28 Ocak 2010

VİCDANLAR KÖR, VEBAL BOYNUMUZDA..


Aslında yazının tamamı, buraya aldığımın üç katı. Buraya sadece, bir kişinin çok acıklı ve benim de kalbimi çok acıtan, gözyaşlarımı tutamama neden olan bir ailenin kısa öyküsünü alıyorum.

Yılmaz Özdil'in kaleminden..

Üzerinde yorum yapılmasına bile gerek olmayan, ancak yorum yapmak gerekse dahi, bu üç aile dramlarını okuduktan sonra, yorum filan yapmaya gücüm kalmadı.

Sadece şu kadarını söylemeliyim; İnfaz edilenler ailelerden eceliyle(!) ölen üç kişi.. Yaşar, Meryem ve Mizgin..

Allah üçüne de rahmet eylesin.. Nur içinde yatsınlar.. Ailelerine de, başsağlığı ve sabır diliyorum..

Arzu BREDA

* * *

"Yusuf Bey...
Tekel işçisiydi, Batman’da.
Kızı oldu.

Kocaman gözleri, dünya güzeliydi, Mizgin... Zehir gibi çalışıyordu kafası, o imkânsızlıklar coğrafyasında pekiyiler getiriyor, gururlandırıyordu babasını, öğretmen olacaktı; yoksul ama mutlu bir yuvaydı. Taa ki geçen seneye kadar... İki büyük facia geldi başlarına peş peşe... Halsiz, bitkindi Mizgin, talasemi çıktı, ilik nakli gerekiyordu, yani çok para... Elde avuçta ne varsa satalım, bulalım derken, Yusuf Bey’in çalıştığı tesis satıldı, kapatıldı iyi mi, bin 230 lira maaş alıyordu, 650 lira alacaksın, hem de 12 ay değil, 11 ay alacaksın, ya da defolup gideceksin dediler, atladı arkadaşlarıyla otobüse, Ankara’ya geldi, gaz yedi, cop yedi, açlık grevine katıldı, eksi 5, eksi 11, direniyordu, arkadaşları veya kendisi için olmasa bile, kızı için... “Ölmek var, dönmek yok” diye haykırıyordu. Ki, o uğursuz haber geldi... O koca yüreğiyle, iki gün önce telefonda “Ölmek var, dönmek yok babacığım” diye moral veren Mizgin, son nefesini veriyordu. Ve, bir kişiyi istiyordu yanında, son kez sarılmak için... Kader arkadaşları topladı parayı, bilet alındı, atladı otobüse, kar kış, Batman, geç kalmıştı... 14 yaşındaki Mizgin’in tabutuna sarılabildi Yusuf Bey.

Uzattım, özür dilerim.
Salt, suçludur suçsuzdur, haklıdır haksızdır meselesi değil bu; hiç tanımadığın insanlar hakkında yazmak, son görev olmasa bile, insani görevdir... Vicdanlar kör, merhamet sağır... İster içerde ol, ister dışarda, pranga hepimizin ayağında, vebal boynumuzda... Bu dünyada olmasa bile, öbür dünyada iki el yakada...

Kalplerde nefret birikiyor.
Fena şeyler oluyor Türkiye’de."


Yılmaz ÖZDİL

18 YORUMLAR :

alizafersapci dedi ki...

Sabah okuduğumda çok sarsılmıştım. Belki bloğunuzdan okumayanlara da ulaşır.

mr_lonely dedi ki...

Evet bugün sabah okudum ben de Yılmaz ustanın yazısını. Bazı liboş gruplar beğenmiyor Yılmaz Özdil'i çünkü yedikleri naneleri gözlerine gözlerine sokuyor. Köşe yazmıyor, hepsi belgeli ispatlı yazılar yazıyor. Yılların deneyimini yazıyor.

En sondaki o iki cümle, Allah aşkına hiç kimse farkında değil mi?
Kürt Türk ne zamandan beridir birbirini yiyor.
Doktor- Hasta ne zamandan birbirini yiyor.
Memur-İşçi ne zamandan beridir birbirini yiyor.
Asker-Polis ne zamandır birbirini yiyor.

