29 Mart 2010

Seçgül kızın hikayesi..

Kasabanın birinde, Seçgül adında çok güzel bir kız yaşarmış. Bütün erkekler, onunla evlenmek ister, fakat o hiçbirini beğenmezmiş. Yine, onun reddettiği gençlerden biri, unutmak için şehre yerleşmiş.

Yıllar sonra kasabaya uğradığında, kimseyi beğenmeyen bu kız kimle evlenmiş acaba diye merak etmiş ve birilerine sorup, kızın evlendiği kişinin evini bulmuş ve kızın evinin önünde beklemeye başlamış. Biraz sonra içerden oldukça çirkin, göbekli filan bir adam çıkmış. Genç adam, böyle birini görünce çok şaşırmış.

Kapıyı çalmış ve Seçgül’e sormuş; "Senin gibi kimseyi beğenmeyen bir kız, nasıl olurda böyle biriyle evlenir?" Seçgül hüzünlenmiş ve demiş ki; "Şu gördüğün gül bahçesine gir ve bana en güzel gülü koparıp getir, fakat kesinlikle geçtiğin yere geri dönme."

Genç adam, en güzel gülü getirmek için bahçeye girmiş. Karşısına çok güzel bir gül çıkmış, fakat mutlaka daha iyisi vardır diye, ilerlemeye devam etmiş. Karşısına çok güzel güller çıkıyor, fakat o, en iyisini bulmak amacıyla ilerlemeye devam ediyormuş. Birde bakmış ki,  bahçenin sonuna gelmiş ve orada sadece solmuş bir gül kalmış. Geri dönemeyeceği için de,  mecburen o solmuş gülü götürmüş kıza.

Seçgül, genç adama bakmış ve, "İşte benim hikayemde böyleydi" demiş.

*  *   *

Yukarıdaki Seçgül kızın hikayesi gibi çok hikayeler duymuşsunuzdur. Karar vermekte zorlandığı için evde kalmış veya istemediği evlilikler yapmış bir çok kız ve(ya) erkeğin hikayeleri de bu kızın hikayesinden farklı değildir.

Peki bu karar verememe veya yanlış karar verme, sadece evlilik sürecine mi mahsustur? Hayatın her alanında bizleri bir karar verme süreci beklemektedir. Bazen çok kolaydır karar vermek, ama bazen de çok zorlanırız. Özellikle bizim için çok önemli olan, hayati diyebileceğimiz konularda karar verirken, çok zorlanır, hatta bu nedenle strese girer, günlerimizi zehir ederiz kendimize.

Karar vermekte zorlanmamızın nedeni, vereceğimiz kararın doğruluğundan emin olabilmektir.Vereceğimiz yanlış bir kararın bizi ne gibi durumlara sokabileceğini düşünür, bu düşünce sonucu da, bizi çeşitli olumsuz duygularla birlikte, kaybetme korkusu sarar. İçgüdülerimize güvenmek bizi doğru karar almaya bir adım daha yaklaştırırken, kaybetme korkusuna kapılmak yanılmamıza neden olabilir.

Sonradan pişmanlık duygusuyla boğuşmamak için, verdiğimiz kararların doğruluğundan nasıl emin olabiliriz? Ya da diğer bir deyişle verdiğimiz her kararın arkasında göğsümüzü gere gere durabiliyor muyuz? Diyet yaparken bile verdiğimiz kararın arkasında ne kadar emin durursak, kilolarımızı o kadar kolay ve hızlı bir şekilde kaybettiğimizi görürüz.

Dünyaca ünlü bilim dergisi New Scientist, karar verirken doğruluk payını artıracak etkenleri 10 ana başlıkta topladı. Karar verme sürecinde zorluk yaşayanlara duyurulur. İşiniz aslında sandığınızdan daha kolay. İşte size, karar vermenizi kolaylaştıracak 10 maddelik rehberiniz..

