12 Ekim 2009

BLOG YAZARLIĞI VE BEKLENTILERIMIZ..



Aklımdan geçen ve kafama takılan bazı şeyler var. Ama, nereden  ve nasıl söze gireceğimi tam olarak kestiremediğimden, şakkadanak bir giriş yapayım da, sonu nasıl olsa gelir, diye düşünüyorum. Başlığımıza da yazıya göre bir şeyler buluruz, o zaman..

Benim bloguma yapılan yorumlara cevap verirken olsun, başka bloglara yaptığım yorumlarda olsun, yorum yaparken düşündüğüm şeylerden biri, yaptığım yorumun, o blogdaki yazıya yapacağı artı değer ve katkı olmaktadır. Eğer ben birinin yazdığı yazıyı beğenmiş ve yorum yapacaksam, o yazıya ilave bir katkısı olması gerekir. Sadece, kuru bir teşekkür  veya övgü sözcükleri ile yetinmenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Sadece, bloga gelip, yazıyı okuduğunun anlaşılması için bir imza bırakmaksa kişinin amacı, hiç yorum yapmasın daha iyi "bence"..

Bir çok blogda rastlıyorum, bazı okurlar, (ki, ben de onlardan biriyim) sadece yazıyı okuyup, ona yorum yapmakla kalmıyor. Ayrıca, yapılan yorumları da okuyarak, onlardan da faydalanıp, eleştirisi veya herhangi eklemek istediği bir şey varsa, o şekilde bir cevap ve yorum yapıyor. Olması gereken ve faydalı olan da bu şekilde yapılan yorumlardır. Bizler zaten bloglarımızı herkesin okumasına ve yorumlamasına açtığımıza göre; Bu davranışımızla, herkesin fikirlerine saygı duyduğumuzu ve eleştiriye açık olduğumuzu belirtmiş oluyoruz. Denetimin gayesinin sadece, isim belirtilmeden kendimize veya yorum yapan kişilerden birine hakaret edilmesini önlemek içindir. Gayemiz, karşılıklı fikir alışverişinde bulunmak ve bu alışveriş sonucunda, bilgi dağarcığımıza birkaç ilave yapabilmek olmalıdır.

Ben de, bir çok arkadaşımız gibi, bir çok kişinin yazılarını Google Readerdan takip ediyorum. Okuduktan sonra, gidip yorumumla katkıda bulunmak isteyip de, aksattığım bir çok yazı oluyor. Bu durum da, malesef bir çoğumuzun bir işte çalışmakta oluşu veya başka nedenlerle zaman bulamayışından meydana geliyor. Ancak, son dönemde benim de gözlediğim bir durum var. Gözlemledim diyorum, çünkü aynı durumu ben de yaşıyorum. Zamanımın belli bir kısmını boşa geçirdiğimizi ve buna sebep olarak da, bazı sosyal arkadaşlık sitelerine dadanmış olduğumuzu düşünüyorum. Bu arkadaşlık sitelerinin başında, Facebook ve FriendFeed gelmektedir. Twitter'i saymıyorum, çünkü onun işlevi daha farklı.. Cep telefonlarındaki SMS'ler gibi, anlık mesajlaşma ve durum bildirme amacı için kullanılıyor.

Blog yazarlarının, bilhassa son dönemde FriendFeed'de çok vakit geçirdiklerini ve bu nedenle bloglarına dahi yeni yazı hazırlamakta zaman bulamadıklarını düşünüyor ve görüyorum. Kendimi de bu olayın dışında tutmayarak, gerçekleri ifade etmek isterim. Burada bunları ifade ederken, sosyal arkadaşlık sitelerini karalamak veya kötü tanıtmak amacında değilim. Elbette, yeni kişiler ve onların fikirleri ile tanışabilmek için, önemli bir işlevleri olduğunu inkar edemeyiz. Ancak, "her şeyin kararında güzel olacağı ve o zaman tat vereceğini" vurgulamak istiyorum.

Aklımda bir süredir bulunan, bu konuyu da böylece ifade ettikten sonra, uzun ve herkese katkı sağlayacak yorumlarınızı beklediğimi de söylememe gerek yoktur.. Ama, söylemiş bulundum bile.. :) Sizin de bu konuda söyleyecek sözünüz bulunduğunu ve bunu esirgemeyeceğinizi düşünüyorum.

Hepinize sevgilerimi sunarım..

26 YORUMLAR :

Cefe dedi ki...

Yazında bahsi geçen yorumlarla yazıya katkı sağlanması kişisel blogumda en çok kitap yorumlarında yaşamaktayım . Her okuyan farklı bir açıdan bakabiliyor kitabave kitap yorumlarına katkısı oldukça fazla oluyor . Bunu söylememdeki kasıt senin yorumuna katılmam . Hatta bunu okurken farketmem :) Katkı sağlayan yorum mutlak daha etkileyici oluyor blog yazarında...

