19 Eylül 2008

SANAL GERÇEKLİKLER ; SOSYALLEŞME...

Dün siteye de gelmedi, msn'de de yoktu. Böyle yapmazdı, genelde siteye mutlaka uğrardı. Hatta migreni tutsa bile. Migreni tutsa bile diyorum çünkü, daha önceki sohbetlerimizde bundan bahsetmişti. Önceki gün, migreninin nüksettiğinden bahsettiği için, hala devam ettiğini düşündüm. Herhalde başının ağrısı devam ettiği için işe gelmedi diye düşünüyordum. Bu arada, hem siteye bakıyorum, hem de msn'e, acaba online oldumu diye.

Beni, önceki benden farklılaştıran, değiştiren olaylardan biri olarak görüyorum, onunla tanışmamızı. Bu farklılaşma ve değişimin, olumsuzlukdan olumluya doğru olan bir gelişme olduğunu da belirtmeliyim. Kimden mi bahsediyorum, deminden beri?.. Tanıştığım bir arkadaşımdan bahsediyorum, canım. Arkadaşım diyorum size... İsmini söylemem şart mı? Ben diyorum, beni farklılaştıran bir arkadaşım diyorum. İsminin ne önemi var, aynı isimden binlercesini bulurum size. Ama o, kendine özel yani eskilerin deyimiyle "nev'i şahsına münhasır" biri.

Yine de, 'ismi yok mu?' dediğinizi duyuyorum. Var tabii ki ismi... İsimsiz insan mı olurmuş? Ama ben bilmiyorum ismini. Gerçekten bilmiyorum. Bildiğim sadece siteye verdiği 'nick'. Arya, daha doğrusu küçük harfle başlayan bir "arya". Niye küçük harfle başlamış onu bilemem. Belki de bizim kafamızı karıştırmak için. Belki de özel isim olduğu anlaşılmasın için. Her ne içinse için işte. Ben onu kurcalarmıyım sanıyorsunuz. Bu sanal dünyada, kişilerin kendi açıkladıkları dışında bir şey öğrenmeye çalışmayı saygısızlık olarak değerlendiriyorum. Kendiliğinden açıklamadıktan sonra, niye sorgulayalım. Hatta ve hatta, kişilere bu konuda bilgilerini vermemeleri hususunda telkinde bulunmalıyız. Eğer, ortam sanalsa, kesinlikle sen de sanal olmalısın. Ortam sanal, sen gerçek olamaz. Ancak, gerçek ortamda gerçek kimlik, yoksa kaybetmeye mahkumsun.

Ben nerelere gittim böyle, yazının başında bir şeyden bahsediyordum. Ne idi o? Arya'nın niye ortalarda olmadığını merak etmiş ve oradan oraya bakınıp duruyordum. Birden, msn'de rastladım. Ben migrenin nasıl oldu, başının ağrısında azalma var mı, yok mu, diyene kadar, "anneannemi hastahaneye kaldırdık" demez mi? Ben birden şok oldum, bereket ki işyerinde yalnızdım, "aaa" diye bağırmamı msn'ye de aktarayım dedim ama aktarılacak gibi değildi bağırmam. Ardından "beyne kan pıhtısı gittiğini ve bilincinin olmadığını" söylemesiyle, çok fena oldum. Diyeceklerimi bile şaşırdım. Hatırladığım sadece, Allah'dan ümidinizi kesmeyin, demek oldu.

Bu gün yine görüştük, canımcım arkadaşımla. Bu tanımı da yeni keşfettim, Arya için kullanıyorum sadece. Görüşmemizde, canımcım'ın anneannesinin durumunda şu ana kadar bir gelişme kaydedilmediğini söyledi. gerçi ben görüşmemizde söylemedim ama hastahaneye yattığı andan mutlaka farklılık olmuştur. Bunu hasta yakınları fark edemiye biliyor. Halbuki verilen o ilaçlı serumlar sonucu, hastanın vucudunda bir sürü kimyasal tepkimeler oluştuğu muhakkak. Bunu hasta yakınlarının fark etmemesi gayet doğal tabii ki. Bu farkı, uzman olmayan doktorlar dahi anlayamaz.

Canımcım, yüzünden gülücüğü eksik etmeden, hayata karşı her zaman dimdik durman gerekir. En seviğin kişilerin acısında dahi. Ağlamak!... En iyi ilaç... Gerektiğinde kendini zorlamadan, tutmadan ağlayacaksın ki, ağlama ile oluşan kimyasal ve duygusal durum, senin vucuduna dinçlik ve zindelik, beynine ise daha iyi düşünebilme yetisi kazandıracaktır. Kendine her zaman iyi bakacaksın ki, ( bunu hangimiz tam manasıyla yapabiliyoruz, ayrı konu ) sana ihtiyaçları olduğu anda, yanlarında olup yardım edebilesin, sevdiklerine.

Canımcım, anneanneciğine Allah'dan acil şifalar dilerim. Sizlere de, bu zor durumları bir an önce atlatıp, esenliğe çıkmanızı tüm içtenliğimle dilerim.

Sevgiyle kalın...

Arzu

1 YORUMLAR :

TILSIM dedi ki...

Geçmiş olsun Aryacım.Allahtan acil şifalar diliyorum.Arzucum haber verdiğin için teşk.