12 Mart 2010

YÜZÜNÜZDE KÜÇÜK BİR GÜLÜMSEME..


Sevgili okurlarım, şimdi arkanıza yaslanın ve sizler için seçtiğim birkaç fıkrayı okuyarak, gülümsemeye çalışın..

Ne kadar gülümsetebileceğimden emin değilim ama, amacım bu stresli günler içinde, birazcık da olsa, gülümsemenizi sağlamak..

Şimdi geçelim fıkralara.. Önce, bir Bektaşi’ye kulak verelim;


                               Bektaşi’ye bir gün sormuşlar;
                               Gelse bir dilberi ahu,
                               Olsa savm-ı ramazan,
                               Dilber-i ahu mu efdaldir,
                               Yoksa savm-ı ramazan mı?
                               Bektaşi cevap verir;
                               Fırsatı fevk etme zinhar,
                               Sür sefasın dilberin,
                               Olur kazası savmın,
                               Olmaz kazası dilberin....

*          *          *

Ardından da, dinsel bir fıkra gelsin;

ATEİST

Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş. ‘Evrim ne güzellikler yaratıyor!’ diye düşünüp, mest oluyormuş. Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış. Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama, her arkasına bakışında ayının daha da yaklaşmakta olduğunu fark ediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılıp düşmüş, ayı adamın üzerine atlamış ve pençesini kaldırmış. Ayı tam pençesini indirmek üzereyken, adam; "ALLAHIM!” diye bağırmış. Bir anda zaman durmuş, ayı pençesi havada donmuş kalmış, ormandaki nehir bile akmaz olmuş bir anda. Orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık huzmesi adamın üzerine parlamış. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama;
"Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?" demiş.

Adam, utanç içinde: Biliyorum, bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık ama, beni dindar yapmayacaksan, bari AYIYI DİNDAR yapmanı istememi kabul eder misin." demiş

İlahi ses : Pekala, bu isteğini yerine getireceğim." diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş. Nehir tekrar akmaya başlamış ve her şey eski haline dönmüş. Ayı da tekrar canlanmış ve iki pençesini de göğe doğru çevirmiş ve konuşmaya başlamış;

"ALLAHIM, senin rızkınla orucumu açıyorum. Hamdolsun bana verdiğin nimetlere...

*                      *                      *

Şimdi de, bir tecavüz fıkrası ki, kimin kime tecavüz edeceği belli değil..

TECAVÜZ

Belgrad Ormanında bir akşam üstü;
- Nihahahah!!.. Boşuna kıpraşma yavrum. Elimden kurtulamazsın.. Bağırmakta fayda etmez. Bu ormanda seni kimseler duyamaz. Sen iyisi mi, meşhur sözü hatırla ve rahatla. ‘Tecavüz kaçınılmazsa uzan keyfine bak’ dermiş eskiler. .Heheheheh..
- Sen şimdi bana tecavüz mü edeceksin?
- Yok! Nasihat edicem.Tabii ki tecavüz edicem.
- Eminsin yani!.
- Tabii eminim, artık tecavüz etmek suç bile değil, güzelim. Tecavüzü ediyorsun, sonra tecavüze uğrayan kız, çaresiz seninle evlenmek zorunda kalıyor ve sen de yırtıyorsun.
- Demek yırtıyorsun? O zaman, gel yırt bakalım!. Hatta, sen zahmet etme, ben yırtayım üstümü başımı. Nasıl olsa yenisini sen alacaksın!.
- Ne diyon sen bacım?
- Bu ayakkabıları da parçalayabilir miyim? Bıktım kaç senedir giymekten.
- Ohoooo!!.Amma da konuştun ya!.
- Evet, ben biraz fazla konuşurum. Şimdiden alışsan iyi olur. Malum, bir ömür aynı evi paylaşıcaz. Haa bi de unutmadan söyliyim, ben uyurken dişlerimi gıcırdatırım, sonra söylemedin deme.
- Anlaşıldı, sen beni lafa tutup, kaçmayı planlıyon ama, yemezler.
- Kim kaçacak? Ben mi? Bence birazdan sen kaçıcan, müstakbel kocacığım. Önce şunu söyliyim, bizde nişanı da düğünü de erkek tarafı yapar, bilesin. Nişanda 3 burma bilezik, bir altın saat, 5 metrede altın kordon..
- Ohaaaaa!!!..
- Bence, ‘oha’ joker hakkını hemen kullanma. Çünkü, daha düğünde isteyeceklerimi sıralamadım.
- Ne düğünü ya?
- Aaaa düğünsüz hayatta evlenmem. Özel gelinlik isterim, ayrıca ablamların o gece giyeceği tuvaletler de bizzat ellerinden öper.
- Ablanlar mı?!?!
- Evet, bizde adetler böyle. Sen sormadan söyliyim, benim 4 ablam var. Sonra, düğün salonda olucak. Havayi fişek gösterisi isterim. 5 bilezik isterim, tek taş pırlanta yüzük isterim, yurt dışında balayı isterim, kirada oturmam ev isterim, İtalyan mobilya isterim.
- Yeteeeeerrrrrrr!!!.. Bacım ne yaptın ya?? Ben mi sana tecavüz ediyom, sen mi bana tecavüz ediyon, karıştırdım ha!! Ne bu be??
- Valla canın isterse, kocacığım.
- Ne kocası be?
- Tecavüz edicen ya, o bakımdan..
- Tövbe!!.. Tövbe, vazgeçtim. Ben aklımı peynir ekmekle yemedim. Tecavüzün cezası kalkmamış, aksine artmış. Bundan ala ceza mı olur?! Şu dakikadan itibaren dünya ahret bacımsın. Kalk yürü, eve bırakayım seni. Ulan bi tecavüz etme zevkimiz vardı, onunda içine ettiler, iyi mi?