Sosyal paylşaım sitelerinden özellikle ff nin blogları zayıflattığı herkesçe malumdur . Bir şekilde yazılarımı bloguma ayırmaya çalışıyorum . Tespit niteliği taşıyan yazılarımın ff de yok olmasındansa blogumda kalması daha yararlı geliyor "bence..." :)

Hiç kimse dedi ki...

Valla yorumlar benim çok umurumda değil. İnsanların düşünceleri tabi ki mühim ama ben en çok kendim için kendime yazıyor, çok iyi yazdığımı düşündüğüm için de insanlarla paylaşıyorum. Yaptığım eleştri bekleyen bir tiyatro oyunu değil; daha çok Audi TT ile dışarıya gezmeye benziyor :)

Tibet'in annesi dedi ki...

Benim bloğum daha çok oğlumun günlük maceralarından oluştuğu için insanların beğenilerini dile getirmekten başka pek bir şansı olmuyor maalesef :) ama senin gibi yazarların postları için söylediklerine katılıyorum. Yalnız, google reader, friendfeed ve twitter hakkında hiçbir şey bilmediğimi itiraf etmeliyim. Nedir ve nasıldır, nasıl kullanılır, bilgi versen :))))

Doğan Ömür dedi ki...

Aylardır ve bu blogu reader üzerinden takip eden, bu şekilde takip etmeye devam edecek olan, ayrıca yine bir ay öncesine kadar bloglara yorum yapmaktan özellikle imtina eden biri olarak söylemeliyim ki bazı yorumların irite edici olduğuna katılıyorum. Benim için, özellikle de, "canım ne güzel yazmışsın! Çok çok güzel duygular bunlar!" gibi şeyler böyle örneğin. Yanlış anlaşılmasın, yazanları eleştirmiyorum, bu onların tarzı, sadece ben sevmiyorum o kadar. Ama geldim, buradaydım demenin kötü olmadığı kanaatindeyim. Kimse için olmasa bile sanırım pek çok blog yazarı için, bu motive edici bir şey... Evet, diyor, okunmuşum ve yazdıklarım birilerinde karşılığını bulmuş... Sizce, sosyalleşme siteleri neden tercih ediliyor? Bu yüzden, anında dönüt alınabildiği, iletişime geçilebilindiği için vs...
Ben, evet, gerçekten okunmak için yazmıyorum ve sadece kendim için yazıyorum ama birileri okuduğunda, hele de fikir yazdığında da mutlu oluyorum... Birbirini çelen şeyler değil bence...
"Söyledim ve ruhumu kurtardım..." Reader'daki köşeme çekiliyorum :)

mr_lonely dedi ki...

Evet genel itibarıyla doğru noktalara değinilmiş. Ancak şöyle bir şey de var her yazıya da yorumlarla bir şey katmak gerekmiyor. Yani bazı yazılara teşekkürler yazıp geçmek yeterli geliyor diye düşünüyorum. Bende bilgi veren yazılara, ya da çok emek harcandığı belli olan yazılara, şiirlere vs. uzun ve faydalı yorumlar yapmaya çalışıyorum tabi ne kadar faydası oluyor orasını bilmiyorum. Yani biz o yorumun bir şeyler kattığını düşünürüz, belki hiç bir katkısı yoktur. Bir de şöyle bir şey var mesela bazı blogcular içeriği ne olursa olsun blogunda yorum görmek istiyor. O kişi yorumlarla şevke geliyor.

Ben blogumda da hoşgeldin mesajına yazdım şöyle derim her ortamda, "Gelin, yazılarımı, şiirlerimi okuyun, beğenirseniz bunu dile getirin, beğenmezseniz de eksik olduğum noktaları dile getirin, yapıcı dille eleştirilerinizi yapın ki ben kendimi geliştireyim, siz de kaliteli şeyler okuyun." Bence herkeste blogunda bunu bekliyordur.


Birde konuyla ne kadar ilgisi var bilmiyorum ama blogunu İnternet Explorer'dan açamıyorum. Bir hata veriyor. Chrome ile giriş yapabiliyorum. İE kullanıpta blogu görüp, giremeyip geri dönenler oluyordur mutlaka haber vereyim dedim.


Ben yine çenemi elime verdim uzun uzun yazdım ya kusura bakmayın. :D

eeyore dedi ki...

Ben şöyle düşünüyorum. Her blog yazarının okunmak gibi bir endişesi var. Bunu hiçbirimiz inkar edemeyiz. Ancak şunu da itiraf edebiliriz: Bu okunma ihtirası zaman zaman salt reklam amacı taşıyan yorumlar yapmamıza da neden oluyor. Sadece bir teşekkür-yazıyı okumadan- blogunuzun ziyaret edilmesini sağlıyabiliyor. Bu doğru mudur? Bence de pek doğru değil ve kültürel birikimimize hizmet etmiyor. Okumama alışkanlığımız burada da başımıza bela anlayacağınız!