1. Kararlarınızın sonuçlarından korkmayın
Karar vermeyi zorlaştıran en önemli faktörlerden biri, daha kararı vermeden sonucunu düşünmeye başlamaktır. Yapılan araştırmalara göre, aslında kararın sonucunu düşünürken, her zaman abartıya kaçıldığını gösteriyor. Yani kararın sonucunda, hiçbir zaman önceden hayal edildiği kadar acı, ya da mutluluk yaşanmıyor. Kişileri bu abartılı, yanlış öngörülerde bulunmaya iten ise, kaybetme korkusudur.

2. İçgüdülerinize güvenin
Aşırı bilgi birikimi, hayatın her alanında, özellikle de pratik düşünülmesi gereken zamanlarda sorun yaratabilir. İyi ve doğru bir karar için, her zaman uzun bir süreye ihtiyaç olduğu düşünülür. Oysaki, hayatın bazı alanlarında ani ve içgüdüsel fikirler, uzun zaman harcanarak alınan kararlardan çok daha iyi sonuçlar verir. Bilimsel araştırmalara göre, ilk kez karşılaştığımız insanlara ait izlenimlerimizi, o kişinin yüzünü gördüğümüz ilk 100 milisaniye içinde ediniyoruz.

3. Duygularınızı küçümsemeyin
Kararlarınızı alırken duygularınızı küçümsemeyin. Önemli olan, duygularınıza güvenerek karar almanız değil, karar alırken hangi duygulardan yararlandığınızdır. Örneğin, öfke altında aldığınız kararlar daha bencil, daha aceleci ve daha risklidir. Üzüntü ise, doğru karar alınmasını sağlayan tek duygudur. Hatta araştırmalara göre, hayatı, kararları ve geleceği en iyi öngören kişilerin, depresyondakiler olduğunu göstermektedir. Psikologlar, bu özelliği, 'Depresif gerçekçilik' olarak tanımlıyor.

4. Şeytanın avukatı olun
Hiçbir zaman, gerçek anlamda objektif olamayacağınızı kabul etmelisiniz. Geçmişiniz, yaşadıklarınız ve duygularınız, farkında olmasanız da sizi taraf yapar. İyi ve doğru bir seçim yapmak istiyorsanız, hatalı olduğunuzu gösterecek kanıtları görmezlikten gelmeyin. Fikirlerinizi çoğaltmaktan, değiştirmekten kaçınmayın. Kendinize açıklıkla bakmayı deneyin ve öyle karar verin.

5. Ayrıntılara boğulmayın
Karar alma sürecinizi sekteye uğratacak en büyük kriz anlarından biri de, ayrıntılara takılmaktır. Psikologların 'Demir atma etkisi' adını verdikleri bu durumun, ne zaman karşınıza çıkacağı belli olmaz. Örneğin, indirim döneminde, eşyanın orijinal fiyatına bakınca, kelepir olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak, aslında ürün, indirimli fiyatı ile hala değerinin üstünde satılıyor olabilir.

6.Gidenin ardından yas tutmayın
'Zararın neresinden dönülse kardır' sözüne fazla inanmayanlar, eski alışkanlıklarından kopmakta zorlanırlar. Oysa, bazı durumlarda geçmişi bırakıp, geleceğe yönelik kararlar almak, zarardan çok yarar getirir. Yürümeyen bir ilişkiyi zorla yürütmeye çalışmak, kapasitenin üstünde bir işin altından kalkmaya uğraşmak, ya da artık kullanılamayan giysilerden vazgeçmek gibi. 'Olan oldu, biten bitti' mantığını benimseyenler, geçmişteki hatalardan pişmanlık duymadan, yeni kararlara doğru kolayca yol alabilirler.

