdan ayrılmış. Ondan sonra gelenler ise, buna ilk başta İsmen İnönü de dahildir. Hepsi, bu yapılan devrimleri ileri götürmek yerine, bir yerlerinden kırpılmasına göz yumarak, bu millet için yapılmak istenen tüm güzel şeylerin altını oyarak bu hale getirmişler.. Sonunda da geldiğimiz bu noktada, ülke insanının uğradığı her haksızlığa ve zulmün altında, bu Cumhuriyet devrimleri aranmış, bir şekilde de suçlu olarak bu devrimler gösterilmiştir.

Şimdi geldiğimiz noktada, acaba bu hale gelmememize sebep, bu yapılmak istenen devrimler mi, yoksa bu devrimlerin tamamlanmadan altının oyulması neticesinde, emperyal güçlerin oyunlarına açık hale gelmemiz mi?

Sevgili Şevket Zaimoğlu, şu dönemde her şeyin özgürce tartışılıyor olduğu gibi görüntü var. fakat, bunun sadece bir görüntüden ibaret olduğunu sanıyorum.. Hiç kimse, - ben dahil - neyi tartıştığını dahi bilmeden ve bilgi sahibi olmadan tartışıp duruyor.. Bu tartışmalardan da, bir sonuç elde etmeyi bırakın, daha da karmaşa içine giriliyor tartışmaların sonucunda. Tartışılan hiç bir somut kavram yok ortada.. Devamlı, soyut şeyler üzerinden bir tartışma yapılıyor. Halbuki, sizin yaptığınız gibi, direkt olarak "nazal n" diye bahsettiğiniz ve "Gönül Dağı" derken telaffuz edilen bir harfin alfabemize konmamış olmasını eleştirdiğiniz gibi yapılmış olsa, bundan tartışan her kesim bir şeyler öğrenerek, kendine bir şeyler katabilir.

Sevgili Şevket Zaimoğlu, Arapça klavye ile ilgili bloğunuza çok az da olsa bakma fırsatı buldum ve bu konuda yaptığınız çalışma çok takdire şayan gerçekten.. Size tebrik ve teşekkürlerimi iletirim.. Ayrıca, buradaki yorumunuzla da, bu yazıma yaptığınız katkı nedeniyle çok teşekkür ederim..

Size başarı ve kolaylıklar dilerim.. Her şey gönlünüzce olsun..

Sevgilerimle..

Ozgur dedi ki...

Merhaba,

Yazılımcıyım, Q klavye kullanıyorum. Neden derseniz öyle başladığım için. Ancak tutup da klavyenin üzerinde ne var diye baktığım hiç olmuyor. Bir noktada insan ekrana bakarak yazıyor çünkü.

O nedenle "dünya Q kullanıyor" geçersiz bir argüman. Yurtdışında klavye Q da olsa onu F olarak ayarlayıp kullanmak mümkün. Tersi de geçerli.

Yazılımcı olarak Türkçe kullanamıyoruz, bu da işin başka bir yönü.
Klavye Q olsa bile F olarak ayarlamak işletim sisteminden mümkün. O nedenle

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Özgür;

Merhaba,

Sizin Q klavye kullanmanız çok doğal.. Zira, yazılım için F klavye kullanmak bir işkence desek sanırım doğru bir söz olur..

Diğer söylediklerinizein tümüne katılıyorum. Ayrıca, yazılımcı olduğunuza göre, bu konuda sizin çok daha fazla bilgi ve tecrübe sahibi olduğunuza eminim..

Ancak, ben Mine Kırıkkanat hanımın yalancısıyım. Onun söylediklerinden yola çıkmıştım ben. O yeni aldığı Apple Mac bir laptopun F klavyeye dönüşmediğinden sözediyordu yazısında..

İlginiz ve değerli yorumunuz için çok teşekkürler.. :)

Sevgilerimle..

sekerbulutu dedi ki...

"kara kara kartallar karlı iyi tarlalar ararlar" :) yıllar önce daktilo yazmayı öğrenirken yazdığım cümlelerden biriydi. ben bir f klavye kullanıcısıyım ve Q klavye görünce şaşırıp kalıyorum. harflerin yerini bulmak dakikalarımı alıyor, eğer eşim yanımdaysa ona yazdırıyorum çoğu zaman. işyerinde de nereye gitsem kendi f klavyem var onu takıp kullanıyorum. yer değişikliği bizim orda sık oluyor. her neyse bilgisayarlar q dan f ye çevrilebiliyor nasıl olsa o konuda bir zorluk yaşamıyorum. emektar klavyemle beraber mutlu mesut yaşıyorum:)) master dönemindeyken çok daha fazla yazmam gerekiyordu ve f klavyeyle oldukça hızlı ve 10 parmak yazabiliyorum benim için avantajlı oldu diyebilirim. şimdi de çalıştığım işyerinde sürekli yazı yazmak durumundayım ve f klavyemle işlerim kolay ve hızlı oluyor bir bilg.müh arkadaşım da f klavyenin türkçe yazan bir insan için çok kolay ve uygun olduğunu kursa gelenlere de f klavye dersi verdiğini anlatmıştı.
bunlarda benim naçizane fikirlerim. bence f klavye laptoplar olsun ve ben de artık kendime bi tane edineyim:))

Arzu Breda dedi ki...