*                      *                      *

Şimdi de, bir Hıristiyan web sitesinde yapılan yarışmayla birinci seçilen fıkraya sıra geldi. Bu fıkranın bir tanıtım başlığı var. Sonra fıkraya geçiyor.

 EN KOMİK SEÇİLEN DİNİ FIKRA

Hıristiyanların web sitesi ‘Ship of Fools’, bir yarışmayla en komik dini fırkayı seçti. İngiliz Guardian Gazetesi’nin haberine göre, Hıristiyan, İslam, Musevi dini mensuplarıyla, ateist ve agnostikler, yarışmaya tam 951 fıkra yolladılar.

Site okuyucuları da en komik dini fıkrayı oylarıyla seçtiler. Müslüman ve Musevilerin fıkraları, hakaret olarak algılanabileceği kaygısıyla yayınlanmadı. Birinci seçilen fıkra şöyle:

Köprüden geçmekte olan ‘yobaz’, bir adamın intihar etmek üzere olduğunu görür. Koşarak yanına gelir ve “Dur, sakın yapma!..” der. Adam, “Neden?..” deyince yobaz, “Yaşamak için birçok neden var..” karşılığını verir ve aralarında şu konuşma geçer:
- Dindar mısın?
- Evet.
- Ben de... Hıristiyan mısın, Budist mi?
- Hıristiyan.
- Ben de... Katolik mi, yoksa Protestan mısın?
- Protestan.
- Ben de... Episkopal mi, yoksa Baptist misin?
- Baptist.
- Ooo, ben de... Tanrının Baptist Kilisesi’nin mi, yoksa İsa’nın Baptist Kilisesi’nin mi üyesisin?
- Tanrının Baptist Kilisesi’nin.
- Ben de... Tanrı’nın reformcu Baptist Kilisesi mi, Tanrı’nın orijinal Baptist Kilisesi mi?
- Tanrı’nın reformcu Baptist Kilisesi.
- Ben de... 1879 tarihli mi, yoksa 1915 tarihli reformdan yanasın?
- 1915.
Yobaz, ‘Vay kafir vay’ diyerek adamı köprüden aşağı iter!

*                      *                      *

Okumanızı istediğim daha birkaç fıkra daha vardı ama, post çok uzun olup sıkılırsınız diye başka sefere bıraktım onları da..

Umarım yüzünüzde, küçük de olsa bir gülümseme oluşmuştur..
Yüzünüzden gülümseme hiçbir zaman eskimesin dileklerimle,

Sevgiler sunarım..

6 YORUMLAR :

alizafersapci dedi ki...

Ben en çok Bektaşi' yi beğendim. Yenilerini de bekliyoruz. "SEVGİLER BIRAKIYORUM"

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Ali Zafer Arkadaş;

Birini beğenmen ne güzel.. :) Çok teşekkür ederim..
Ancak, devamını da bekiliyoruz, demişsin..
Hep durmadan fıkra yazarsam, korkarım adım "Fıkracı Arzuéya çıkar.. O nedenle, ben iyisimi arada bir beğendiğim çıkarsa, aralara serpiştiririm, sizin de isteğiniz karşılanmış olur.

Sevgiler gönderiyorum, kalbi duygularla..

HÜSEYİN USTA dedi ki...

sevgili arzu breda
iyisimi sen yine siyasi yaz,felsefe yap ama fıkra yazma.dost acı söyler kusura bakma

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Hüseyin;

Çok teşekkür ederim, gerçek dost..
Hem ben acılara da alışığım ve kusur da yok ortada..

Ama, arada bir bir fıkra yazmamın da bir sakıncası yoktur umarım..

Acı tavsiye ve fikirlerin çok teşekkürler..

Sevgiler gönderiyorum..

EVRAKA dedi ki...

son fıkra cok ıyı
mızahın gulduren aynı zamanda gercegı
gosteren yuzunu vurgulamıs
(cok cıddı bır yorum yoldu):)))
vesselam son fıkra bende ıkı nokta ustüste parantez durumuna yok actı
elıne saglık

sufi dedi ki...

"Bektaşi, ateist ve tecavüz" ben üç fıkrayı da çok sevdim.4.Fıkra değil de hikaye gibiydi güldürmedi beni, sadece düşündürdü.Elcağızlarına sağlık canım.