Siminya dedi ki...

bir kaç ay ortadan kaybolup geldiğimde çok şeyin değiştiğini gördüm, en baştada blog yazmanın ve okumanın azaldığını. biraz şevkim kırıldı ama atlattım şimdi hayatımın normalleşmesini bekliyorum.

bugüne kadar yorumlarınla bloğuma, bana ve diğer yorum yazan arkadaşlarıma çok şey kazandırdın arzu. kimi blog yazarları yorumun önemli olmadığını ifade ederler ama ben önem veriyorum, eskiden her yoruma cevap vermeye çalışmamda bundandı ama sonra yetişememeye başlayınca bıraktım da hep içimde bir sıkıntı olarak kaldı bu durum.

dediğin gibi sosyal medya blogların içine sıçtı napalım bugünleri sakin sakin atlatmaya çalışmalıyız neticede amatör bir şey yapıyoruz telaşa gerek yok, eskiye döner yine, umarım

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Cafe;

Yazıdaki fikirlerime katıldığından ziyade, yorumunla yazıma katkı yaptığın için, çok teşekkür ederim..
Fikirlerime katılmana da ayrıca sevindiğimi belirtmek isterim..

Sosyal paylaşım siteleri ise, günümüz dünyasının vazgeçilmezleri arasında yerini aldı.
Onlarla da, onlarsız da olmuyor.
Kararında kullanılırsa, yeni insanlar ve fikirler keşfetmeya yarar sağlar..
Ancak, aşırı kullanılması durumunda, aşırı yediğimiz aburcuburların bünyemize vereceği zarar gibi, bu sitelerin de, zamanımızı çaldığını görebilmeliyiz..
Zaman ise, bilhassa günümüzde, en değerli "şeylerden" önde gelen ve boşa harcanmaması gereken bir değerdir.

Sevgilerimle.. :)


Sevgili Hiç kimse;

Evet, haklısın.. Çok çok iyi yazıyorsun.. :)
Yazılarından bazılarını daha önce de okumuş olduğumu, şimdi bloguna gidip, son yazılarından ikisini okuduğumda fark ettim..
Mükemmel bir yazı üslubun olduğunu ve okurken insanı hiç yormadan, gayet akıcı bir şekilde okunan bir yazma stilin var..
Bu nedenle seni kutlarım..
Umarım bundan sonra, daha sık ziyaretçin olacağım.. :)

"Yaptığım eleştiri bekleyen bir tiyatro oyunu değil; daha çok Audi TT ile dışarıya gezmeye benziyor" demişsin.. :))
Tiyatro oyunu yazanlardan eksik kalır bir yanın olduğunu, düşünmüyorum..
İnanıyorum ki, bunu da başaracak kapasite ve yeteneğe sahipsin..

Değerli yorumunla, bloguma kattığın zenginlik için, çok teşekkür ederim.. :)

Sevgilerimle..

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Tibet'in annesi;

Tabii ki, senin blogundan bahsetmedim..
Söz konusu olan, daha çok fikir, görüş, düşünce ve bilgi veren, insanların bir şeyler elde ettikleri baloglardır.
Aslında, oğlunun günlük serüvenleri için de, yorumcuların beğenileri yanında, bir kaç görüş ve öneri sunmaları, sizi ve oğlunuzu daha da mutlu edecektir.
Elbette, hiç kimseye zorlayarak yorum yazdırmak söz konusu olamaz..
Ama, yapılmış olsa ne güzel olur değil mi..?

Canım, sorduğun konular hakkında, bildiğim kadar sana anlatmaya çalışırım..

Katkılarından dolayı, çok teşekkürler canım.. :))

Sevgilerimle..


Sevgili Doğan Ömür;

Öncelikle, fikir ve düşüncelerini paylaşarak, bloguma verdiğin katkı için, çok teşekkür ederim.. :)

Evet, yanlış anlaşılmak benim de en çekindiğim ve dikkat ettiğim husustur.
Belirttiğin gibi, kısa teşekkür ve övgü yorumlarını ben eleştiriyorum diye, herkesin eleştirmesini filan da söylemiyorum.
Bu türlü yorumlardan hoşnut kalıp, o yorumlardan motive oldukları da, elbette üzerinde durulması ve teşvik edilesi bir noktadır.

Sosyalleşme sitelerin tercih nedenleri için söylediklerine katılmakla beraber, aşırısının zararlı olduğu fikrimde ısrarlıyım..

"Söyledim ve ruhumu kurtardım..." Reader'daki köşeme çekiliyorum :)" söylemine ise ne diyeceğimi bilemiyorum..
Arada bir böyle "ruhunu kurtarmak için dışarıya çıksan iyi olur diyebilirim.. :))

Sevgilerimle..