Bu ikililer hep birbirine muhtaç ama son bir kaç yıldır hep birbirleriyle çatışıyorlar.
Nefret birikiyor bu ülke de, asker darbe yapacak diye korkuyor bazı insanlar ama bu gidişat böyle devam ederse, işçi memur elele verip sivil darbe yapacak, mecliste kim var kim yoksa linç edecek farkında değiller...

Saygılar...

elifin terazisi dedi ki...

Bu sabah Banu Avar yanlarındaydı.Söyledikleri çok acıydı.Önce sanayi ve tarım duracak sonra Türk - Kürt, Alevi- Sünni ve benzeri etnik çatışmalar ve en sonunda BM askerleri bize demokrasi getirip, petrol, su ve maden kaynaklarımızın başına oturacaklar:(((

NoEngel dedi ki...

Merhabalar,
Bu olayda bir acitasyon var. Bu işçinin durumunun kötü olduğu ve parası olmadığı için çocuğuna ilik nakli yapılamadığı söyleniyor. 12 Yıldır çalışan bu işçinin işten atılma ve ihbar tazminatı hesaplarsak yaklaşık 30-40 bın tl bır para hemen ödeniyor.Bu kadar zor durumdayken bu parayı almayıp, çocuk öldükten sonra bu dramatik sahnelere sebep olmak biraz manidardır.Şöyle ki Allah esirgesin bizimde başımıza böyle bir olay gelse bizde yaptıramayız.Bu masum çocuğun ölmesi benımde yüreğime burktu.Allah rahmet eylesin.Ancak gerçeği söylemek gerekirse bu ilik naklinin bedelini kolay kolay kımsenınde karsılayacağını sanmıyorum.E o halde sorun nerde devletın sağlık konularında bu gıbı durumlar ıçın çözüm bulmayışında.Böyle acil durumların tespiti halinde daha önceden özel bir fon kurulup burada toplanan paralarla pekala bu ilik nakilleri vs. yapılabilir.Sorun budur.

Sözüm Mr lonelye,
Bunlar neden birbirini yiyor kısaca anlatayım.
Yorumunuzda anlatmak istediğim şu anda ki hükümetin bu yiyişmelerin sebebi olduğu.
Hükümetin bazı konularda gereksiz yere eleştirildiğini düşünüyorum.Neden mi işte sebepleri.
1-Birilerinin menfeatleri bozuldukça rahatsız olup,yaptıkları yolsuzluklar gün yüzüne çıktıkça ortalığın karıştırmak için eleinden geleni yapmaları,
2-Bazı askerlerin kendi menfatlerini tehlikede gördüğü için geri planda durup vatanı karıştırmak için içten içe neler planladığını,
3-Kendi dönemlerinde devletın menfaatı adına bır taş dahi koyamayan muhalefet partılerının yapılan hizmetleri gördükçe kıskançlıktan aslan kesilip olur olmaz senaryolar içinde olmaları ,
4-Türk halkını yıllarca dürüst medya olarak lanse eden bazı medya organlarının vergilerde yaptığı usulsüzlüklerin açığa çıkarılması ile birlikte hükümete nasıl yüklendiğini..
daha bu örnekler çoğaltılabilir.
Ne ise velhasıl-kelam;

Bu yolsuzlukların,devletin malı deniz yemeyen keriz zihniyeti içindekilerin menfeatleri bozuldukça bu didişmelerin olması doğaldır.Birileri elin taşın altına koyması gerekti bunuda bu sizin birileri diye söylediğiniz hükümet yapıyor.İyide yapıyor.Bundan sonra herkes ayağını denk alacak hile,hurda,darbe,yolsuzluk yapmaya çalışırken bir kez daha düşünecek. Helal olsun hükümete.

Arzucum biraz hatleri aştıysam af ola.
Sevgiyle ve sağlıcakla kalın...

aysema dedi ki...

Sevgili Banu,

Yılmaz Özdil'in yazısını içim acıyarak okudum ve son yazımın altına linkini ekledim.