Merhaba Türkancım;

Evet canım, benim de babamın öyle anıları vardır. Arada anlatırdı; Bu şekilde ses uyumlu kelimelerden bir çok ardışık cümleler yazdırdıklarını söylerdi.. Demek ki, on parmak yazma alışkanlığını öğrenmeleri için, bu tür cümle kalıplarını yazdırıyorlar..

F klavye kullanma konusundaki sözlerinin hepsine katılıyorum. Çünkü, bu klavyeyi geliştiren bir Türk ve Türkçe alfabesine uyumlu olarak geliştirmiş. Bu nedenle hem daha hızlı yazabilme imkanı verirken, hem de daha az yoruluyor insan.

Umarım f klavyeli laptop da üretirler ve rahata erersin.. Tabii ki, iş biraz da arz-talep meselesi..

Hayatım, değerli görüş ve düşüncelerini bizlerle paylaştığın için, çok teşekkürler.. :))

Sevgilerimle..

tufan dedi ki...

Her şeyden önce çok teşekkür ediyorum,böylesi güzel ve önemli bilgileri bizlerle paylaştığınız için.
Malesef çok hevesliyiz özümüzden kopmaya,kendi değerlerimizi hiçe sayıp bayılıyoruz hazıra konmaya,keşke tek sorun klavye olsa idi'de bende bu pc yi kaldırıp duvara çarpsaydım.
Yazılı medyaya bakıyorum,ekranlara bakıyorum'da ben hangi ülkede yaşıyorum diye kendime soruyorum.
Yazının temeli kalem ise ve bu Ülke kalemini satanların cenneti ise konuşacak ne kalmış'ki.

Saygılar sevgiler.

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Tufan;

Asıl ben size teşekkür ederim, değerli görüşlerinizle, yazdıklarıma yaptığınız katkı için..

Elbette tek sorun klavye değil..
Klavye ülkemizdeki dilde yozlaşma sorununun, sadece küçük bir parçası..
Sizin de belirttiğiniz gibi, keşke sadece klavye sorunu olsaydı.. Çok daha kolay bu sorunu çözmek..
Bir çığ misali büyüyen işssizlik, açlık ve yoksulluk sorunlarının olduğu bir ülkede, bu tali sorunlar kimi ilgilendirir?..
Bir yerde haklılar da..
İşssiz insan, dilin yozlaşmasını düşünebilir mi?
Aç ve yoksul insan, eğitim ve kültür emperyalizmine kafa yorabilir mi?

Ülkemiz aydın ve vatanseverlerinin üzerine düşen görevler, bu nedenle dahada ağır ve zorlaşıyor..
Ancak, yılmadan, elbirliğiyle çabalayarak, bu yoksulluğu ortadan kaldırmalıyız.
Bunun için de, her neyimiz varsa, bir birimizle paylaşmalıyız. Herhangi bir menfaat beklemeden..

Yoksa, malesef bu güzel ülke elimizden kayıp gidecek.. Gidiyor da..

Sevgilerimle..

JİVAGO dedi ki...

Sevgili Arzu,eski koyu sol görüşlü,şimdi ılımlı
sol görüşlü bir dost olarak seni bloğumun
arkadaş listesine eklemek istiyorum.

Enerjini ve pratik zekanı anladım.Şahane bir bloğun var.Kabul ediyorsan bana sessiz bir
''evet'' der misin?

Sevgi ve Aydınlıkla kal.

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili JİVAGO;

Öncelikle yukarıdaki nazik iltifatların için çok teşekkürler..

Evet.. Elbette ekleyebilirsin..
Bu "evet" sessiz "evet" söylemi midir? Bunu bilmiyorum, sen karar ver..

Sevgilerimle..

sürüden ayrılan koyun dedi ki...

tatildeydim onun için geç cevap vermek zorunda kaldım. devlet dairelerinin tümüne dağıtılan ve devletin verdiği parayla alınana bilgisayar sistemleri f tipi klavyelidir. q tipi klavye kullanılan yerler o bölümde çalışan görevlidir. f tipi klavyeyi q tipi klavye ile değiştirirler yada f tipi klavyenin tuşlarını q tipi klavye olarak yeniden takarlar :)

http://www.bsa.org.tr diye bir site olmasına rağmen hala internet kafelerde lisanssız windows kullanılıyorsa, her hangi bir tasarım firmasında lisanssız corel draw ya da photoshop varsa o kurumda hizmet veren kişilerin tembelliğinden kaynaklandığını düşünüyorum.
ya da bizim halkımız muhbirlere verilen ödülden bihaberler :)