Arzu Breda dedi ki...

mr_lonely;

Haklısın, zaten genel anlamda olan beklentiler doğrultusunda, görüşlerimi belirtmeye çalıştım..
Yoksa, bunun dışında öyle sadece bir teşekkür mesajı beklentisi içinde olan bloglar da var..
Hatta teşekkür mesajı dahi beklemeyen, yeterki bloguna gelinip gidilsin, ziyaretçi sayısı artsın yeter diye düşünenler de..

Blogundaki hoşgeldin mesajı, gerçekten çok anlamlı.. Eleştiri olmadan, hiç bir alanda gelişme sağlanamaz..

Blogumun bazı tarayıcılarda açılmadığını biliyorum.. Şimdiye kadar, elimden geleni yapmaya çalıştım ama, sanırım beni aşan bir durumla karşı karşıyayım. Konu ile ilgisi ise sanıldığından çok fazla.. Okuyucu sayımı düşürüyor.. İlgilenip haberdar ettiğin için çok teşekkürler.. :)

Ayrıca, uzun yorum yazmak bir kusur ise, bu alemde en büyük kusurlu benim.. Çünkü, benim kadar uzun yorum yapan birine rastlamadım.. Ama, ben bunu kusur olarak değil, aksine okuduğu yazılara verdiği değeri gösteren, güzel bir davranış olarak görüyorum.. Bu nedenle de çok teşekkürler.. :)

Sevgilerimle..


Sevgili eeyore;

Bence en önemli durum tespiti diyebilirim..
Evet, malesef toplum olarak okumuyoruz ve okuduklarımız hakkında düşünce üretmiyoruz..
Her şeye boş verir bir tutum içinde, toplumun tüm kesimleri..

Bu önemli değerlendimenle, yazdıklarıma katkı sağladığın için, çok teşekkürler.. :)

Sevgilerimle..

Arzu Breda dedi ki...

Canım Siminyacım;

Senin ortadan kaybolmalarında mutlaka bir hayır vardır..
Senin şerle işin olacağını düşünmek bile abesle iştigal etmektir..

Çok şeyin değiştiğini söylüyorsun..
Ben bu değişikliği, çoğu kişinin tatil dönemi olması, yaz sıcaklarının verdiği rehavete bağlıyorum..
elbette, başka bir çok sebebi de olabilir ama, en önemli etkenin bunlar olduğunu düşünüyorum..

Yorumundan, benim düşüncelerimle tamamen hemfikir olduğunu görüyorum..
Bloguna yaptığım yorumlar konusunda ise; sen bu camiada en önemli ve önde gelen bir yazarsın..
Diline hakimiyetin ve bu konudaki yeteneğin ile ülkemizin toplumsal sorunlarına farklı bir yaklaşımla ve yapıcı eleştirilerinle, bir çok kişiye örnek oluyor ve yol gösteriyorsun..
Senin blogundaki yazılara yorumumla katkı sağlamayıp, kime sağlayacağım..
Sen benim en değer verdiğim, yazarlardan birisin..
Şu andaki durumunu gayet iyi anlıyorum, her yoruma yetişememen çok doğal..
Ünlü yazarlar, öyle her yoruma cevap veremezler..
Bunu yapmaya kalksalar, cevap yazmaktan yazılarına vakit ayıramazlar..

Sosyal paylaşım siteleri hakkında da düşüncelerimiz uyuşuyor..
Blog dünyasının içine ettikleri fikrin de yerinde bir tesbit.. :)
Uzunlafın kısası; İyiye doğru gider diye umalım ve dileyelim..
Bizlerin elinden gelen fazla bir şey de yok zaten..
Ama, fazla da boş vermemek gerekir..

Fikir ve düşüncelerini bizlerle paylaşarak, katkıda bulunduğun için, çok teşekkürler, Siminyacım.. :)

Sevgilerimle..

NoEngel dedi ki...

Merhaba Arzucum,
Blogların çoğunu gezerim.Genellıkle yorum yazarım ama bazı yazılar olur ki bana yorum yazmassan yazık olur diye bas bas bağırır.İşte en çok bu durumda yorum yazmak hoşuma gidiyor.Tıpkı şimdi şu anda senin yazında olduğu gibi arkadaşım.
Bir de şöyle bir durum var geçen gün ilk defa baktığım bir bloğa detaylı bir yorum ve önerilerimi yazdım.Bugün baktığımda o yorumuma sadece "teşekkür ederim" cevabı yazılmış.Kuru bir teşekkür çoğumuza basit geliyor.Ne yalan söyleyim böyle olunca bir daha o bloğa yorum yazmam diye içimden geçirdim.

Herşeyden önce değer verilmesini bekliyorsan, değer vereceksin.Yoksa yorum yazmanında,cevap vermenin de bir anlamı olmaz.

Bu özeleştiri ve güncel yazın için teşekkürler canım arkadaşım.Sevgiyle ve sağlıcakla kal...