Yaşar Haberal'ın cenaze törenine Zonguldak Milletvekili, Meclis Eski Bakanı Köksal Toptan'ın da geldiği, ancak halkın tepkisinden korktuğu için törene katılamadığı konuşuluyor Zonguldak'ta...
Sevgiler.

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Canım Dostlarım, Arkadaşlarım;

Bu posta yapılacak yorumlara yanıt vermeden bırakacaktım. Çünkü, kendi yazımda da yorum yapmamış ve Yılmaz Özdil'in yazısını olduğu gibi yayınlamıştım.

Ancak, zorunlu olarak yanıtlamam gereken bir yorum var...

Canım Arkadaşım NoEngel;

Senin siyasi görüşünü uzun bir zamandır biliyorum. Senin de benim siyasi görüşümü bildiğinine eminim.
Ancak, her ikimizin de siyasi görüş farklılıklarımıza rağmen, bir birimizi nasıl sevdiğimizi de biliyorum.
Sen hükümet yanlısısın, yani AKP'lisin. Ben ise, hükümet muhalifi, sol kökenli, sosyalist görüşlü, Atatürkçü, yani parti olarak da CHP'yi destekleyen biriyim.
Ama, sen benim canımsın.. Ben de senin..

Buraya kadar anlaştık sanırım..
Anlaştığımıza göre, herkes fikrini açıkça söylemekte özgür olduğuna göre, sen de fikrini açıkça söyleyebilirsin, Mr_Lonely yani Özgür de fikrini açıkça söylebilir. Bunda da bir sakınca yok ve bu konuda da anlaşıyoruz sanırım..
Ama, şu alıntıladığım olaya ajitasyon demen içimi acıttı doğrusu..
Umarım ve dilerim ki senin başına gelmez böylesi bir olay.. Kimsenin başına gelmemesini dilediğim gibi.. İnsan olan hiç kimsenin başına..
Bu olaya ajitasyon diyorsan, sana daha ne diyeyim bilmem ki..!

Mr_Lonely'ye verdiğin cevaplara gelince; Eh yani senin hiç mi insafın yok diyeceğim..
Bir defa hangi muhalefet partilerinden bahsediyorsun ki; Kendi dönemleri diyerek.. Ne zaman iktidar oldular da taş üstüne taş koymadılar diye söyleyebiliyorsun..
Bu hükümet hangi taşı koydu allah aşkına?.. Olan taşlarrı yıkmaktan, olanları yabancılara ve yerli yandaşlarına peşkeş çekmekten başka ne yaptı..
Asker konusuna girmeyeceğim zaten.. Öyle bir sis meydana getirdiler, öyle bir bulanık ortam meydana getirdi ki bu hükümet, her şey bir birine karıştı ve ortalık toz duman.
12 Eylül'den beri askere olan karşıtlığımı dahi, bu hükümet tersine çevirdi.. Militarist olarak görmeye başladım kendimi..
Ama, bir yerde iyi yaptılar, bizlerin gözünü açtılar.. Çünkü, bizlere unutturulmuş olan, Atatürk ve onun ilkelerini bunlar sayesinde tekrar sahip çıkma gereği duyduk.
Evet, bu itiraf.. Çünkü, önceleri kendimizden olan, bu ülkenin kurucusuna gereği gibi sahip çıkmayıp, sosyalizm uğruna yabancı ideolojilerin peşinden gittik.
Bunun ne kadar yanılgı olduğunu şimdi anlıyoruz.
Yolsuzluk ve vurgunlardan, zaten nasıl söz edebildiğinizi anlamak mümkün değil.. Bu hükümet döneminde yapılan yolsuzluk ve vurgun kadar, hiç bir dönemde yapılmadı..
Medya için zaten söylenecek bir şey yok.. Ortada özgür medya mı kaldı ki.. Tümü hükümet yanlısı çevrelerin elinde ve hükümetin borazanı olmuş duruma geldi.. Bir iki tane daha kaldı, yakında onlarında işini bitirdiler mi, iş tamam olur..