7. Gözlüklerinizi değiştirin
Hayata bakış açınızı değiştirdiğinizde, geçmişte gözden kaçan birçok şeyi fark etmeye başlayacaksınız. Örneğin, ürününe 'yüzde 10 yağ içerir' yerine, 'yüzde 90 yağ içermez' yazan satıcılar artık sizi avlayamayacak. Siz, görmek istediğiniz gibi bakmak yerine, birkaç farklı açıdan bakmaya başladıkça, kararlarınızı daha kolay ve daha emin bir şekilde vermeye başlayacaksınız.

8.Toplumsal baskılara yenilmeyin
İnsanların fikirlerini oluştururken ve karar verirken, sosyal yapıdan nasıl etkilendiğine dair verilecek en doğru örnek, dini tarikat, çete ve örgüt mensuplarıdır. Tek yaşayan kişiler, grup içindeki kişilere göre, kararlarını her zaman daha kolay verirler. Sorumluluğunuzun ve kararlarınızın hiçe sayıldığı ortamlardan uzak durun. Bireylerinin fikirlerine saygı duyan, tartışmaya açık gruplar içinde yer almak, size çok şey kazandıracaktır.

9.Seçeneklerinizi azaltın
Fazla seçenek, hata yapma oranınızı artırır. Örneğin, elinizde birden fazla diyet programı varsa, kendinize en uygun olanını seçmekte, mutlaka zorlanırsınız. Seçenekler arttıkça, inceleme, değerlendirme süreci artar, zihin karışır ve beyin bir anda bloke olma tehlikesi ile karşı karşıya gelir. Az ama öz seçenek, her zaman fazla seçenekten daha iyidir. O nedenle karar vermeden önce, seçenekleri azaltmakta her zaman fayda vardır.

10.Topu başkalarına paslayın
Bazı durumlarda karar vermek, sanılandan daha zor ve karmaşıktır. Bu gibi durumlarda karar verme görevini, başka bir kişiye devredebilirsiniz. Örneğin, kendinize uygun birkaç diyet programı arasında sıkıştığınızı hissediyorsanız, bırakın kararı doktorunuz versin. Ya da, arkadaş grubunuz için, ortak bir plan yapma görevini, başka kişilere paslayabilirsiniz. Böylece, hem zihninizi rahatlatır, hem de stres düzeyinizi aşağıya çekebilirsiniz.

Resim :deviantART 

8 YORUMLAR :

elifin terazisi dedi ki...

Paylaşım için teşekkürler. Side bar yukarıdan aşağıya şerit gibi inip, yazınızın üzerini kapatıyor,sevgiler:)

Siminya dedi ki...

teman sadeleşmiş ya oh arzu, çok beğendim.

hikayede güzel, bende kararsız bir insanım ve verdiğim kararlar çokda iyi çıkmaz basit şeylerde bile pişman oluyorum ayakkabıda, çorapta bile.
şıklar içinde en doğrusu seçeneğin azaltılması ve ne olursa olsun sonuçlara fazla üzülmemek, napalım kalan sağlar bizimdir :)

Sishyphos dedi ki...

Duygusal yaşamımda da iş yaşamımda da;çok çabuk bir durum değerlendirmesi yapıp en uygun olduğuna inandığım kararı alıp sonuna kadar onu uygulamışımdır hep.Çok can yakar ama bu özellikle duygu ise konu.Canımı kimse daha fazla yakmasın diye kendimi kesip kanattığım çok olmuştur.Olsun ,onlar da bizi biz yapıyor.

Arzu Breda dedi ki...

Sevgili Elifciğim;

Ben de sana çok teşekkür ederim hayatım..

Sidebarın ortada yazıların üzerinde gözükmesi, kullandığın monitörün ekran çözünürlüğünün düşüklüğünden kaynaklanıyordur.. Çünkü, düşük çözünürlükte olan monitörlerde bu durumun meydana geldiğini gözlemledim ben de..