Zeugma dedi ki...

Canım Arzucuğum;
Güzel bir konuya el atmışsın yine. Daha doğrusu senin üzerinde titizlikle durduğun bir konu bu, çok da iyi yapıyorsun.
Yazdıklarının her kelimesine katılıyorum, bunu bil bir kere.
Blog yazarken günlük hayatımıza göre gidiyor periyot..Bazen sık sık yazı çıkarabilirken bazen ara uzuyor. Bazen gelen yorumları tek tek ve zevkle cevaplayabilirken bazen tamamı kalabiliyor. Ama ziyaretçilerin seni anlayabiliyor.
Çok önemli bir neden yoksa ''Ben güzel yazıyorum'' diye yazısını yayınlamak ve bir kenara çekilmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Blog yazarlığı bana göre bir iletişim, bir paylaşım olayı. Yazarla yazının altında yeri geldiğinde bir diyaloga girebilmeli, sorun varsa yanıt alabilmelisin. Hatta daha önemlisi konuyla ilgili bilgilerini aktarmalı, diğer okurlar için de bu bir kazanım olmalı..Yazı o haliyle dalga dalga yayılmalı.. Yorum hanesi neden konmuş yoksa?
Yoksa yeryüzünde okunacak o kadar çok güzel kitap ve yazı var ki. Zamanımı neden bloglarda geçireyim?
Ben bana gelenlere mutlaka iade-i ziyaret yaparım örneğin. Bloguna gider, yazdıklarını okur onu tanımaya çalışırım. Sevmişsem ziyaretlere devam ederim.
Yorum bıraktığım blogun yazarı başkalarına cevap verip bana vermemişse, bunu tekrarlamışsa üstelik, bir daha asla uğramam ( bu en kötü huyumdur işte )..
Ya herkese ya hiç kimseye... Prensiplere saygım sonsuzdur yoksa.Kimseye karşılık vermeyen bir yazar bana neden versin?
Twitter'a üye olmuştum sadece ..ama kullanmayı öğrenemedim ve bıraktım gitti..Zamanım yok zaten :))
Aklıma gelenleri tek tek sıraladım böylece..
Hazır yeri gelmişken bloguma gelip emek vererek yazdığın o sevgi dolu, konuyu olabildiğince irdeleyip görüş beyan ettiğin, diğer yorumculara soru sorup, yeri gelince onlara yanıt verdiğin yorumlara teşekkür ediyorum..burada ve bir kez daha..
Güzel yüreğinden klavyeye akıttığın her kelimen için..
Sevgilerimle Arzucuğum..

Zeugma dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Arzu Breda dedi ki...

Sevgili NoEngel;

Merhaba canım arkadaşım.. :)
Biliyorum, senin nasıl yorum yaptığını çok değerli arkadaşım..
Kesinlikle, yapıcı eleştiri ve önerilerinle düşüncelerini açıklar ve yol gösterici olduğunu biliyorum..
Dediğin gibi, bazı blogcular yazılarına yapılan yorumlara, kısa cevaplar veriyorlar, veya onu da vermiyorlar..
Fakat, o şekilde yapanların çoğu, herkese aynı davranıyorlar..
Şimdi, yapılan yorumda, uzun uzun cevaplanması gereken bir şey bulunmadığı zaman da, ne yazsınlar ki..
Onlara hak veriyorum..
Aynı şekilde, yazıya yapılan yorumlarda da, eğer yazı bir fikir belirtilmesine gereksinim duyan bir yazı değil de, bir beğeni ifadesi ile yetinilebilecek türden bir yazı ise, ne yapılabilir ki..
O türlere bir sözüm yok zaten..

Canım arkadaşım, yazdıklarıma değer vererek, benim için değerli olan fikirlerini paylaştığın için, asıl ben sana çok teşekkür ederim.. :)

Sevgiyle ve sevdiklerinle kal, daima..

Arzu Breda dedi ki...

Canımın içi Zeugmacığım;

Canım Zeugmam, ben de senin dediklerine aynen katılıyorum..
Malesef, bazen öyle anlar oluyor ki, yazılarını takip ettiğim ve yorum yaptığım kişileri atlıyor, unutuyor ve takipte zorlanıyorum..
Bu durum bazen işlerin yoğunluğundan, bazen kendi sıkıntı ve sorunlarımızdan, bazen de o kişilerin ara vermeleri nedeniyle olabilmekte..
Sebebi her ne olursa olsun, ilk zamanlarda beğeniyle takip edip, yorumlarımla katkıda bulunduğum bir çok blogu bugün takip dahi edemeyip, yazılarını okumadıklarım mevcut..