Evet, helal olsun hükümete, diyebildiğine göre, tuzun kupkuru olmalı..
Allah daha ziyade etsin..
Ama, o gözündeki gözlükleri çıkar da şöyle etrafa bir bak..
Millet işsizlik ve sefaletten inim inim inliyor..
Milleti bu hale herhalde, muhalefet veya ben getirmedim..
Bu hükümet zamanında bu hale geldi..

Canım arkadaşım, benden af dileme.. Senin bu bloga istediğini yazma hakkın var her zaman için.. Bunu biliyorsun..
Haddi aştıysan da, olmayacak şey söylediysen de, benden değil sözü söylediğin kişilerden af iste..
Ben daha ne diyeyim.. Seni Allah affetsin.. Benim öyle bir yetkim yok..

Neyse, fazla uzadı, yorum kutusu da kabul etmeyecek bu kadar fazla karakteri..
Sen de sevgiyle kal..

sufi dedi ki...

Arzu kızım;
Ya yaşar'la Meryem? Yılmaz Özdil yine yazmış yazılması gerekenleri herzamanki gibi.Ya intihar eden, merdivenden yuvarlanan, hastanelerden ölüsü çıkan subaylarımız, genç kızlarımız, çocuklarımız? Bir yanımız takdir-i ilahi dese de, diğer yanımız cızzlıyor durmadan.Sevgilerimle.

NoEngel dedi ki...

Yazının ilk bölümünde anlaştık.Gelelim ikinci paragrafından itibaren yorumlamaya.

Arzucum gözümde ki gözlükleri çıkarttım ve yine geldim.Hep gelirim bilirsin. :)
Ayrıca şunuda bilirsin ki siyasetle fazla uğraşmam, siyaset tehlikelidir.Birinin nuh dediğine öbürü peygamber der.Sırf kendi bildiği doğruları başkalarına yanlış da olsa direttikçe diretirler.Doğruya-yanlışa pek bakılmaz.
Örneğin "Bir defa hangi muhalefet partilerinden bahsediyorsun ki; Kendi dönemleri diyerek.. Ne zaman iktidar oldular da taş üstüne taş koymadılar diye söyleyebiliyorsun.." şu kurduğun cümlenin hiç bir dayanağı yok.
1980 lere filan gitme,ekmek karne ile filan satılırdı,sen daha doğmadıydın vs. :)Ben o kadar geriye gitmiycem 2001 yılında Sezer denen adam, bir anayasayı o dönemin solcu başbakanı Sayın Ecevit'e (Allah rahmet eylesin) fırlatmasıyla ekonomiyi allak bullak edip, bir sürü batık banka ve hortumcuların türemesine vs. yol açmıştı. İşte beğenmediğiniz bu hükümette bunların bıraktığı enkazı düzeltmekle uğraşıyorlar.
Bu sadece bir örnektir.Daha fazla örnek vererek konuyu daha değişik boyutlara çekmeyeceğim. Eminim sende bana akp şöyle yaptı böyle yaptı diye bir sürü örnek çıkarırsın.Kaldı ki Akp hükümeti son yılların en büyük krizi olan ve tüm DÜNYA da yaşanan ekonomik krizle alnının akıyla mücadele etmektedir.

Siyaset denen yalan-dolan illeti bir hastalıktır.Buna bulaşmamak gerekir.Ancak ben bu dönemde Tayyip Erdoğan'a çok güveniyorum.Seninde Baykal'a güvendiğin belli. :) Saygı duyuyorum.Sonuçta Atatürkçülüğü savunacam diye piyasaya çıkan son dönemlerin CHP sini hep beraber yerlerde görüyoruz.

Neyse asıl konumuz olan Tekel işçilerine dönelim. Bu konuda daha fazla bir şey söylersem benim çocuklara düşman olduğumu bile lanse edeceksin. Yukarıda durumu açıkladım.Bir daha açıklamamak için o bölümü iyice okumanı şiddetle tavsiye ediyorum.Aynı düşüncelerimi savunuyorum. Ve kimin çocuğu olursa olsun farketmez bir çocuğun burnu kanasa bunu yüreğimin en derinlerinde acısını hissettiğimi ben biliyorum. Bunu sana söylediğime bile şaşırıyorum.Sen bana inanırsın,bilirsin. diye düşünüyorum.