Teşekkürler ve sevgiler.. :))


Canım Siminciğim;

Temamı beğenmene memnun oldum.. Aradım aradım, Siminciğim ne beğenir diye, bunu buldum sonunda.. :))

Dediğin gibi, kararsız olmayan çok az insan vardır aslında.. Herkesin bir kararsız kaldığı durumlar olabilir..
Benim de oluyor elbette kararsızlıklarım ama, öyle durumlarda ben en son şıkka başvuruyorum ve sorunu başkasına paslıyorum.. Ve ohh ne rahat diyorum.. :))


Sevgili Sishyphos;

Evet, en doğrusu da bu.. Bizi biz yapan, kararlarımızdır..
Dediğin gibi bazen yanlış kararlar alıp, canımız yanar ve üzülebiliriz ama, önemli olan verdiğimiz o kararın arkasında durabilmektir. Çünkü, verdiğimiz karar, kendimize göre doğru olandır..
Tabii ki, sonradan kesin olarak yanlışlığından emin olduğumuz kararlarımızı da gözden geçirip, değiştirmek de önemlidir.. Yanlış olanı bilip de, inatla onu savunmak bizi daha kötü yanlışlara sürükleyebilir..

Çok teşekkürler, fikirlerini bizimle paylaştığın için..

Sevgiler gönderiyorum..

sufi dedi ki...

Sevgili arzukızım;
Seçgül'ün durumunda çok insan tanıdım.Kararsızlıklarının esiri olup bahçenin sonundaki en solgun güle müstahak olmuş. Emsalleri boylarınca çocuklarıyla onlara nispet yaparken "ben neden şöyle yapmadım bu kararı almadım?" diye yakınanlar."Zararın neresinden dönülürse kârdır", ya da "zarardan kârdır" son eyvallahları ama olsun yine geç verilen kararla bile düze çıkma şansına kavuşmuş olurlar sonunda.Bense içgüdülerime güvenen, başımda bir ampul yanmadan ya da rüyalarımdan ilham almadan kararlarıma adım atmamışımdır.Sonunda zarar mı gördüm; her zararın içinde bir kâr vardır diye düşününce pişmanlıklarım da olmuyor işte.
"Ne varlığa sevinirim
ne yokluğa yerinirim"de diyebiliyorsa Yunus gibi her insan da ayağının gittiği yere gider takılıp kalmaz orada burada.Değil mi cankızım? seni seviyorum ben ötesi faso-fiso...

Arzu Breda dedi ki...

canımın içi Tontinim;

Seçgül'ün durumunda mutlaka benden çok kişiyi tanımışsındır. Benim de bir çok tanıdığım kişi var böyle kararsızlık nedeniyle bırak solgun güle razı olmayı, kendi solgun gül olup, kenarda bekleyen de bir çok kişi var..

Hele şu evlilik konusunda kararsız kalanlar açısından, en son seçenek olan topu başkalarına paslamak en doğrusu olmalı.. Eskilerin görücü usulleri ve büyüklerin dediğine uymak, bu bakımdan genç kızlara kolaylık sağlayan bir yöntemdi aslında.. Anne-Baba karar versin kiminle evleneceğine, sen hiç takmaya kafaya.. Ohh ne rahat.. Gerekirse de, suçu anne-babaya atıverirsin olur biter.. :))

Ahh canım Tontinim, kim Yunus gibi düşünüp, davranış gösterebilir ki?.. Keşke hepimiz onun gibi olabilsek..

Ben de seni çok seviyorum Tontinim.. Ellerinden öpüyorum..

Kucak dolusu sevgimi gönderiyorum..

EVRAKA dedi ki...

bazen oyle kararsız oyle kararsız kalıyorum ki karnıma agrılar beynıme zonklamalar gırıyor sanırım saldım cayıra mevla kayıra modu hakım olmalı hayata bazen en az azından keske dememek ıcın en azından niye dememek ıcın

mehtap dedi ki...

Kusura bakma Breda, buraya yazmak istedim.
Yeni yaşının önce sağlık,mutluluk ve şans getirsin.Sevdiklerinle birlikte nice seneler geçirmeni dilerim..Mutlu yıllar canım.
Sevgiler.