Bunun nedeni, benim işlerim veya diğer sosyal paylaşım sitelerine fazla zaman ayırmam olabilir..
Ama, asla senin en kötü huyum dediğin nedenle, yorum yapmama gibi bir huyum yoktur..
Bu huyunu değiştirmeni, en azından gayret etmeni tavsiye ederim, bir "öğretmen adayın" olarak.. :)

Sosyal paylaşım siteleri olarak Twitter'in fazla bir zararı olacağını düşünmüyorum..
Çünkü, twitter aynen sms mesajı gibi, kısa ve öz mesajlarını, takip edenler listendekilere ulaştırma amaçlı bir sistem..
Halbuki, facebook ve friendfeed öyle değil..
Orada zaman geçirip, kim neler yazıyor ve senin o yazılanlar hakkındaki düşüncelerini onlara bildirmen şeklinde geçiyor ki, insanın zamanının çok büyük bir kısmını alan bir sistem..
Faydası yok mu, bu sitelerin..?
Elbette faydalı oldukları yönleri de mevcut..
Yeni kişi ve fikirlerle tanışmanı sağladığı gibi, senin fikir ve düşüncelerini de, başkalarına ulaştırmanı sağlayabilirsin..
Ayrıca, daha çok tanıtım amaçlı çalışan ve bu işe yoğunlaşan site ve bloglar için bulunmaz bir nimet..
Kitap, film, müzik, teknoloji üretici ve satıcıları, sanatsal olayları tanıtan sitelerin kendi ürünlerini tanıtıp, geniş kitlelere duyurabilecekleri bir ortam..

Hayatım, sen "aklıma gelenleri sıraladım" diyorsun, senin aklının bu kadarla sınırlı olmadığını ben biliyorum..
Konuyu yeteri kadar, benim aklıma gelmeyen, yorumcuların belirtmedikleri yönleri ile ele alıp değerlendirmede bulunmuşsun, daha ne isterim..
Ayrıca da, benim için madalyalardan ve nişanlardan daha değerli, o güzel sözlerinle mükafatlandırdığın için, her şey için çok çok teşekkürler, benim canım Zeugmam.. :)

Sevgilerimi gönderiyorum, canımın içi..

Zeugma dedi ki...

''Yorum bıraktığım blogun yazarı başkalarına cevap verip bana vermemişse, bunu tekrarlamışsa üstelik, bir daha asla uğramam ( bu en kötü huyumdur işte )..''
Bana değiştirmem için telkinde bulunduğun bu huyumu değiştirebileceğimi hiç sanmıyorum Arzucuğum.Çok üzgünüm..

Şöyle düşün.. 6-7 kişilik gurupla bir arkadaşını ziyarete gidiyorsun. Fakat ''O'' herkesle ilgilenip seni görmüyor..
Önemsemiyorsun, olabilir diyorsun..
Ama bir dahaki ziyaretinde de aynı şey başına geliyor ve ortalıkta ağaç gibi kalıyorsun...
Tavır herkese karşı aynı olsa hiç sorun değil,inan bana canım.. Hoş bir şey değil o yüzden. Benim asla yapmayacağım bir davranış biçimi...
Kendi yadırgayışım ve ''en kötü'' huyum dediğim de bu yüzden işte.Gerçek hayattan hiçbir farkı yok yani..İstenmediğin yerde durmazsın :)
Altında bir sebep olduğu düşüncesi beni daha fazla yıpratmadan bu sayede rahatlıyorum...

Telkinin, iyi niyetin için ve sevgi dolu sözlerin için teşekkür ediyor,sevgiyle öpüyorum..

Arzu Breda dedi ki...

Canım Zeugmacığım;

İnan ki, orada senin sözlerinden; şimdi örneklediğin şekilde, gerçek hayatta karşılaşılabilecek bir durum karşılaştırması, aklıma dahi gelmedi..
Gidilen bir ziyarette, seninle ilgilenilmeyip, yok farzedilerek, önemsenmeyerek, başkaları ile ilgileniliyorsa, elbette orada istenmediğini anlayıp, oradan ayrılman ve bir daha da, onunla ilişkini kesmen en doğru davranış olmalı.
Kendisine saygısı olan bir kişinin yapacağı, kişiliğinin çiğnenmesine göz yummaması olmalıdır..
Ancak, ben başta da söylediğim gibi, hiç öyle bir benzetme durumunu dahi düşünmedim ve şu anda da "fazla" bir benzerlik göremiyorum..
Ya da, senin prensip olarak baktığın bazı şeyleri, ben es geçiyor olabilirim..
Mesela sen, sana yorum yapan herkesin bloguna gidip, her zaman yorum bırakırım, diyorsun, bense bana yorum bırakan herkese gidip yorum yazamıyorum..
Ancak, bana gelsin veya gelmesin, kendimin o anda yorum yapma isteğime bağlı olarak, yorum yaptığım bir çok kişi oluyor..
Yani demek istediğim, benim öyle, sıkı sıkıya bağlı bir prensip ve kesin tavrım yok bu konuda..
Ama, sadece bu konuda yok..
Elbette, benim de sahip olduğum ve sıkı sıkıya uyguladığım kendi prensiplerim var..
Unutmadan belirteyim, (çünkü, ben çok unutkanım) kesin prensiplerim yok dedim ya, bu durum aslında, bazı yorum yaptığım kişilerin bloguna dönüp, acaba benim yorumuma ne cevap vermiş diye bakmayı unutuyor ve cevapsız olup olmadığından habersiz oluyorum..
Hah işte bu nedenle de, ben prensiplerim olmuş olsa da, yani sadece benim yorumuma cevap vermemiş olsa bile, ben bu durumdan habersiz olduğumdan, bir süre sonra, herhangi bir zamanda, yazmış olduğu bir yazı için gidip tekrar yorum yapabiliyorum..
Şimdi bu durumda; benim prensipsiz mi, prensiplerini çiğneyen biri mi, yoksa unutkan bir zavalı mı olduğumu, kendime sormam gereken sorular olarak görüyorum..
Bunları belirtmemin nedeni ise; yorumumda "öyle kötü bir huyum yoktur" sözünü buna bağlamak içindi, ama unutkanlığın da "kötü bir huy" olduğunu "unutmuşum"..
Eğer bir gün, yazdığın bir yorum cevapsız kalırsa, "Arzucum yine unutmuş.. Ooo, hem de iki gün geçmiş, Arzu bunu nereden hatırlasın ki" diyerek, bana tekrar hatırlatma mesajı yolla, olur mu, canım Zeugmacım..?

