15 Nisan 2009

Rahat Uyu ATAM... Türk Gençliği Seni, Asla Unutmayacak...


Sen rahat uyu ATAM. Türk gençliği seni asla unutmayacak ve eserlerinin koruyucusu olmaya devam edecektir.

Senin yaşadığın dönemde de, senden sonra da vardılar. Halen var olmaya devam ediyorlar. Seni unutturup ve eserlerini yok etmek isteyen, eski ve köhnemiş rejimi hayal edip, onu tekrar canlandırma heveslileri, bugünlerde bir hayli çoğalmış ve bunun sonucunda da; "gemi azıya alıp" senin yarattığın tüm eserlere saldırıp, bunları yok etmeye çalışıyorlar. Bunları savunan kim varsa, onları sindirme gayreti içindeler. Amaçları korkutup sindirmek ve kendi emellerini, isteklerini gerçekleştirme yolunda, tüm engelleri birer birer yok etme gayretindeler.


Fakat bu emellerine ulaşamayacaklar. Çünkü, senin izinde ve gösterdiğin yolda yürüyen, azimli bir Türk gençliği var. Bu emellerini başaramayacaklarını, onlar da biliyorlar ve bunu anladıkları için de, son hamlelerini yapıyorlar. Gözü dönmüş bir şekilde, kime saldıracaklarını, kimi korkutup sindireceklerini bilmez durumdalar. Sanıyorlar ki, Türk gençliği korkup, sinecek ve hiç sesini çıkarmayacak.

Ey bu Cumhuriyetin nimetlerinden yararlanıp, yararlanmaya devam etmek isteyen Türk Gençliği; vakit çok geç olmadan, uyuduğun derin uykudan uyan. Ve, Cumhuriyetine sahip çık.

Bu güzel ülke hepimizin ve bu güzel ülkede ancak Cumhuriyet ile var olabiliriz. Cumhuriyet olmazsa, ne bu güzel ülke bizim olur, ne de biz var oluruz.

Ey Türk gençliği, Ata'nın sana seslenişini duy. O'nun sözlerini sakın aklından çıkarma.


Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!


Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927

6 YORUMLAR :

Zeugma dedi ki...

Canım çok güzel yazmışsın.
İnsanın gözleri doluyor okurken inan..
Duyarlılığın için kutluyor,öpüyorum seni..
Sevgilerimle...

TILSIM dedi ki...

Arzucum bu güzel paylaşımınla Atamızı bizlere hatırlattığın için sana ne kadar teşekkür etsek azdır.Kurduğu bu güzel Türkiye için minnettarız.Ruhun şad olsun Atam.İzindeyiz.

GunO dedi ki...

Atamızın emaneti cumhuriyete sahip çıkmalı ancak YENİ bir CUMHURİYET te istemiyorum.

Cimbakuka dedi ki...

Desteğin için teşekkürler Arzu.

Susmak kabullenmektir, ama biz susan olmayacağız...

TAZE NANE dedi ki...

Çok hoşuma gitti.
Bütün bloglarda gördüm.

TAZE NANE dedi ki...

GERÇEK DOSTLARIN KALPLERİ ARASINDA GÖZLE GÖRÜLMEYEN İPLER OLURMUŞ,
İNSANLAR UZAKLAŞTIKÇA İPLER GERİLİR AMA ASLA KOPMAZMIŞ...