Sana tavsiyem senin en kısa zamanda gözlüklerini değiştirmendir.Hep aynı yeri gösteriyor. :)

Canım arkadaşım seni ve tüm okuyucularını sevgiyle selamlıyorum.Sevgiyle kalın....

HÜSEYİN USTA dedi ki...

Sözüm NO ENGELE BİRİLERİ ELİNİ TAŞIN ALTINA SOKMUŞ ORDA GEMİCİKLER VE MİLYARLARCA DOLAR
BULMUŞ NE TAŞMIŞ AMA EĞER SENİN ELİNDE OTAŞIN ALTINDAYSA ELİN BAYAA AĞIRLAŞMIŞTIR

EN İYİSİ SEN AĞIRLIKLARINLA İLGİLEN BÖYLE ŞEYLERİ
KAFANA TAKIP HEM KENDİNİ HEMDE BİZİ ÜZME.

Zeugma dedi ki...

Sevgili Arzucuğum,
Yılmaz Özdil'in paylaştığın bu yazısını içim acıyarak,boğazıma bir şeyler düğümlenerek zar zor okuyabildim.
Ne diyebilirim ki, son sözleriyle damgayı vurmuş.Aynen öyle çünkü:
Kalplerde nefret birikiyor.
Fena şeyler oluyor Türkiye’de..

Hem de çok fena şeyler oluyor. Ama ne yazık ki halen farkında olmayanlar var. Daha neler olması bekleniyor, sadece bunu soruyorum...

Yorumları üzülerek okudum..Üzerine tekrar bir yorum yapmak istemiyorum..Gereksiz bence..

Bu etkileyici paylaşımın için çok teşekkür ediyorum canım Arzucuğum..
Sevgilerimle..
Ve iyi geceler canım...

Neslihan dedi ki...

Arzucum Yılmaz Özdil'in yazısını paylaştığın için çok teşekkür ederim. Yeni okudum yazısını. Yüreğim sızladı.

Türkiye iyi yere doğru gitmiyor. Yarın nelere karşılacağımız bilmiyoruz. Hergün yeni bir olay. Allah yardımcımız olsun.

mr_lonely dedi ki...

Yolsuzluk demişken aklıma geldi,
Çeşitli dolandırıcılık ve ihaleye fesat karıştırma suçlarıyla hakkında dosya olan kişi hangi siyasi iktidar döneminde Maliye bakanlığı yaptı ismi neydi?
Kuş gribi dolayısıyla milyonlarca kanatlı hayvan itlaf edildi dünyada. Aynı oranda Türkiye'de de. Peki tüm köklü tavuk çiftliklerinin alışveriş yaptığı bölgelerdeki tavuklar grip bahane edilerek itlaf edilirken yukarıda bahsettiğim kişinin oğlunun tavuk çiftliğinin olduğu yerdeki tavuklar neden tertemiz çıktı. Bütün kklü çiftlikler batarken onların yeni kurulmuş çiftliği aldı başını yürüdü.
Keneden, mevsim gribinden vs vs milyonlarca ölürken herhangi bir hazırlık yapılmadı. Domuz gribinin daha tüm dünyada sahteliği tartışılırken Türkiye ilaç satın aldı. Sonra tüm soğuk algınlığı falan hastalıklar domuz gribi kapsamına alındı. Doktorlar çıktı bu hastalık tehlikeli değil dedi ama bakan bey kabul etmedi. Sonra sahteliği kanıtlandı. Diğer hastalıklarda elini taşın altına koymayan kişi neden domuz gribinde bir anda doktor olduğunu hatırladı.

Şu andaki Baykal'ın başında olduğu CHP tarih boyunca bir kez tek başına iktidara geldi benim bildiğim. 1977 de seçildi göreve başladı 1980 darbesi oldu. Sonra da Turgut Özal geldi. O günden bugüne hiç bir sol parti tek başına gelmedi. Koalisyon oldu bir kaç kere... Muhalefette kalan birisinden de Türkiye anayasa değişiklğini falan çalışması beklenemez. Yetkisi yok çünkü.