Zeugmacığım, sana "telkin ve tavsiye" sözlerimi ise, senden küçük bir arkadaşının "beceriksizce" fakat "iyi niyetle" yaptığı bir "şaka" olarak kabul et, lütfen..
Sen benim şaka yollu da olsa, gerzekçe söylenmiş sözlerime itibar etme, kendi bildiğin yoldan şaşma..
Sen her konuda benden daha tecrübelisin çünkü..
Tecrübe ise, her zaman kesinleşmemiş bilgiden daha üstündür..

Ancak, hala kafama takılan, zihnimi tırmalayan bir nokta var..
Halen gerçek hayat örneğiyle, bahsi geçen konuyu eşitleyemiyorum..
Gerçek hayatta, öyle bir davranış nedeniyle ilişkimi kestiğim kişiye bir daha gitmeyeceğim gibi, onun fikir ve düşünceleri de beni hiç ilgilendirmez ve umursamam..
Fakat, blog dünyasında, diyelim ki, dediğin gibi davranan birinin bir görüşü hakkında, farklı düşündüğünü ve bu düşünceni ona belirtmek istemez misin..?
Eğer ondan farklı bir düşüncem varsa ve bu düşüncemi dile getirmekten çekinmiyorsam, ben isterim ona cevap vermeyi..
Benim yorumuma ve fikirlerime ister cevap versin, isterse vermesin..
Benim oraya yorum yapmama izin verildiği sürece de, konu hakkında eleştiri ve görüşlerimi söylemekten vazgeçmem..
Eğer o dikkate almıyorsa, mutlaka dikkate alacak birileri olacaktır, benim fikir ve düşüncelerimi..
Konuyu fazla uzattım biliyorum, uzadıkça da rayından sapmaya başlıyor..
En iyisi, daha güzel söz ve düşüncelerde birlikte olalım diyerek, bu mesaja nokta koymak..

Beni çok mutlu ediyor bu yorum ve sözlerin, canımın içi sevgili Zeugmam.. :)
Bana yazdığın her mesajın her kelimesi, tüm harf ve işaretleri dahil, hepsi için, her şey için çok teşekkür ediyorum.. :)
Sevgiyle çok çok öpüyorum, biricik Zeugmam..

Zeugma dedi ki...

Yahu Arzucuğum, sana öyle bir şey yapmam..Tanıyıp sevdiklerime yapmam..
Amma korkuttum seni yaa... !!!

Zaten senin öyle yapmayacağını da bilirim..Unutursan da gelir hatırlatırız altına yorum olarak. Mesaj olarak değil :)) Bu bir samimiyet meselesidir.

Ama yeni tanıdığım biri için bunu asla yapmam..Olay bu...

Hem ben de yapabilirim senin dediğini. Örneğin sen benim yorumumu cevaplayıp soru soruyorsun devamında..Görmem uzun sürebiliyor.Yoğunluktan bunlar olabilir, sen de benim kusuruma bakma ve hatırlat olur mu canım?

Blog yazarken herkesin bir prensibi var, zamanla anlıyor insan ve ona göre davranıyor. Ama bu prensipleri gelen kişiye göre bozmamak gerekiyor..Asıl mesele bu Arzucuğum ..