Türk halkına yıllarca dürüst medya olarak Aydın doğan medyası lanse edilmiş olabilir. Ki onun dürüst olmadığını herkeste biliyor. Ama sayın hükümetin doğan medya ile zamanında ne kadar yakın olduğunu da herkes biliyor.

Ben uzatabilirim örnekleri. Zamanında milli görüş şemsiyesi altında yapılan Atatürk ve Laiklik düşmanı söylemleri de çıkarabilirim ortaya. ama uzatmayacağım. Başkasının blogunda ikili muhabbetleri pek uzatmayı sevmiyorum rahatsızlık vermemek için...
Sadece mr lonely'e diyerek bana ithaf edilenleri görünce cevap vermek istedim bir kere...

sünter dedi ki...

Sevgili Arzu Breda,
Yilmaz Özdil´in yazisindaki son cümle sanirim hepimizin icini ürperten gercek.

Yorumlardaki bir cümleyi okuyunca

"bundan sonra herkes ayagini denk alacak, hile hurda,darbe yolsuzluk yapmaya calisirken bir kez daha düsünecek Helal olsun hükümete"

aklima birden Almanyada simdiye kadar yasanmis en büyük DOLANDIRICILIK VE YOLSUZLUK vakasi olarak TARIHE gecen DENIZ FENERI ve kanal 7 avrupa olayi geldi.
Günlerce ana haber bültenlerinde yayinlandi.Kanitlar bulundu. Itiraflar edildi.
Mahkeme esnasinda Erdoganin 2 metre boyutunda dev posteri salonda asiliydi.(neden acaba?)
Mahkeme, 4 kisinin suclari kanitlandigi icin hapis karariyla sonuclandi. Fakat Hakim sözlerini "bizim tutukladiklarimiz sadece suca istirak edenlerdir esas suclular Türkiyededir"
Türkiye hükümetine suclulari isim isim vererek ihbar etti.Neyse uzatmayayim sonucu herkes biliyor nasilsa.
Hala bu hükümete helal olsun yolsuzluklari temizliyor diyenler var ya bende onlara helal olsun diyorum.Bu hükümetin baska icraatlarini begenebilirsiniz belki sizin görüsünüze uygundur ama yolsuzluklarli temizliyorlar demek biraz abes geliyor bana.
Sevgiler

bilge dedi ki...

yılmaz özdil in yazısını okudum bir anne olarak çok üzüldüm. yazık oluyor bazı işcimize memurumuza bazı kişiler ne zana çıkaracak at gözlüklerini acaba?sevgi ve dostlukla...

Yılmaz Barış dedi ki...

diğer tartışmalara girmeyeceğim ama şunu söyleyim...
orada insanlar hiç iş yapmadan para alırken...
sırtını devlete yaslayamayan..
milyonlar özel sektörde çok daha düşük ücretlere eşek gibi çalıştırılıyor..
istenildiği zaman kapı önüne konuluyor hem de bu kadar büyük tazminatlar verilmeden..
bir dünya da işsiz var tabi..

bir zamanlar o işe girmişler şu anda orada iş yok ve onlara başka bir iş veriyorlar... onlar yok biz burada yatarak daha çok kazanıyoruz diyorlar...

siz de onları destekliyorsunuz... el insaf !

tamam hükumet karşıtısınız da.. şimdi bu konuyuda ideolojilere alet etmenin anlamı yok bence.

Hüseyin Soykök dedi ki...

Bir insanımız çocuğunu kaybediyor..Hükümeti kayıracam diye birisi kalkıyor kıdem tazminatını alsa belki kurtarırdı diyerek babasını itham ediyor, Başbakanla neredeyse birebir örtüşen aynı zihniyeti ben şaşarak okuyorum..Bu cümle dahi aslında kendisine cevap vermenin ne kadar boş olduğunu gösterir ki cevap yazmaya çalışan arkadaşlara verdiği yanıtla haklı olduğumu anlıyorum...
Aslında sözün bittiği yerdeyiz..Onun için sözü bitiriyorum...

M Enes dedi ki...

Arzu Hanım ,
Elbette inci gibi bir kızımızın kardeşimizin imkansızlık yüzünden ölmesine bizde iç çekiyoruz,o annenin babanın halini düşünüyoruz.
Fakat burada Yılmaz özdil isimli şahsiyet , resmen bir rdama yazmış ve hiç alakası olmayacak şeylere çekmeyi kendi çapında başarmış ama yazdıklarına ya hala parka giden çocuklar inanır yada sırf inanmak için okuyanlar.
Zannımca , ne yazık ki sizde bu adamı kesin doğru söylüyordu kanısıyla okuyorsunuz.
Yani bu ülkede devlete bağlı olan olmayan yüzbinler 700 tl ile çalışırken bu adamlar 1200 -1300 alıyordu hiç bir sorun yoktu, şimdi diğerleri gibi almaya başlayınca sıkıntımı oldu.
Yok otobüs parasınıda arkadaşlar bir araya gelmişte toplamışta göndermişler ,yok -11 dereceye dayanmışlarda. Bu ülkenin yüzbinlerce vatandaşı gibi onlarda geçinmeye çalışsın.
Bir iktidara her fırsatta bu kadar çamur atılmaya çalışılmaz.
Bu ülkede zararlar olduğu gibi, bir çok alanda bu iktidarla bu halk insanlığının kıymetinin bilindiğini gördü.
Çok merak ediyorum, hastanelerdeki ,eczanelerdeki sıkıntılarını hiç mi hatırlamıyorsunuz.Sadece bu sektörde yapılanlar devrim sayılır.
Benim ailem bu iktidar zamanında 500 bin tl zarara girdiği , işleri battığı halde , gıkımız çıkmıyor.
Çünkü her insaf sahibi gibi güzel şeyler yapıldığını görüyoruz.
O tekel işçilerinide kimse zorla çalıştırmıyor,tazminatlarını alabilirler ,Yılmaz özdilin dediği gibi defolup gitmelerine gerek yok, efendi efendi gidebilirler.
Bu yazılara millet gerçekten tok artık, şükürler olsun ,taasup sahipleri hariç herkes okuduğunu süzebiliyor.
Bunu yazan utansın, bir küçük kızın hastalığını ölümünü fikirlerine alet ettiği için .

Arzu hanım ayrıca Allah aşkına ama gerçekten Allah aşkına yada artık ne diyeyim sizin için daha kıymetli ne varsa; blogunuza işler dolayısıyla çok az giriyorum ne zaman girsem birilerine kin kusuluyor ,birileri günah keçisi yapılıyor, rica ediyorum bu ülkede hiç mi iyi şeyler olmuyor , bir kerede güzel şeylerden bahsedin devamlı ümitsizlik olmaz ki.
İnsan ümitle yaşar değil mi ?

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Enes;

Ben sana, yazdığın yorumlardan dolayı hiç kin kusuyorsun dedim mi?
İstediğini yazabilirsin, istediğin şekilde eleştirebilirsin dedim.. Öyle değil mi?..

Ama, niye başkalarının yaptığı yorumlar için bunu söylüyorsun?..
Haydi benim yazılarım için, bana istediğini söyle ama, buraya yorum yazanlar, istediklerini yazmakta, fikirlerini söylemekte özgürdür.. Tıpkı senin olduğun gibi..

Diyorsun ki, güzel şeylerden bahsedin..
Çirkinlikler, kötülükler eğer güzellikleri bastırıyor, onlardan fazla ve onları örtüyorsa, o zaman nasıl güzelliklerden bahsedebiliriz?!?!..

Tamam, senin dediğini yapıcam.. Bundan sonraki yazımı çok farklı bir şekilde bulacaksın, bakalım onu beğenecek misin?..

Yorumun ve değerli görüşlerini paylaştığın için, çok teşekkürler..

Sevgilerimle..