Bu yorum işini çok önemsediğinin farkındayım.Yazıyı ve altına gelen yorumları okuyup konuyla ilgili bildiğin her şeyi yazıyorsun, bilgi aldığını söyleyip teşekkür ediyorsun. Yorumculardan herhangi birine soru yöneltip bilgi isteyebiliyorsun.
Bana telkinde bulundun diye kızmıyorum sana canım..Doğru olan seninki belki, ama gel de bana bunu anlat :)) Hem ''en kötü huyum'' demiştim bak ..
Ben de sana her şey için, sınırları çok geniş iyi niyetin için teşekkür ederim. Ben senin kadar olamıyorum gerçekten.
Sen hep böyle sevgi dolu ol..
Zeugma'nın bir tanesi ol, olur mu?
Ben de seni öpüyorum Arzucuğum..
Sevgiler..

Arzu Breda dedi ki...

Canım Zeugmam;

Aaaaayy...!!! Çok korkuttun beni..
Yapma bunu bir daha..
:DDDD
Yok yok, korku filan değil canım, sadece saygı ve sevgi var aramızda..
Değil mi ama, bak böyle uzun uzun, açıklamalı yorumlar yapılınca, hiç bir soru kalmıyor insanların aklında..?

Bir şey daha yumurtlayayım da, bunun üzerinde de epey bir yorumlaşırız..
Şimdi sen "en kötü huyum" dedin de, ben de değiştirmeni önermiştim..
Mantık çerçevesi içinde yapılan hiç bir şey, kötü huy kategorisine girmez, diye bir görüş ileri sürüyorum..
Ve bu çerçeveden düşünecek olursak da, senin yaptığın gayet mantıklı bir durum ve buna göre de, "kötü bir huy" sayılamaz..
Bu durumda da, benim önermem yanlış ve gereksiz duruma düşer..
Nasıl sıyrıldım ama..?
Felsefe ve mantık uzmanı var karşında, canımın içi.. :)))
Ahahahaa... :DDDD

Bak yine uzattım, güya sadece ilk baştaki cümleyi yazıp, "tamam anlaştık o zaman" deyip bitirecektim..
Ama, çenem düşük ne yapayım..
Benim de, "en kötü huyum" bu işte.. :)))

Öpüyorum canımın içi Zeugmam..
Sevgilerimle..

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Size katılıyorum. Uzun ve detaylı yorum yapamamın tek nedeni henüz yeni olmam sadece kızmayın bana olurmu.:)

Arzu Breda dedi ki...

Doğruları Söyleyen Adam;

Hoş geldiniz, sefalar bulursunuz inşallah.. :)

Size niye kızalım ayol..?
Ziyaretimize ilk defa gelen birisiniz..
Başımızın üstünde yeriniz var..
Yeni olmasanız ne farkeder, ayrıca..
Doğruları söyleyen hiç kimseyi de kovmayız.. :)
Burası da, sizin "onuncu köyünüzdür"..

Ziyaretiniz ve yorumunuz için, çok teşekkürler.. :)
Sevgilerimle..

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

Ziyaretinize ve güzel yorumuza çokk teşekkür ederim.:) Köyümde mutlu olacağım sanırım.:)

Arzu Breda dedi ki...

Doğrucu Davut;

Öncelikle, kendi belirlediğin ve sevdiğin için kullandığın "nicki" kullanmayıp, başka şekilde hitap etmeme, kırlıp gücenmediğini umarım..
Elbette, yeni başlayan arkadaşları teşvik etmemiz gerekir..
Onların, ziyaretçim yok diye küsüp bu işi bırakmalarını istemeyiz..
Çünkü, bizler de bir zaman aynı yoldan geçtik..
Bu yola sizden biraz daha önce çıkmak, dolayısıyla biraz daha tecrübeli, daha çok kişiyi tanıma dışında, aramızda fark yoktur..

"Köyümde mutlu olacağım sanırım" demişsin..
Umarım, mutlu olursun..
senin mutlu olman, bizi de sevindirir.. :)

Sevgilerimle..

M Enes dedi ki...

Arzu Hanım ,
Teknik olarak bir kaç tavsiyede bulunacağım ;
bloğunuzun alt kısmındaki link çıkışlarınız çok fazla ve bazılarının gayet gereksiz olduğunu görüyorum, size bir artı katmadıkları gibi , örümceklerini sitenizi yanlış tanımasına sebebiyet verebilir.
Ayrıca blogspotta var mı bilmiyorum ama ping servislerini kullanarak yazılarınızın daha hızlı indexlenmesini sağlayabilirsiniz.
Ayrıca bir kategori yapısı size zahmet vermeden , hem okuyucularınıza konuya göre okuma kolaylığı sağlayacaktır hem alakalı sayfaya alakalı ziyaretçiler arama sonuçlarından gelebilecektir.

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili M.Enes,

Blogumla alakalı verdiğin teknik bilgiler için, çok teşekkür ederim.

Söylediklerini uygulamaya çalışacağım. Umarım daha hızlı indekslenir ve arama kolaylığı sağlanır.

Sevgilerimle..